BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sanatçılar bile kurtaramadı

Sanatçılar bile kurtaramadı

Güvenilirlik, tatmin edici bir program ve saygın bir ağırbaşlılık olmadan partilerin seçim propagandalarına isterseniz Türkiye’nin bütün şarkıcılarını getirin, ............



Güvenilirlik, tatmin edici bir program ve saygın bir ağırbaşlılık olmadan partilerin seçim propagandalarına isterseniz Türkiye’nin bütün şarkıcılarını getirin, dev konserler tertipleyin, kazanamıyorsunuz. ‘Öz’de kaybedeni sanatçılar bile kurtaramıyor. Bu yolla avlanmaya çalışan halk, seçim öncesi bazı çevrelerce tasarlanan muhtemel bir DSP-ANAP koalisyonuna müstakbel küçük ortak gözüyle bakılan MHP’yi inanılmaz bir destekle Türkiye’nin ikinci partisi konumuna getirdi. Halbuki onlar, meydanlarda seçim konuşmalarından önce hiçbir şarkıcıya konser verdirtmediler, ciddiyet ve ağırbaşlılıklarını bozmadılar; kavga ve hırçınlık rüzgarı estirmediler. Kendilerine ve millete inandılar, milli meselelerde samimi bir duyarlılık gösterdiler; sonuçta kazandılar. MHP, geçmişte hep aşırı milliyetçi, hatta ondan da öte ırkçı, faşist bir parti olarak tanımlandı; önyargısız, objektif bir değerlendirmesi yapılmadı. Kosova’da Sırplar’ın Arnavutlar’a yaptıkları dehşetengiz soykırım, “faşizm”in gerçek yüzünü ortaya çıkarınca, bu kelimenin ülkemizde ne kadar yersiz ve sorumsuz telaffuz edildiği ortaya çıktı. Türkiye’nin içte ve dışta hain emellerle kuşatıldığı bir dönemde “milliyetçilik”in doğal olarak insan bünyesinde var olan, kendini ve değerlerini koruma olgusu olduğu daha net biçimde anlaşıldı. Esasen bu olgu olmadan hiçbir toplum varlığını sürdüremez. Rahmetli Celal Bayar’ın “Halk, hırçınlığı sevmez” sözünün doğruluğu bir kez daha anlaşıldı. Bu eğilimde olanlar geriye itildi... Ancak, CHP’nin içler acısı duruma düşmesinden büyük ölçüde hırçın ve uzlaşmaz tavırlarından dolayı Baykal sorumlu görünüyorsa da, bence esas etken, partinin sosyal demokrat çizgisinden uzaklaşmasıdır. Öte yandan Recai Kutan’ın dengeli ve mutedil kişiliğine rağmen, Fazilet Partisi’nin yenilgisinde halkın dinin siyasete alet edilmesini istememesi büyük ölçüde rol oynadı. Bence Ecevit, saygın kişiliğiyle tek başına DSP’yi birinci yaptı. Bu da üstünde düşünülmesi ve ders alınması gereken çok önemli bir olay. MHP’nin yakaladığı başarı, çeşitli çevrelerde, çeşitli biçimlerde yorumlanıyor. Evdeki hesapları çarşıya uymayanlar, bu başarıda, geçen seçimde Refah Partisi’ne verilen tepki oylarının bu partiye kaydırılmasının büyük ölçüde rol oynadığı kanaatini savunuyorlar. “Laik milliyetçi düşünce”nin varlığını kabul etmeyenler (yani gerçekçi olamayanlar) şimdiden erken seçimi dillerine doladılar. Yani yine halk iradesi önyargısız, objektif bir tutumla değerlendirilmiyor. Karışan hesaplar, bulanan zihinler, uğranılan hayal kırıklığı, sağduyulu davranışın biraz geç yakalanacağını gösteriyor. MHP’yi eski hırçın profilinden kurtararak mutedil bir çizgiye getiren Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin dediği gibi 18 Nisan seçimleri demokrasimiz ve milletimiz açısından önemli bir dönüm noktası olabilir, daha istikrarlı siyasi dengeler kurulabilir. Haydi hayırlısı, kolay gele diyelim!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT