BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sporcuya, sporcu soruları!..

Sporcuya, sporcu soruları!..

Thatcher “o yasağı kendi ülkesinin takımlarına kendi koymuştur ve İngiltere’nin prestijini arttırmıştır”; Türkiye’deki durum öyle midir; yasaklama kararını verecek kuruluşlar, UEFA’dır, FIFA’dır.



Thatcher “o yasağı kendi ülkesinin takımlarına kendi koymuştur ve İngiltere’nin prestijini arttırmıştır”; Türkiye’deki durum öyle midir; yasaklama kararını verecek kuruluşlar, UEFA’dır, FIFA’dır. Sportif olaylara “siyasetçiler” başka pencereden, “sporcular” başka pencereden bakarlar. Bu bakımdan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Thatcher örneğini vererek” görüşlerini açıklaması “başka bir şeydir”, Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’in açıklaması “başka bir şey!..” Futbol Federasyonu Başkanı, “görüşlerini açıklamadan önce”, mesela “şu” soruların cevaplarını da hazırlamalı ve sorulduğunda “hazırladığı” cevapları verebilmelidir: 1 - Thatcher “o yasağı kendi ülkesinin takımlarına kendi koymuştur ve İngiltere’nin prestijini arttırmıştır”; Türkiye’deki durum öyle midir; yasaklama kararını verecek kuruluşlar, UEFA’dır, FIFA’dır. Onların yasaklaması, Türkiye’yi “Şikeye bütün dünyanın verdiği cezaları vermeyen bir ülke” durumuna düşürmeyecek midir?.. Türkiye bu damgayı yerse, olimpiyatı, futbol, basketbol, voleybol, atletizm, bisiklet, tenis gibi dünya sporunun en yaygın ve etkili spor branşlarındaki “büyük organizasyonları” nasıl alacaktır?. 2 - 1980’li yılların sporu ve futbolu ile 30 yıl sonrası olan bugünün sporu ve futbolu arasında fark yok mudur; o günün mâli, idari ve sosyal şartları ile bugünün mâli, idari ve sosyal şartları bir olabilir mi? O günlerde ikinci Lig takımlarının bile 20-25 bin seyirciye oynadığı İngiltere ile “bugün Süper Lig’de 10-15 bin ortalamanın üzerine çıkamayan” Türkiye “aynı şeyi” yapabilir mi? Kaldı ki, bugün bir İngiliz Başbakanı “böyle” bir yasak getirebilir mi?.. Üstelik “o yasaklamaya sebep olan olay”, içinde onlarca ölüm olan “kanlı bir şiddet ve holigan olayı” idi; Türkiye’deki ise “şike!..” 3 - Bütün bunlara rağmen, Mehmet Ali Aydınlar, “takımları düşürmeyecek formülü bulmuş” ve UEFA ile de “mutabakata varmıştı”, neden “her şeyin yoluna gireceği” olağanüstü genel kurulda “ihanete uğradı” ve “bir defalık düşmeyi kaldıracak ve kulüpleri kurtaracak olan” öneri, daha genel kurulda oylamaya bile sunulmadan reddedildi? Acaba, bunun sebebi, “takımlardan çok kişileri kurtarmak çabası” ve de “takımlar kurtarılırsa, kişilerin önündeki en büyük koruma kalkanının kalkacağı” paniği ve endişesi miydi?.. 4 - “Beş yıl bir yana”, mesela UEFA’nın ve FIFA’nın verebilecekleri “üç yıllık yasak kararı” acaba, sadece “futbolumuzu mu etkiler?..” a) Özellikle “büyük kulüpler”, Türkiye liglerini “ara”, Avrupa liglerini “ana” hedef olarak seçtikleri için futbol takımlarına büyük yatırımlar yapıyorlar; Avrupa’dan çekilince, “bu” futbolcu yatırımlarını yapmaya devam edebilirler mi?.. b) Yaparlarsa, zaten gırtlağa kadar borç içindeler, nasıl karşılayacaklar futbolcu giderlerini; Avrupa Kupaları gelirleri olmazsa, “dışa kapanırsak” hangi kulüp “bu bonservis bedellerini ve futbolculara bugün verdikleri paraları ödeyerek” kaliteli yabancı oyuncu alabilir?.. c) “Futbola bu yatırım yapılmazsa”, TV başlarına kaç kişi oturur, tribünlere kaç kişi gelir?.. d) Böyle bir tabloda “maç naklen yayınlarına hangi şirket 500 milyon doları vererek talip olur?..” e) Kulüp gelirlerindeki “olacak büyük düşüşe” hangi kulüpler ve ne kadar zaman dayanabilir?.. f) Türk takımları üzerine de bütün dünyada “bahis oynanıyor”; onlar ne olacak?.. g) Gücünden düşmüş, “kaliteli futbolcu” erozyonuna uğramış kulüpler, “mağazalarında giderek büyüyen satışlarının”, dahası saha-salon ve forma reklamlarının gelirini “bu seviyelerde” nasıl devam ettirecekler?.. h) Bu “mâli ve ekonomik” tablo, Borsa’da yüzlerce milyon dolarlık hisse senedi alınıp satılan kulüp şirketlerini ne hâle getirecektir?.. i) “Futbol” ve “futbol gelirleri” kulüpler için “her bakımdan” lokomotiftir; “futbol gelirleri düşen” kulüpler, basketbol, voleybolu, atletizmi ve diğer spor branşlarını “bugünkü seviyelerde sürdürmek” bir yana, acaba “amatörler” seviyelerinde bile sürdürebilecekler midir?.. 5 - Futbol Federasyonu Başkanı olan ve “bunca yıldır” kulüp yöneticiliği ve başkanlığı da yapmış bulunan Yıldırım Demirören’in yukarıda “hemen aklıma geliveren” bu sorulara ve “aklıma gelmeyen” ama “akla gelmesi gereken” benzer bir çok başka soruya “sporcuları tatmin edecek” cevaplar vermesi gerekmiyor mu?.. “İşte Başbakan da söyledi, daha önce de ben söylemiştim, demek haklıymışım” demek yetmez, “haklı olabilmesi için”, yukarıda “bazılarını yazabildiğim” soruların cevaplarını “siyasetçi olarak değil, sporcu olarak” hem de “özerk bir federasyonun başkanı olarak” vermek zorundadır!.. Bekleyip göreceğiz!.. Rezalet!.. Taraftarlarımızın “adeti üzere” hemen hemen her maçımızdaki gibi “karşılıklı küfürlerle başlayan” hem de “kadınlar” ve de “Avrupa Şampiyonlar Ligi” basketbol maçı, sonunda bizi Dünya’ya rezil etti!.. Federasyon başkan ve yöneticileri küfreden, kulüp başkan ve yöneticileri küfreden, oyuncuları küfreden, hocaları küfreden, yorumcuları, yazarları küfreden bir camiada, çıkıp, “maçları küfürle başlayıp, kavga ile bitiren, hatta kan döken” taraftara, seyirciye ne diyeceğiz?.. “FIBA, Galatasaray’a da, Fenerbahçe’ye de ağır cezalar verecekmiş!..” Meseleye “bu dar pencereden baktığımız için”, başımıza “bunlar” hep gelecek!.. Ceza, Galatasaray’a ve Fenerbahçe’ye mi, yoksa Türkiye’ye mi gelecek?.. Bütün dünya TV’lerde bu rezaleti seyredip, gazetelerde bu kepazeliği resimleriyle beraber görüp, okuyunca, talip olduğumuzda, “bize böyle büyük organizasyonları vermek için”, karar safhasında “kaç el havaya kalkar” acaba?.. “Doping var” mı; var; “şike var” mı; var; “şiddet var” mı hem de “nasıl var”; eee?.. Pardon unuttum; “ayrımcılık var” mı; “kadını ve çocuğu insandan, seyirciden saymıyoruz”, nasıl olmasın?.. Spor Yazarlığımın “gençlik yıllarında” hatırlıyorum; “yabancı müsabakalarda ağır suçlar işlenirse”, Spor Genel Müdürlüğü’nün Merkez Ceza Kurulu da, Uluslararası Federasyonların cezalarından başka, kendisi de ceza yağdırırdı!.. Bunu yapmamız gerek; FIBA’dan önce, Basketbol Federasyonumuz “ülkemizi böyle kepaze eden olaylardan sonra, kendisi de çok ağır cezalar vermeli”, verebilmeli!.. Ama nerede “o” federasyon?.. Ve de sonucu merak edilen bir “uygulama” sorusu; bakalım savcılarımız ne yapacak?.. Mantığın gereği!.. Aslında “şike ve teşvik” sorunu bu noktaya getirilmemeliydi!.. UEFA ve FIFA ne diyor; “Ben iç işlerinize, kararlarınıza karışmam; ben, benim organizasyonlarıma bakarım, bir, benim şartım, sıfır tolerans, iki!..” Eğer “suç ve suçlu varsa” ve de altını çiziyorum “şike ve teşvik sahaya inmemişse”, talimatları değiştirir, “küme düşmeyi kaldırarak” verirsin hem kişisel, hem de “yönettikleri” kulübe, kurumsal cezalarını; puanlarını silersin, almışlarsa kupalarını geri alırsın, para cezası verirsin ve de “takımlarını UEFA kupalarına göndermezsin”; evet, “sen” göndermezsin!.. Ne diyecek onlar “Cezalar onların iç işleri, ben karışmam. Benim organizasyonlarıma da göndermiyorlar, ben ona bakarım!..” Üstelik Mehmet Ali Aydınlar’ın neredeyse “benzer” bir formülü hayata geçirmiyor muydu; UEFA “Evet” dememiş miydi?.. Neden “başka yollara sapılıyor”; aylar önce “Saha temiz ise, düşme kaldırılmalıdır” diye yazan bir gazeteci olarak, bu durumu anlamam mümkün değil!.. Sporumuzdaki eşitlik (!) Sevgili müdürüm Naci Arkan açık açık yazdı ve sordu; bilmem ki sorduğu sorunun cevabı geldi mi?.. Ligde verilen “seyircisiz maç oynama” cezasını, kadınlı- çocuklu “onlar insan ve seyirci sayılmaz” ayıbı ile oynatan, hem de “Kupa maçına uygulayıp” oynatan Futbol Federasyonu, Kupa hasılatından “misafir takıma ödenmesi gereken pay” konusunda ne yaptı?.. Bu payı, ev sahibi mi ödedi, yoksa Futbol Federasyonu mu, yoksa “bu pay” ödenmedi mi?.. “Pay ödendi” ise, “seyirci kıstası” nasıl hesaplandı ve “paraya nasıl çevrildi?..” Bu payı bile “ev sahibi ödemedi” ise, “seyircisiz ceza”, hem de “kupa maçında çektirilerek” tam bir “kaymaklı ekmek kadayıfı” hâline dönüştürülmüş olmuyor mu?.. Bir sorum daha var; “bu ceza bir Anadolu takımına verilecek olsaydı”, acaba “nefes kesen” bir süratle savunmalar alınıp “Kupa maçına yetiştirilir miydi?..”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT