BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevginin aşırı dozu!

Sevginin aşırı dozu!

İstanbul Çağlayan, eskiden mitinglerin yapıldığı bir meydan değil, mekândı... Şimdi Çağlayan, Avrupa‘nın en büyük Adliye Sarayı silueti ile özdeşleşen yer... Çağlayan Adliyesi burada...



İstanbul Çağlayan, eskiden mitinglerin yapıldığı bir meydan değil, mekândı... Şimdi Çağlayan, Avrupa‘nın en büyük Adliye Sarayı silueti ile özdeşleşen yer... Çağlayan Adliyesi burada... Adı ürkütücü, haşmeti gurur verici... Ve şike davasının görülmeye başlanmasıyla birlikte, o dev adliye İstanbul‘a küçük gelmeye başladı sanki... Duruşma salonuna; darlık nedeni ile sınırlı sayıda insan alınan bir yerin büyüklüğü, Aziz Yıldırım‘ın da yargılandığı yer olunca, büsbütün çemberini genişletti... Binlerce insan, adliye çevresinde, duruşmaların bitmesini bekledi... Bazen içerideki başkanlarına seslendiler: “Büyük başkan” diye... Bazen, F.Bahçe‘ye, kötülük yaptıklarına inandıklarını, sloganlarla lanetlediler... Ve bazen de... Hâkimin, beğenmedikleri bir kararı nedeni ile taşı kaptıkları gibi oradaki masum polislerin kafalarına atmaya başladılar... İşte bu olmadı... Niye taşlıyorsun bu devletin polisini... Niye onu düşman gibi görüyorsun? Niye Çevik Kuvvet İlçe Emniyet Müdürü başta olmak üzere 12 polisi haşat ediyorsun? Adalet böyle mi yerine gelecek zannediyorsun? Ya da, adalet böyle mi geri alınacak? Savcıya, hâkime kızarak, adalete saldırmak, mahkemeyi taşlamak senin ne haddine... Medyanın; günahsız insanların, araçlarına zarar vermek, kime ne kazandırır? Sanki, güç gösterisi yapınca, hâkim, savcı tırsacak, adaleti kitaplarda yazdığı gibi değil, Adliye Sarayı‘nın dışında sinirleri tepesinde bekleyenlerin doğrultusunda verecek öyle mi? Şimdi duyuyoruz ki, yakında İstanbul’un çeşitli yerlerinde protesto gösterileri yapacakmış bu taraftar... İş bakalım nerelere gelecek? Zaten başımız provokatörlerle dertteyken, bir de tribünlerden sokağa taşan, eli taşlı taraftarlar çıktı karşımıza... Hürriyetin ve demokrasinin, bu kadar fazla geldiği, bir başka ülke daha var mıdır acaba? Keskin sirke Eyy benim Trabzonlu seyircim... Sırtındaki çamaşırı sahaya atarak ne kazandın? Neyi protesto ettin? İçine bıçağı koyup “ekmek arası köfte” gibi “atlet arası kasatura” mı yedirecektin misafir takıma? Ya ayağındaki o marka pabuçları nasıl fırlattın sahaya? Meşaleleri; elektrik zammının yürürlüğe girdiğin gün, keşke kendine saklasaydın? Şimdi, play-off içine sıkıntılara soktun takımını... Öfkenin esiri olman için, futbolu bu kadar seviyorsan, senin zararın kendine değil, şehrinedir... Nasıl ki, onca olaydan, meşaleden, çakıdan, ayakkabıdan sonra “Taraftarımızın olgunluğu takdire şayandır” diyen yöneticiyi, ağzımız açık dinliyorsak, takımının yarınlarını düşünmeyenleri de, hele play -off öncesi hayretle izliyoruz... Tıpkı “Keskin sirke” misali... 58... 58... 58... Başbakan‘ı bile bezdirdi şu şike olayı... UEFA‘nın İstanbul‘daki kongresi sonrası, Seul -Tahran hattında gazetecilere söylediği “Avrupa’ya gitmemek dünyanın sonu değil” ifadesinin en rahatlattığı kişi TFF Başkanı Yıldırım Demirören oldu... Göreve geldiği günden beri, şike konusunda karar vermek adına çareler düşünen Demirören‘i, Başbakan Erdoğan, öyle bir rahatlattı ki, sormayın gitsin... 58. maddenin genel kurula getirilip maskara edildiği bir ülkede, oysa bir saniyede değiştirilebilecek olmasının rahatlığı, kimselerin işine gelmiyor nedense... Daha doğrusu Metris‘ten gelen “Sakın ha!” uyarısı Demirören‘i köşeye sıkıştırıyor... Zaten Başbakan da dile getirmiyor mu? “Kulüpler, şahısların cezasını çekmesin” diye... Eee o halde geriye ne kalıyor... Önce 58. maddeyi kaldır, sonra da uygula... Demirören, bunu yaptığı anda, isterse “Kulüpler masum” diyebilir ve onları şike olaylarının dışında tutar... Peki kim ceza görür? Şahıslar... Zaten son duruşmada Aziz Yıldırım, mahkeme başkanı Mehmet Ekinci‘ye demedi mi? “Eğer biz suçluysak ve inanıyorsanız bizi kulüplerimizden ayrı yargılayın.” Zaten mahkeme, hiçbir zaman kulüpleri yargılamıyor ki... Muhtemelen, yöneticileri yüzünden yanacak kulüplerin “Avrupa’ya gitmesek ne olur” anlayışı nedeniyle kaybedecekleri paralar, kaybedecekleri, prestijleri ve ülkenin puanına vurulacak darbeyle yıllarca kapanmayacak bir makası da karşımıza getirecek olması, sadece ve sadece 58. maddeden geçiyor... Bugün kaldırın, yarın uygulayın... Göreceksiniz; polise taş atanlar bile uslanıp, kulüplerine nasıl sarılacaklar...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT