BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir tek Demirel yoktu!

Bir tek Demirel yoktu!

Sağcısından solcusuna, iktidarından muhalefe-tine kadar her kesimin temsil edildiği davaya darbenin en büyük mağduru Demirel gelmedi.



MÜBAREK HATIRLATMASI Yatakta da olsa Evren’i getirin! > Davaya, 8 parti, Meclis, sivil kuruluşlarla birlikte 500’e yakın müdahillik başvurusu geldi. Salona 63 avukat girebildi. > Evren ve Şahinkaya’nın tutuklanmasını isteyen müdahil avukatları, Hüsnü Mübarek örneğini verip “Gerekirse duruşmaya yatakta getirilsin” dedi. > ‘Hayır’ diyen ya da referandumu boykot eden muhalefet de müdahil olarak salondaydı. Referanduma evet diyenler ise dışarıda kaldı! > Avukatlar salona sığmadı. Hakim, “Utanıyorum ama, sanık sandalyesine oturabilirsiniz” dedi. Avukatlar bunu reddetti. > Mahkeme heyeti, sanık avukatlarının “Yetkiniz yok. Bu davayı düşürün” talebini oy birliğiyle geri çevirdi. > 12 Eylül 1980 günü radyodan darbe haberinin ilk anonsunu yapan TRT Spikeri Mesut Mertcan, 32 yıl sonra bu kez “12 Eylül davası”nın anonsunu gerçekleştirdi. Dün Cumhuriyet tarihinde yeni bir dönem başladı ve ilk defa “darbeci zihniyet” yargı önünde hesap vermeye başladı. 12 Eylül 1980 askeri darbesini gerçekleştiren dönemin Genelkurmay Başkanı, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya’nın yargılanmasına Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. 147 kişilik salonda çıkan izdiham nedeniyle 09.30’da başlaması gereken duruşma yarım saat geç başladı. Evren ve Şahinkaya, duruşmaya sağlık durumlarını gerekçe göstererek katılmazken, avukatları hazır bulundu. Duruşmada 60 müdahil avukat ve 3 sanık avukatı hazır bulundu. Davaya, 8 siyasi parti ve sivil toplum kuruluşuyla birlikte müdahillik başvurusu yapanların sayısı 500’e yaklaştı. MÜDAHİLLER MAHKEMEDE Duruşma salonunun kapasitesi göz önüne alınarak iddianamede ismi geçen mağdur, müdahil 22 kişi, müdahillik talebinde bulunanlardan isimleri belirlenen 40 kişi ve yine müdahillik talebinde bulunan tüzel kişilerin temsilcileri isim kontrolünden geçirilerek adliyeye alındı. İddianamede ismi geçen müdahil mağdur kişiler arasında Namık Kemal Zeybek, Yaşar Okuyan, Yılmaz Durak, Orhan Miroğlu, Ökkeş Şendiller gibi isimler bulundu. Duruşmaya girecek tüzel kişiler arasında ise TBMM Başkanlığı, Başbakanlık, CHP, MHP, 78’ler Federasyonu, Diyarbakır Barosu gibi kurumlar yer aldı. Duruşmanın başında, salondaki avukatlardan bir kısmının ayakta kalması üzerine mahkeme başkanı, “Ben utanıyorum teklif etmeye ama, sanık yeri boş” dedi. Avukatlar, “Boş kalsın” cevabını verirken, mahkeme başkanı, “Bazı avukatların o yönde talebi olmuştu, o yüzden” ifadesini kullandı. Ancak duruşmanın ilerleyen saatlerinde bazı avukatlar sanık bölümüne oturdu. DEMİREL ŞAŞIRTTI İlk olarak 1971 muhtırası ile şapkasını alıp giden eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, sonraki yıllarda 5 defa daha şapkasını alıp gitti. 1980 darbesi arasında 1975-1977, 1977-1978 ve 1979-1980 yıllarında 3 defa koalisyon hükümeti kuran Süleyman Demirel, 12 Eylül darbesinin en büyük mağdurlarından da biri oldu. Ancak Demirel, tarihi davada müdahil olmadı. Bu duruma en çok da 12 Eylül davasının sanığı Kenan Evren şaşırdı. Evren, “Benim için Süleyman Demirel’in başvuru yapmaması sürpriz oldu. Şaşırdım” diyerek şaşkınlığını dile getirdi. Demirel’in 12 Eylül davasına müdahil olmamasına, yaşadığı 28 Şubat korkusunun sebep olduğu iddia ediliyor. Mahkeme başladığında sanıklar Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın avukatı Bülent Acar, “Beğenilsin ya da beğenilmesin, 1982 Anayasası’nın yürürlükte olduğunu” ifade ederek, bu Anayasa’nın dikkate alınmaması durumunda, Türkiye’nin 11 Eylül 1980’e dönmesi gerektiğini kaydetti. Acar, “O zaman bu devletin hukuku 11 Eylül 1980’de kalmıştır. O tarihten bu yana kurulan bütün hükümetler de gayrimeşrudur” dedi. SORUŞTURMA YETKİSİ YOK Mahkemenin de 1961 Anayasası’na göre değil, 1982 Anayasası’na göre karar vereceğini belirten Acar, “Cumhuriyet savcısının böyle bir soruşturma yapma yetkisi yoktur. Soruşturmasız dava olamaz. Dolayısıyla yüksek mahkemenizin de hukuken yok olan böyle bir davaya bakma yetkisi yoktur. Her türlü mahkeme işlemi erksizlik sebebiyle yok hükmündedir. İddianamenin yok hükmünde olduğuna karar verilmesini istiyoruz” dedi. Duruşmanın en sürpriz çıkışlarından biri de Evren ve Şahinkaya’nın avukatlarının darbede kontrgerilla ve ABD’nin rolünün araştırılması isteği oldu. DÜŞÜRÜLMESİ TALEBİNE RET Evren ve Şahinkaya’nın avukatı mahkemenin yetkisiz olduğunu öne sürerek davanın düşürülmesini talep etti. Müzakerenin ardından mahkeme heyeti, “sanıklara isnat edilen suçun mahkemenin görev alanında düzenlenen suçlardan olması karşısında, sanık avukatının talebinin reddine oybirliğiyle” karar verildiğini açıkladı ve duruşmaya devam etti. Ancak sanıkların mahkemede olmaması sebebiyle iddianame okunmadı. Mahkeme heyeti, müdahil olma taleplerini değerlendirmek için 3 gün boyunca saat 19.00’a kadar çalışma kararı aldı. İSTANBUL ADLİ TIP’A SORULACAK Müdahillik talebinde bulunanlar, sanıkların mutlaka duruşmada hazır edilmesini istedi. Bazı avukatlar ise Evren ve Şahinkaya’nın tutuklanmasını talep etti. Ankara Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı’ndan gelen zarf da mahkemede açıldı. Evren ve Şahinkaya’nın sağlık durumlarının duruşmalara katılmalarına elverişli olup olmadığının, “İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan sorulması gerektiğini” ifade edildi. Sanıkların avukatı Bülent Acar, müvekkillerinin savunmalarının telekonferans metoduyla alınmasını talep etmişti. Kolu kırılan Evren Ankara GATA, Tahsin Şahinkaya ise İstanbul GATA’da tedavi görüyor. ‘Yatakta da olsa mahkemeye gelmeli’ Müdahil avukatlardan Fikret Babaoğlu, “Darbeciler hastanelerde kuyruk olmaya başladı. Ya Pinochet gibi tekerlekli sandalyeyle ya da Mübarek gibi kafeste gelecek. Yüz yüze olmadan duruşmayı yapamayız” dedi. Bazı müdahil avukatlar ise “Bu dava bütün uluslararası sözleşmelere uygundur, insanlık suçunu tanımlayan yasalar mevcuttur. AİHM kararları dikkate alındığında sanıkların yargılanması önünde hiçbir engel yoktur. Darbenin hazırlığı 1977’de başladı. Katliamlarla darbeye zemin hazırlandı. İşkencelerin asıl faili Kenan Evren’dir” dedi. Ağırlaştırılmış müebbet isteniyor İddianamede, Ahmet Kenan Evren ve Ali Tahsin Şahinkaya, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın tamamını veya bir kısmını değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya, Meclis’i kapatıp göre-vini yapmasına engel olmaya cebren teşebbüs” ile suçlanıyor. İddianamede, Evren ve Şahinkaya’nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “devlet kuvvetleri aleyhinde cürümler”e ilişkin 146. maddesi ile 80. maddesi uyarınca “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına” çarptırılmaları isteniyor. 35. madde için düğmeye basıldı: ‘TSK kollamaz, korur’ teklifi 12 Eylül davasıyla ilk defa darbeciler yargı önüne çıkarken, darbelere kanuni zemin hazırladığı gerekçesiyle eleştirilen TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi için de düğmeye basıldı.Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ın teklifinde, maddedeki ‘koruma-kollama’ ifadesinin yerine ‘yurdu koruma’ geliyor. Teklifte, “Silahlı Kuvvetler’in vazifesi, Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumaktır” şeklindeki maddenin, “TSK’nın vazifesi Türk yurdunu korumaktır” olarak değiştirilmesi öngörülüyor. MAHKEME ÖNÜNDE BİNLERCE KİŞİ Mahkemeye sınırlı sayıda kişi alınırken Ankara Adliyesi’nin önü ise tam bir renk cümbüşü haline geldi. Pankartlarda o dönemde hayatını kaybedenlerin fotoğrafları yer aldı. “12 Eylül’ü Unutmadık, Affetmiyoruz” ve “Paşalar da Maşalar da Yargılanacaklar” yazılı pankartlar taşındı. Hayatını kaybedenlerin fotoğraflarını taşıyan gruplar ise “Darbecilerden hesap sorulsun” şeklinde slogan attı. HER NOKTA AYRI BİR GRUP Adliyenin Bulvar girişinde sol gruplar toplanırken, Mehmet Altınsoy Üst Geçidinin bulunduğu kısımda ise sağ görüşlü gruplar toplandı. Ülkücüler ve BBP’li bir grup bir araya geldi. Bulvar tarafında ise 78’liler Federasyonu, 68’liler Federasyonu, çeşitli sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin üyeleri bir araya geldi. OĞLU İDAM EDİLEN ANNE DE HESAPLAŞMAYA GELDİ!.. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından on binlerce kişi örgüt üyeliğiyle suçlanmış, 517 idam kararı çıkmıştı. İşkenceler yüzünden çok sayıda kişi hayatını kaybetmişti. O günlerin mağdurları, fotoğraflarıyla Ankara Adliye Sarayı önündeydi. İdam edilen Halil Esandağ’ın 73 yaşındaki annesi de yüzleşmeye gelenler arasındaydı...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT