BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hikâyenin ustaları İstanbul'da

Hikâyenin ustaları İstanbul'da

Hikâyeler İhlas Kolejinde yarın dile geliyor. Eğitim-öğretim alanında yaptığı başarılı çalışmalarla adını sık sık duyuran İhlas Koleji, ikinci defa gerçekleştirilecek Uluslararası Storytelling (Hikâye Anlatımı) Konferansı’na ev sahipliği yapıyor.



Genç yetenek Joe Sabia, İhlas Eğitim Kurumları Bahçelievler Kampüsünde sahne alacak. Uluslararası Storytelling (Hikâye Anlatımı) Konferansı, İhlas Eğitim Kurumları Bahçelievler Kampüsünde yarın başlıyor. Bu sene ikincisi düzenlenen konferansa, dünyanın en iyi hikâye ustaları katılacak. “Kültürleri ve nesilleri kaynaştırmanın en iyi yolu hikâyeleri kullanmaktır” sloganıyla düzenlenen etkinlikte, Andrew Wright, Jan Blake, Godfrey Duncan ve Joe Sabia sahne alacak. Konferansta Türkiye’yi temsilen de Heredot Cevdet karakteriyle Türk insanının gönlünde taht kuran Hasan Kaçan yer alacak. Anlatacağı hikâyelerle Türk hikâye kültürünü uluslararası bir platformda tanıtacak olan Kaçan, ayrıca eğitimde hikâyelerin önemine de değinecek. Konferans süresince etrafta dolaşan masal kahramanlarını görebileceğiniz etkinlik, özellikle ilköğretim ilk kademede öykülendirme programı uygulayan öğretmenlerin ilgisini çok çekeceğe benziyor. Konferans www.storytellingconf.org adresinden canlı olarak da izlenilebilecek. MERHABA STORYING İhlas Eğitim Kurumları Konferans Organizasyon Komitesi tarafından hazırlanan Storying dergisi de eğitimde hikâye kullanımına ilişkin öğretmenleri bilgilendirmeyi ve öğretmenlere bilinç kazandırmayı amaçlıyor. Dergide, hikâyelerin hayatımızdaki yeri ve önemini vurgulayan makalelerin yanı sıra, Birol Güven, Salih Memecan, Sunay Akın ve Hasan Kaçan gibi ünlülerle röportajlar da yer alıyor. Konferans katılımcılarına ücretsiz olarak dağıtılacak olan Storying dergisi, ayrıca Türkiye’deki birçok okula da gönderilecek. ÖYKÜLENDİRME SİSTEMİ NEDİR? Özel olarak tasarlanan öykü odalarında uygulanan hikâye tadındaki dersler, İngilizce eğitimini çok daha eğlenceli ve verimli bir hâle getiriyor. Okullarda özellikle yabancı dil eğitiminde öykülendirme sisteminin kullanılmasının amacı, öğrencilerin metin ve resim arasında bağlantı kurabilmelerini, fonolojik bilincin erkenden gelişmesini, sıklıkla kullanılan anahtar kelimelerle tanışmalarını ve en önemlisi de İngilizce dersini eğlenerek öğrenmelerini sağlamaktır. Bu sistem, İngiltere’deki okullarda kullanılan ve İngiltere’de yaşayıp ana dili İngilizce olan çocukların, okuma yazmayı öğrenmesi için hazırlanmış bir öğretim sistemidir. Öykülendirme yönteminin kullanıldığı öykü odaları; halısıyla, rahat minderleriyle, etrafı süsleyen rengârenk posterler ve çizgi film kahramanlarıyla öğrencilerin tamamen farklı bir atmosfere girmelerini sağlıyor. Böylece öğrenciler yabancı dil öğrendiklerini unutarak kendilerini, hikâyelerin akışına bırakıyor ve ana dil edinimine benzer şekilde, farkında olmadan dil yapılarını öğreniyorlar. PENCERELER Emre erdoğan - emre.erdogan@ihlaskoleji.com HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY: BAĞIMLILIKLAR Çocukların hayatı oyun oldu! Bağımlılık denince akla genelde madde bağımlılıkları gelir. Ama onlar kadar tehlikeli olan, fakat onlar kadar ehemmiyet verilmeyen başka bağımlılıklar da var. Sayısı çok daha fazla ama “ehemmiyet verilmeyen bağımlılıklardan” 3 şey... 1. Bahis ve kumar: Artık her köşe başında “iddiaya giren” insanların bulunduğu dükkânlar görüyoruz. Çocukluğumuzun “var mısın iddiaya?” sözü, farklı bir noktaya, büyük meblağlara taşındı. Hatta bu konuyla ilgili program yapan bir TV kanalına katılan bir seyirci şöyle diyor: “Bu ayki kira paramı bu kupona yatırdım, umarım tutar!” Evet, madde bağımlılığı tehlikeli, fakat üstteki örneğin tehlikesi göz ardı edilebilir mi? 2. Alışveriş: Bu daha çok bilinen bir bağımlılıktır. En yoğunu, elbise tipi bağımlılıktır. Genelde kadınlara yakıştırılan bu bağımlılık, aslında erkeklerde de küçümsenemeyecek derecededir. Dolap ne kadar dolu olursa olsun, belli bahanelerle yeni elbiseler alınır, 2-3 senede bir, kullanılmayan elbiseler “birisi alsın kullansın” ümidiyle bir poşet içinde çöp kutusunun yanına konur. 3. Bilgisayar oyunları: “Oyunu çocuk oynar” denir ya hani, bilgisayar oyunları bu tabire uymaz. Teknolojinin gelişmesi ve internetin herkesin “hayat kaynağı” olması ile oyun dünyası büyüdü ve bazı insanların hayatı oyun oldu. Ufak çocuklarda, dokunmatik ekranlı telefonlar vasıtası ile yaş bire-ikiye inerken büyüklerde sınır yok... Bağımlılık bu ya, rekoru bile var: Guinness Rekorlar Kitabı’nda Hollandalı 6 genç, 50 saat aralıksız oyun oynayarak, bir önceki 40 saatlik rekoru kırdılar. Son olarak dert var ise devası da var/olacak diyoruz: Bazı hastanelerde bilgisayar/internet/oyun bağımlılıklarından kurtulmak isteyen “hastalar” için poliklinikler hizmet vermeye başladı. KARMA SÖZLÜK Depresyondan kurtulma çareleri > İlk maddesi, sadaka vermektir; tebessüm sadakadır. (balkaymak) > Öncelikle hırkayı kirliye atmak gerekir. (prothedop) > Bence en etkili yöntem: nutella (atalai) Birini tanımanın en iyi yolu sizce nedir? > Aynı yurt odasını paylaşmaktır. (Hakan Kurt-İstanbul) > Beraber yolculuğa çıkmaktır. (Bülent Yaşar-İzmir) > O insanla aynı iş yerinde çalışmaktır. (Erhan Güngör-İstanbul) > Borç almak ya da vermekle. (Özge Koçaş-Eskişehir) Okunuşu kulağa hoş gelen İngilizce kelime Architect: İngiliz aksanında daha havalı olan kelime. Mimarlık mesleğine yakışan, afili bir telaffuzu vardır. (emreticha) Okunuşu sinir bozan İngilizce kelime Thoroughly: Baştan aşağı manasına gelir, telaffuzu baştan aşağı mantıksızdır. (emreticha) BASMAKALIPÇI -kalıplaşan duyulduk duyulmadık sözler- Ya ben İngilizce konuşulanı anlıyorum ama konuşmada problemim var. (s7evin) Kira dipsiz bir kuyu abi... (theconqueror) Bu çekirdek hastalık ya. (zopcuk) +İşler nasıl abi? -Durgun be abi, tadı yok. Piyasada genel bir durgunluk var. (peaceful easy) Abi istesem hemen şu an bırakırım sigarayı. (wakeup) Ahmet Rasim Akdağ ahmetrasim.akdag@ihlaskoleji.com TWEETÇİ zaytungsondakika Telefonda “Sınav nasıl geçti?” diye soran uzak akraba, sinirleri germeye devam ediyor. Burak ÖSYM’nin kitapçıklarında “Test bitti.” yazmasa, kendimi tutamayıp yandakinin sorularını da çözeceğim diye çok korkuyorum. mihriban yiğit YGS’ye gireceklere tavsiyeler: Sınavda iki şık arasında kalırsanız ikinciyi seçin. Çünkü birinciyi gerçekten sevseydiniz ikincisi olmazdı. 10uncu Köylü Arkadaşım YGS’deki Türkçe sorularını okurken uyuyakalmış, eve daha yeni döndü. İbrahim BÜYÜKAK YGS’ye girecek arkadaş! Eğer şu anda bu tweeti okuyorsan,demek ki sınav öncesiTwitter’a girecek kadar rahatsın. Senden güzeli yok :) unknown artist Sabri’nin gol atabildiği bir dünyada YGS’de kimse başarısız olamaz. Orçun YGS’ye girecekler korkmayın, sınav testmiş. Gizem Kaya Yılın en iyi roman ödülü YGS Türkçe sorularıyla ÖSYM’ye gitti. fırat Bir öğrenci daha YGS’den sonra dolmuş şoförüne ‘’Bi’ tam!’’ dedi. İstiklal Akarsu Twitter’da 140 karakterde hayatı sorgulamayı başaran M.Y.(17), YGS’de 1500 karakterlik Türkçe sorularını görünce şoka girdi. etkiliyorum İbrahim Cebeci icebeci@ihlaskoleji.com twitter.com/etkiliyorum Ekmek sepeti Geçen hafta bana bir ekmek sepeti hediye edildi. Bu hediye, hayatımda aldığım en manidar hediyelerden biriydi. Gelin size, bu ekmek sepetinin hikâyesini anlatayım: Yer Silivri Cezaevi, tarih 27.03.2012, saat 11.15 suları... Kader Mahkûmları Derneğinin organizasyonuyla Tarihçi Yazar İsmail Yağcı Bey’in Silivri Cezaevi’ndeki konferansı ve kıymetini bilmediğimiz kıymetleri anlayabilmek için beraberce cezaevine gidiyoruz. Gerekli kayıtlar ve çok ciddi bir aramadan sonra bizi ağırlayan ve bize büyük ilgi gösteren cezaevi müdürü, eğitimci personel ve diğer yardımcılarla içeri giriyoruz. Benim için çok farklı bir gün... Suçları neydi bilmiyoruz, ne kadar yatacaklar onu da bilmiyoruz fakat bildiğimiz tek şey mahkûm ve pişman olmaları. Pişmanlık yüzlerinden okunuyor. Pikniğe gitmek, mangal yapmak, arkadaşlarla muhabbet etmek, vapura binmek, Çamlıca’da bir bardak taze çay içmek, Boğaz’da balık yemek, Süleymaniye Camii’nde namaz kılmak, pazarda alışveriş yapmak... Bir mahkûmun bunları yapamayacağını düşünerek üzülüyor, hür olduğum için Rabbime şükrediyorum. 1 ay önce “İçerideki Dünya” başlıklı bir yazı yazmıştım ve o dünyayı bizzat yaşamak istiyordum, bunun için cezaevine gittim. Ortam ve şartlar beni çok şaşırttı. Her taraf tertemiz, yemekler çok güzeldi. Cezaevi müdürüyle yemek yedik ve müdür bey bize, menünün mahkûm için de, gardiyan için de, müdür için de aynı olduğunu söyledi. Devletimize minnettarım. Allahü teala devletimize ve milletimize zeval vermesin. Sosyal sorumluluğumuzu yerine getirelim. Çocuk esirgeme kurumları, hastaneler, huzurevleri, cezaevleri... Buralarda ibret var, farklı bir hayat var, parayla ve nasihatle öğrenemeyeceğimiz, algılayamayacağımız tecrübeler var. Olayları yerinde görmek ve yaşayanlarla yaşamak hakikaten çok etkili... Konferans başlamadan İhlas Vakfı tarafından gönderilen çok kıymetli hediyeleri mahkumlara verdik. Konferans bitiminde ise onlar da bize bizzat kendilerinin yaptığı hediyeleri verdiler. Bana verilen hediye ise bir ekmek sepetiydi. Cezaevinden çıkıp da akşam yatana kadar zihnimde hep Silivri ve ekmek sepeti vardı. Ben bu sepetin macerasından daha bahsetmeden, hanım; ekmeği, hediye gelen ekmek sepetine koymuş ve biz de ailece akşam yemeğine oturmuştuk. Ekmeği sepetten alırken boğazıma bir şeyler düğümlendi. Sofraya baktım, sofrada çok şükür her şey vardı. Ya sonrası... Yemekten sonra ister dışarı çık, ister deniz kenarına git! Tercih senin çünkü özgürsün. Ama balık misali, suyun içinde olduğumuz için suyun kıymetini anlayamıyoruz. Hayat gökkubbenin altında ama hür, ama mahkûm devam ediyor. Allahü teala düşürmesin, Cenab-ı Hak kurtarsın! İşte size, bir ekmek sepetinin hikâyesi...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 94280
    % -0.31
  • 5.3199
    % -0.31
  • 6.0933
    % -0.26
  • 6.8376
    % 0.07
  • 209.567
    % 0.22
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT