BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rüzgâra göre yön tayin etmek

Rüzgâra göre yön tayin etmek

Hukukçuların da muhalifi olur mu? İki gündür Sami Selçuk’un Şenay Yıldız’a verdiği mülakatı okuyoruz. Çoğu duyduğumuz şeyler..



Hukukçuların da muhalifi olur mu? İki gündür Sami Selçuk’un Şenay Yıldız’a verdiği mülakatı okuyoruz. Çoğu duyduğumuz şeyler.. Yargı bağımsız mı sorusundan sonra bağımsız olsa HSYK’da Adalet Bakanı’nın ve Müsteşarı’nın ne işi var, tarzında duymaktan yorulduğumuz gerekçeler.. Ama mevcut hukuka göre Evren yargılanamaz, görüşü yeni bir görüş.. Makul, mantıklı gerekçeleri var. Bu gerekçeleri çürüten birine de rastlamadık. Hepimizin anlayabileceği şekliyle diyor ki: “82 Anayasasının geçici maddesi bir af metnidir. Af yasası için ille de af sözcüğünün kullanılmasına gerek yok. İnceleyin af yasalarının metni de böyledir. Bu madde halkoyuna sunuldu ve büyük ekseriyetle kabul gördü. Yıllar sonra yine halkoyu ile bu madde kaldırıldı. Türk Ceza Kanunu’nun ve Anayasanın anayasal boyuttaki ve evrensel düzeydeki güvence maddeleri var. Aleyhe kanun hükmü geriye yürümez. Diyelim ki siz bugün suç olmayan bir eylemde bulundunuz. Yarın bir kanun çıkarılsa ve o eylem suç olarak öngörülse sizin yakanıza kimse yapışamaz. ‘Gel bakalım, yeni kanuna göre sorumlusun’ demek ne hukukun ne de devletin ciddiyetiyle bağdaşır. Böyle saçma şey olmaz, kabile devleti değil burası! Hukuka göre yönetilir devlet.” Af metni değilse bile kesinlikle sorumsuzluk yasası metnidir, diyor ve aynı kapıya çıkacağını söylüyor. Acaba referandumla yargılamaya engel madde kalktı, diyerek dava açanlar bu yoruma nasıl bir açıklama getiriyor. Bugünlerde öbür taraftan esen rüzgârın uğultusundan hiç kimse farklı görüşleri duymuyor. Darbecilerden hesap soruyoruz, sloganı hepimizin hoşuna gidiyor.. Çoğumuz tarif edilmez bir haz duyuyoruz. Bari kendine güvenen biri Selçuk Hoca’nın bu yorumunun yanlış olduğunu bizim de anlayabileceğimiz şekilde anlatsın da hazzımız meşruiyet kazansın. ... Ben hukuk bilmeyen biri olarak yargılama işinin bir fantezi olduğunu, önünde Sami Hocanın dediği engel olmasa dahi teknik olarak mümkün olmadığını, Meclis kararıyla bu eylemi kınamanın daha kestirme ve pratik bir yol olduğunu fark edebiliyorum da.. Kendini akıntıya kaptıran hukukçuların niye sesi çıkmıyor? Onlar da muhtemelen kamuoyu tepkisinden çekiniyordur. Darbecilerden hesap sorulması herkesin kulağına hoş geliyor. Bari önünde yasal (veya anayasal) engel olmayan 28 Şubat’la, 12 Mart’la, taptaze 27 Nisan muhtırasıyla işe başlansaydı.. Niye ortadan başladık. Sondan gidince ilk sırada 27 Nisan var.. Baştan gelince ilk sırada 27 Mayıs var. Neden ortadan ve 12 Eylül’le başlanıyor. Kaldı ki darbeler hep silahla yapılmıyor. 2001 krizi de bir darbedir. Zor kullanmadan eski partiler tasfiye edildi, Meclise bile giremediler.. Yeniler geldi. Düzen değişti. İlle hesap sorulacak olsa 2001’in failleri ki? Bileniniz varsa önünde kanuni engel de yok.. Bırakın yargılamayı mahkeme kararıyla adını koyun, yeter!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT