BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hani istikrar?

Hani istikrar?

Türkiye’nin 50 milyar dolar civarında iç borcu var. Bu para 3-5 bin kişinin. Bu 3-5 bin kişi eski ballı günlerin geri gelmesi için ‘Aman istikrarsızlık’ diye avucunu kaşıyor.



Türkiye’nin 50 milyar dolar civarında iç borcu var. Bu para 3-5 bin kişinin. Bu 3-5 bin kişi eski ballı günlerin geri gelmesi için ‘Aman istikrarsızlık’ diye avucunu kaşıyor. Yabancılar ise, ‘Siz tabansızsınız’ diyerek; eskiden olduğu gibi yine kayış atacağımızdan endişe ediyor. Onun için Türkiye’ye gelmekte acele etmiyor ve ‘Hele bir istikrarı sağlayın’ diye Türkiye’yi mercek altına alıyorlar. Türkiye’de istikrar ile istikrarsızlık isteyenlerin kavgası veriliyor. Türkiye, önünde duran ekonomik programı ciddi olarak uygulamak ve 3 sene sonra düze çıkmak mecburiyetinde. Günübirlik politikalarla duvara toslayan Türkiye, 2000 yılı başında Türk halkının, IMF’nin, Dünya Bankası’nın ve reating kuruluşlarının mutabık kaldığı bir program ortaya koydu. 3 senelik bu program Türkiye’nin son şansı. Bu programı uygulamayı kabûl eden siyasi otoritenin mevcudiyeti de işi kolaylaştıran en büyük şansımız... Demirel nerede? Türkiye, yakaladığı bu ekonomik ve siyasi istikrar rüzgarından faydalanmaktan başka bir şey istemiyor, beklemiyor. Gelelim Demirel meselesine. Türk siyasetinin 40 senesine damgasını vurmuş olan Süleyman Demirel’in artıları ve eksileri elbette var. Ancak, bugün bunların tartışılacağı gün değil. Ben sadece Süleyman Demirel’in tekrar Cumhurbaşkanı seçilmesinin 3 senelik ekonomik programı etkileyip, etkilemediğine bakarım. Süleyman Demirel, 3 yıllık istikrar programına karşı olmadığı gibi AB’ye tam üyeliğimiz için elinden geleni yapıyor. İmaj bozuk Türkiye’de faizler düştü, özelleştirmede beklenenin fevkinde bir gelişme görülüyor, bankaların dış kredi bulması kolaylaştı. Devlet küçülüyor... Önümüzde iki engel kaldı: Birisi enflasyon, diğeri yabancı sermaye. Bunun ikisi de birbirine tek düğümle bağlı: İmaj... Türkiye’nin imajı bozuk. Yabancı sermaye bize, “Sizler, dereyi geçerken at değiştirmeyi seviyorsunuz” diye bakıyor ve bu tutumumuzdan dolayı bizi aşağılıyor. Bu adamların karşısına geçip, “Biz değiştik” dedik. “AB’ye girmek ve şeffaf olmak istiyoruz” diye taahhütte bulunduk... IMF başta olmak üzere bir çok finans kuruluşu bize bir şans daha tanıdı. Daha işin başında Nisan ayında biz kaşınmaya başladık. Kafa oynatıp, omuz çekiyoruz. Gelin bu istikrarı bozmayın. Süleyman Demirel, tekrar Cumhurbaşkanı olursa istikrar bozulmaz. Ülke zarar görmez ama bir de seçilmediğini düşünün!.. Süleyman Bey, “Güniz Sokak’a çekilirim” diyorsa da, inanmayın. 40 senelik kurt politikacısı evine kapanıp oturmaz. Türkiye’de eski siyasetçilerin birikiminden istifade edecek bir gelenek maalesef yok. Süleyman Bey mecburen yine yollara çıkacak: “Ey ahali, gelin bana yetki verin, sigorta primlerini indireyim. Yaş sınırını kaldırayım. Köylü, çiftçi mağdur oldu. Babanıza oy verin, ürününüze kredi vereyim. Traktörünüzü icradan kurtarayım” diyecek. Ona mı razısınız, istikrara mı?.. Süleyman Beyi’i istemiyorum diyenlere, bir tek lâfım var: 40 senedir neredeydiniz?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT