BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tahran’da Türkiye yanlıları galip geldi

Tahran’da Türkiye yanlıları galip geldi

Krize dönüştürülen “nükleer toplantıyı” değerlendiren Stratejist Arif Keskin, “İran’ın, Türkiye ile iyi ilişkiler kurmaya ve 2005’ten bu yana tırmandırdığı nükleer krizle kendisini hapsettiği cendereden kurtulmaya ihtiyacı var” dedi



> Adem DEMİR İSTANBUL Uzun süredir dünya gündeminden düşmeyen İran’ın nükleer krizi için yapılacak görüşmelerin adresi bile büyük gerginliğe yol açtı. Toplantının Bağdat veya Şam’da yapılması gündeme gelirken çıkan tartışmalar neticesinde adres İstanbul olarak kesinleşti. 14-15 Nisan’da yapılacak toplantıda krizin aşılmasının nasıl sağlanacağı merak edilirken Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (TÜRKSAM) Orta Doğu ve Afrika sorumlusu Arif Keskin ilginç tespitlerde bulundu. İran üzerine yaptığı çalışmalarla dikkati çeken stratejist ve yazar Keksin, İran’ın kendi kendine oluşturduğu cendereden kurtulmak için samimi bir çaba içerisine girdiğini söyledi. İRAN İKİYE BÖLÜNDÜ Toplantının yapılacağı yerin bile krize dönüştürülmesine şaşılmaması gerektiğini, zira uzun zamandan beri İran’da Türkiye’ye yönelik farklı havanın oluştuğunu ve bunun neticesinde ise insanların iki kampa ayrıldığını belirten Keskin, “İran’da Türkiye ile ilişkilerin sürdürülmesini isteyen ve istemeyen iki geniş kitle oluştu. Türkiye lehine olanlar ‘Şu anda Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmeye ihtiyacımız var. Uğraştığımız onlarca krizin arasında Türkiye’yi de karşımıza alırsak çok büyük yanlış yapmış oluruz’ derken ikinci grup ise tam tersi görüşte. Bunlara göre “Türkiye yanlış yolda ve cezalandıralım, haddini bildirelim.” Hatta bunlar ‘Türkiye arabuluculuk yaparken prestij topluyor’ diyorlar. Bu ikinci grup, Nükleer krizin toplantısının İstanbul’da yapılmaması için baskı yaptı. Ancak zafer Türkiye yanlılarının oldu” diye konuştu. ESAD DÜŞERSE İRAN KAYBEDER İran ile Türkiye arasında aslında birçok problemin olduğunu, bunların başında Füze Savunma Sistemi’nin kurulması, Sünni-Şii, nükleer ve ekonomi konularıyla Suriye’deki çatışmanın başta gelen problem başlıkları olduğuna dikkati çeken Arif Keskin, sözlerini şöyle sürdürdü: “1979 yılından bu yana İran-Suriye dostluğu devam etmiştir. İran bütün siyasetini Suriye üzerinden gerçekleştiriyor. Beşar Esad’ın devrilmesi aynı zamanda İran muhalefetinin de canlanması demektir. Bu sebeple İran, Suriye’nin geleceğini milli güvenlik unsuru olarak görüyor.” İRAN CENDERENİN İÇİNDE İstanbul’daki toplantıda olumlu tablonun çıkmasının çok önemli gelişmeleri de beraberinde getireceğini vurgulayan Keskin, bölgesel ve küresel anlamda pek çok gelişmenin yaşanabileceğini vurguladı. İran içinde pek çok yöneticinin “Dünyayı kendimize neden düşman ettik?” anlayışı ile hareket ederek radikal ve dışlayıcı politikanın terk edilmesi gerektiğini savunur durumda olduğunu belirten Arif Keskin, “İran rejimi kendisini cenderenin içerisine sokmuştur. İran bir dolaba hapsedilmiş durumda. Yönetim buradan çıkmak istiyor. 2005’ten günümüze kadar egemen pozisyonun kendisine zarar verdiğini görüyor. İşte bu yüzden Hamaney başta olmak üzere bazı yöneticiler Türkiye ile birlikte kendi aleyhine olan süreci değiştirmek istiyor. İran’daki kriz Türkiye’yi de zora sokmakta. Bu sebeple Türkiye samimi bir şekilde meselenin çözümünden yana. Çetrefilli bir konu. Türkiye bu sürecin en azından masada olmasını ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesinden yana. İranlıların da böyle bir diyaloga ihtiyacı var. Anlaşma sağlanamazsa süreç tehlikeli olacak” dedi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93707
    % 0.45
  • 5.3991
    % -1.36
  • 6.1028
    % -1.44
  • 6.9077
    % -2.79
  • 210.086
    % -1.29
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT