BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Engelli”lerle ilgili birkaç kelime -1-

“Engelli”lerle ilgili birkaç kelime -1-

Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: “Allah’tan afv ve âfiyet dileyin, çünkü bir kimseye îmândan sonra, sağlıktan daha hayırlı bir şey verilmemiştir.”



M.Ü. İlâhiyat Fakültesi”, “Türkiye Otistiklere Destek ve Eğitim Vakfı” ve “Sultânbeyli Belediye Başkanlığı”nın organizasyonuyla, 05-06 Nisan 2012 tarihlerinde [ilk gün Sultânbeyli Belediyesi Kültür Merkezi’nde, 2. gün ise Üsküdar Belediyesi Altunizade Kültür Merkezi’nde olmak üzere], 2 gün devâm eden “Dîn, Bilim ve Felsefe Işığında, Engelli Olmak ve Sorunları Sempozyumu” yapıldı. Biz de, 1. gün IV. Oturumda, “İslâmda, Engellilerle İlgili Bazı Hükümlerin Değerlendirilmesi” başlıklı bir teblîğ sunduk; V. Oturumda ise “Oturum Başkanlığı” yaptık. Kapanışta da “Değerlendirme” konuşması yapan 5 akademisyenden biri olduk. Bilindiği üzere, “Engelli kişi”: Özürlüler hakkında hâzırlanan kânûn tasarısında da [kânûnlarda, beyânnâmelerde ve diğer bazı hukûkî düzenlemelerde de], “Doğuştan veya sonradan, herhangi bir hastalık veya kazâ sonucu, bedensel, zihinsel, rûhsal, sosyal, duyusal ve duygusal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal hayata uyum sağlama ve günlük ihtiyaçlarını karşılamada güçlükleri olan bireydir” şeklinde ta’rîf edilmektedir. DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE... Dünyâ nüfûsunun yüzde 10’u, Türkiye nüfûsunun ise, yüzde 12’si özürlüdür. Ya’nî ülkemizde çeşitli özürleri olan yaklaşık 7.5 milyon vatandaşımız bulunmaktadır. 7.5 milyon özürlü vatandaşımızın 2 milyon 230 bini konuşma özürlü, bir milyon 274 bin 900’ü eğitilebilir zekâ geriliğine sâhip, 127 bini görme özürlü, 382 bini işitme özürlü, 892 bini de ortopedik özürlü olup 637 bininin ise sürekli hastalığı var. İslâm dîninin korunmasını emrettiği ve bu konuda çeşitli tedbîrler aldığı beş şeyden [dîn, akıl, cân, nesil ve mal] birisi de sağlıklı yaşama hakkıdır. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Allah’tan afv ve âfiyet [sağlık] dileyin, çünkü bir kimseye îmândan sonra, sağlıktan daha hayırlı bir şey verilmemiştir.” [Tirmizî, Ahmed İbni Hanbel] Şimdi, bu mukaddimeden sonra, bazı husûsları maddeler hâlinde ele alalım: 1- Engelli vatandaşlarımız da, aynen sağlam vatandaşlarımız gibi, en küçük bir ayırım olmaksızın, cemiyetimizin çok değerli birer parçasıdırlar. Çünkü hiçbir çocuk, anne ve babasını, doğum yer ve zamanını, sağlam veya özürlü olma durumunu seçme hakkına sâhip değildir. 2- Engelli kardeşlerimizin bir kısmı doğuştan; bir kısmı sonradan meydâna gelen ve kendi taksîri bulunmayan trafik ve iş kazâlarıyla; diğer bir kısmı yangın, sel, zelzele (deprem) gibi tabîî âfetlerle; yine bir kısmı hastalık ve yaşlılık gibi sebeplerle, bir kısmı da cân, mâl, ırz ve nâmûslarını korurken ve vatan müdâfaası sırasında, o hâle düşebilmektedirler. 3- İnsanlar, hayâtları boyunca, müsbet (olumlu) veya menfî (olumsuz), hoşuna giden ve gitmeyen, çeşitli durumlara muhâtap olabilmektedirler. Engellilik de bunlardan biri olup insanların hayâtlarını olumsuz yönde etkileyen bir durumdur. İster zihnî, ister bedenî, hangi cinsten olursa olsun engellilik, şüphe yok ki, günlük hayâtı altüst eden, hayâtı zorlaştıran, sıkıntı ve kaygı meydâna getiren, ızdırâp veren, zaman zaman insanı çâresizliğe sürükleyebilen bir durumdur. 4- Bunların çoğunda, engellilerin kendilerinin hiçbir suçu yoktur. Bu bakımdan cemiyetimiz içerisinde, hiçbir kimsenin onlara, en küçük bir yan gözle bakmaya hakları yoktur. Zâten her sağlam kimse de, potansiyel bir engelli adayıdır. Hepimizin başına her ân herhangi bir engellilik gelebilir. 5- Güzel ülkemizde, 1903-1998 yılları arasında 77 büyük deprem olmuştur. Bu depremlerde 63.716 kişi ölmüş ve 396.880 binâ hasâr görmüştür. Bunlarda, on binlerce insan sakat kalmış, özürlü duruma düşmüştür. Türkiye’nin % 96’sı deprem riski taşımaktadır. Bugün veya yarın yahut da ileride herhangi bir günde deprem olmayacağını kim garanti edebilir? O hâlde işlerimizi, ecdâdımız gibi [ve bugünkü ba’zı modern ülkeler gibi] sağlam yapmak mecburiyetindeyiz. Gerekli tedbîrlerimizi aldıktan sonra, Allahü teâlâya tevekkül etmeliyiz. [İnşâallah yarın, konumuzla ilgili birkaç cümle daha yazalım.]
Reklamı Geç
KAPAT