BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kadın Baharı

Kadın Baharı

Son dönemlerde kadın sporlarıyla sevinip onları izlerken heyecanlanıyoruz. Takımlarımız ya final oynuyor ya kupayı kazanıyor. Olimpiyatlara hazırlanan Milli Takımlar, dünya ve Avrupa şampiyonalarında madalya peşinde olan kadın sporcularımız... İşte Türkiye’de bir bahar estiren kadın sporları;



Son dönemlerde kadın sporlarıyla sevinip onları izlerken heyecanlanıyoruz. Takımlarımız ya final oynuyor ya kupayı kazanıyor. Olimpiyatlara hazırlanan Milli Takımlar, dünya ve Avrupa şampiyonalarında madalya peşinde olan kadın sporcularımız... İşte Türkiye’de bir bahar estiren kadın sporları; Basketbol Milli Takımı Avrupa ikincisi... Voleybol Milli Takımı Avrupa üçüncüsü... Fenerbahçe Universal ve Vakıfbank Türk Telekom voleybolda Avrupa Şampiyonu... Fenerbahçe basketbol takımı Avrupa Liginde ilk dörtte... Galatasaray voleybol takımı CEV kupası finalisti... Basketbol ve voleybol milli takımları Olimpiyat yolunda... Boksta Gülsüm Tatar ve Şemsi Yaralı Avrupa şampiyonu... Atletizmde Aslı Çakır dünya üçüncüsü... 2012 Londra Olimpiyatları’na katılacak 51 sporcunun 25 ‘i kadın... Erkeklerin başta futbol olmak üzere çuvalladığı bu dönemde erkek sporuna yılda harcanan bir milyar dolar ama elde var sıfır. Kadınlarımıza bunun onda biri harcanıyor buna rağmen katıldıkları her turnuvadan gelen kupaları madalyaları var. Ülkemizdeki iki milyona yakın lisanslı sporcunun ise sadece dörtte biri kadın. Bu sene “Kadın Baharı” revaçta... “Hafakan Ruhu” Şimdiki kuşağın, ‘Hafakan Ruhu’nu hatırlayacağını hiç zannetmiyorum. Zamanında iddia edilirdi ki bir kahve fincanı suya dört beş damla damlatılıp içilen bu ilaç, sıkılmış, daralmış, “Bunalıyorum ulen!” diye bağırmak üzere olanlar için şifa kaynağıydı. Bu hafakanın ne tür bir şey olduğu bilinmezdi, ama sıkıntıya, tere, biraz sinire neden olduğu belliydi. Bir insanı hafakan bastığında önce yüzüne bir avuç kolonya çarpılır, ellerle ya da ele alınan bir şeyle rüzgar yapılırdı. Sözlükteki karşılığı ıstırap, sıkıntı, çarpma, bunalma ve yürek oynaması olan hafakanlara karşı 1930 ve 40’lı yıllarda meşhur bir sakinleştirici kullanıyorlardı: “Hafakan Ruhu”. Artık piyasada bulunmayan bu ilacı, Süleyman Ferit Eczacıbaşı Müstahzarat ve Itriyat Fabrikası üretiyordu. 1928’de üretilen bu ilacın halk arasında tutulması ve isminin günümüze kadar ulaşması da şaşırtıcı değil. Çünkü ürünün ismiyle işlevi tam olarak uyuşuyordu. Şişesinin üzerinde “Yürek çarpıntısı, baş dönmesi, göz kararması ile bulantı ve sinir rahatsızlığından mütevellit titreme ve baygınlığa gayet nafidir” açıklaması yer alırdı. Hafakan Ruhu için Eczacı Mehmet Daim tarafından 1929’da yayımlanan “Türk Tıbbı Müstahzaratı” adlı kitapta şu ifadelere yer verilmişti: “Ferit Hafakan Ruhu, hususi bir terkipte yapılmış olup her türlü asabi teheyyücatta, bayılmalarda, sinir nöbetlerinde, tıkanıklıklarda emsalsiz bir ilaçtır. Seyahatte, deniz ve kara yolculuğunda herkese lazımdır. Bir damlası bir miktar suda içildiği zaman taze hayat ve ferahlık vermekte tanınmış bir Türk müstahzaratıdır.” Vakti zamanında Hafakan basmalarına iyi gelen ‘Hafakan Ruhu’na bugün ne kadar ihtiyacımız var değil mi? (Şafak Altun, Popüler Ekonomi Masalları kitabı)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT