BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eşref saatini bulun istikrarı yakalayın!

Eşref saatini bulun istikrarı yakalayın!

Çocuğunuz bir sınavda iyi alıp diğerinde yerlerde sürünüyorsa dikkat ve konsantrasyon konusunda problem yaşıyor olabilir. Problemi çözmek için başarılı olduğu dönemi mercek altına alın.



11. sınıfa giden bir oğlum var. Sınav başarısında sürekli ve aşırı olmak üzere bir puan farklılığı mevcut. Örneğin bir sınavdan 20 alıyorsa ikinci sınavdan 80 alabiliyor, bazen tersi durumlar da olabiliyor. Nitekim deneme sınavlarında da aynı sorunu yaşıyoruz. Bu konuda bize neler tavsiye edersiniz? (Ali Kanyılmaz-Manisa) Saygıdeğer okuyucumuz; çocuğunuz 11. sınıfa gidiyorsa yaklaşık 17 yaşında olmalı. Bu yaştaki bir gencin akademik performansında böylesi aşırı dalgalanmaların görülmesi, dikkat ve konsantrasyon konusunda problem yaşadığı şeklinde yorumlanabilir. Hem deneme sınavlarında hem de klasik yazılı yoklamalarda benzer durumun söz konusu olması bu yönde bir ihtimali öne çıkarıyor. Yazılı yoklama imtihanlarında öğrencinin iyi çalışıp iyi çalışmamasına bağlı olarak başarı seviyesinde inişler ve çıkışlar görülmesi doğaldır. Ancak bilgi altyapısı belli bir seviyede olan öğrencinin deneme sınavlarında görülen artış ve düşüşler genellikle yavaş yavaş meydana gelir. Dolayısıyla başarı puanlarındaki keskin azalmaların ve yükselmelerin, kişinin konsantrasyon seviyesine bağlı olarak oluştuğunu söyleyebiliriz. HAYATI DÜZENLİ OLSUN Peki, bu durumda anne-baba olarak neler yapmalıyız? Öncelikle çocuğunuzun dikkatini ne zaman yoğunlaştırıp ne zaman yoğunlaştıramadığını anlayarak işe başlamalısınız. Halk arasında kullanılan tabirle, oğlunuzun “eşref saatini” belirlemesini sağlayın. Bu konuda yüksek puan aldığı bir deneme sınavını veya başarı gösterdiği bir yazılı yoklama imtihanını mercek altına alabilirsiniz. Örneğin bu sınav öncesinde nasıl bir hazırlık süreci geçirdiğini, ne yediğini, ne kadar uyuduğunu ve moral seviyesinin hangi düzeyde olduğunu bir kâğıda not edin. Aynı işlemi, kötü geçen bir sınav sonrasında da yapın. İkisi arasında ortaya çıkan farklılık, oğlunuzun dikkatini yoğunlaştırma konusunda neler yapması gerektiği ile ilgili fikirler verecektir. Özetleyecek olursak programlı bir hayat, ders çalışma yöntemleri, TV seyretme alışkanlığı, bilgisayarda vakit geçirme süresi, okuma alışkanlığı, uyku düzeni, beslenme, çevre ile ilişkiler gibi konular konsantrasyon üzerinde belirleyici özelliğe sahiptir. Eğer çocuğunuzun sınav performansında istenilen oranda bir istikrar olmasını istiyorsanız düzenli bir yaşam temposu içine girmesini ve doğru ders çalışma yöntemlerini kullanmasını sağlamalısınız. NE TAVSİYE EDERSİNİZ? Kekemelik stres sonucu nüksedebilir YGS’ye giren bir oğlum var. Küçükken konuşmasında hafif bir kekemelik vardı. Bu nedenle onu doktora götürdük, doktorun verdiği ilaçların uyku yapıp ders çalışmasına engel olması sebebiyle oğlum bu ilaçları kullanmadı. Buna rağmen belli bir süre sonra kekelemesi geçti. Fakat son zamanlarda yeniden kekelemeye başladı. Tekrar doktora gittiğimizde doktor bizi kulak burun boğaz bölümüne yönlendirdi. Bu konuda ne yapmamız gerekir? (İzmir’den bir okurumuz) Hatırlarsanız iki hafta önce bir okurumuzun kekemelikle ilgili sorusuna cevap vermiştik. Bu yazının yayınlanmasından sonra sizlerden çok sayıda soru geldi. Bu durum, kekemeliğin ülkemizde oldukça yaygın olduğunu gösteriyor. Daha önce belirttiğimiz üzere kekemelik, genel olarak korku, stres ve kaygı doğuran durumlarda ortaya çıkar. YGS, maalesef bütün öğrencilerin üstünde şiddetli bir stres kaynağı. Çocuğunuzun, kekemelik konusunda geçmişten gelen bir potansiyelinin olması, böyle bir psikolojik baskı karşında bu rahatsızlığın yeniden su yüzüne çıkmasına neden olmuş olabilir. Daha önce kendiliğinden geçen bu konuşma bozukluğunun LYS sonrasında geçmesinin muhtemel olduğunu söyleyebiliriz. YGS geçti ancak LYS’ye yaklaşık 2 ay var. Bu zaman zarfında anne-baba olarak oğlunuzun sınav kaygısını azaltmaya çalışın. Bunun için sadece başarılı olduğunda onun yanında olmak yerine, her zaman ve her koşulda oğlunuzun yanında olduğunuzu hissettirmeniz büyük önem arz etmektedir. DR. A. FARUK LEVENT SORULARINIZI CEVAPLIYOR... SORULARINIZ İÇİN... faruk.levent@ marmara.edu.tr 0 212 639 68 81 PENCERELER Emre erdoğan emre.erdogan@ihlaskoleji.com HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY: -REFLEKSLER- Yüzümüz niye kızarır? İnsan denize veya havuza girdiğinde, su sıcaksa da soğuksa da önce ona alışmaya çalışır, ardından alışır, biraz yüzer ve sudan çıkar. Bu kadar basit değil mi? Lâkin işler içeride bu kadar basit değil. Bu haftaki “3 şey” konumuz birkaç refleks ve neden nasılları... 1. Dalıcı memeli refleksi: Bu refleks, insan denize girdiğinde gözaltı bezi, vücudu suya girildiğine dair alarma geçirir. Hemen o anda akciğer küçülür, kalp atışı hızı ise yüzde 10 ila 25 nispetinde düşer. Eğer derine dalınıyorsa vücut göğüs kafesinin içini kan ile doldurur ki iç organları basınçtan zarar görmesin. İnsan da dâhil her memelide mevcuttur bu refleks. 2. Yüz kızarması: Bu refleks, kişi baskı altındayken, hicap ettiğinde (utandığında) ve sinirlendiğinde kendi kendine meydana gelir. Böyle hâllerde sinir sistemi, damarları genişletir ve yüz bölgesine daha çok kanın pompalanmasını sağlar. Kulak ve boyun da yüz ile beraber kızarır. 3. Vestibulocochlear sinir: İsmi garip olan bu refleks, insan vücudunun en hızlı reflekslerindendir. Kişi, kafasını sağa ve sola hareket ettirse dahi önündeki şeye yoğunlaşabilmesine yarar. Bu mu yani diyebilirsiniz, lâkin kulağa basit gelse de, bu önemli bir reflekstir. Bu sinir sayesinde yoğunlaştığımız nesne, retinaya sabitlenir. Bu sinirde bozukluk olanlar ise yazıları bulanık görür ve okuyamaz. KARMA SÖZLÜK İNTERNETLER KESİLDİ > Modern zamanların elektrik, su ve doğalgazdan sonra getirdiği kesinti çeşidi. (damaged) > Zamanın “elektrikler kesikti hocam” bahanesinden sonra, yeni neslin ödev yapmama bahanesi olabilecek cümle. (hopisgood) BAŞÖRTÜLÜYÜ TEDAVİ ETMEYEN DOKTOR > Hakkında nefret suçundan dava açılan doktor. (dexjoker) > Ettiği hipokrat yemininin hiçbir anlamı olmayan doktordur. (al look) YGS 2012 > Hıncal Uluç’un Lig TV’de sorularını çözeceği sınavdır(!) (firex) > Matematiği diğerlerine nazaran basit olan sınavdır. (kalkaboo) > Türkçe testindeki paragraf sorularına şaşırmış insanları gördüğüm sınavdır. (mrbird) Okunuşu sinir bozan İngilizce kelime > Testimony: Sanki Karadenizli biri, karakolda “kestim oni” diye ifade veriyor. (emreticha) Okunuşu kulağa hoş gelen İngilizce kelime > Apologise: Bunu söyleyen kişi samimi bir şekilde özür diliyordur. (emreticha) BASMAKALIPÇI -kalıplaşan duyulduk duyulmadık sözler- > Korkuyorlar abi bizden. O yüzden vizesiz sokmazlar bizi Avrupa’ya. (s7evin) > Suyla çalışan arabayı kesin buldular ama petrolün tükenmesini bekliyolar aaabi. (ConCan) > Dünyaya erken gelmişiz biz abi ya... (weeping guitar) > Ohoo siz giderken biz dönüyoduk. (adanalinacak) > Ya zaten, semti iyi olsun, ev biraz küçük olsa da olur. Hem temizlemesi de kolay olur. (trenchkot) > Yok öyle bir şey, olsa söylemez miyim ya? (blu) Ahmet Rasim Akdağ ahmetrasim.akdag@ihlaskoleji.com TWEETÇİ Özhan KARA Zincirlikuyu’da beklerken metrobüs kapısı ne zaman önümde açılırsa işte o zaman ne kadar şans oyunu varsa gidip hepsini oynayacağım. Selcuk Celik Benim toplarımın ulaştığı yere, sizin hayalleriniz bile ulaşamaz. -Sabri Sarıoğlu- Linkoln Yazılışından emin olmadığın hâlde sırf bildiğini göstermek için o kelimeyi yazmak; RİKS BUDUR! ozguRugzo Sümerliler yazıyı bulan adama “Ooo! yazı getirmişsin” diye takıldılar mı çok merak ediyorum. Serkan Yıllar yılı Eyüp Sabri Tuncer’i şair zannettim, ta ki bir bayram sabahı acı gerçekle karşılaşana kadar... Evrim Güvenç Bak çok güzel yaptım al ye çocuğum > Bi tabak daha koydum al ye > Olmaz öyle al ye > Meyve soydum al ye > Al ye > Alye > Aile... Mal Tweetler Şu an Flash Tv’de 4+4+4 eğitim sistemi ve nükleer sızıntının ekolojiye etkileri tartışılıyor. Şaka şaka, yine halay çekiyorlar. Barış Lebowski Gazeteyi sondan okumaya başlayan sporsever bir millet olarak Arabistan’da çok sıkıntı çekerdik şüphesiz. Arda At olsam ölümümün arpadan olmasını hiç istemezdim. Ne bileyim savaşta mızrak saplasınlar, ayağım kırılsın çekip vursunlar. Arpa neymiş? zibarist Bazen pili değiştirmek için kumandaya kapladığın naylonu yırtman gerekir. Tolstoy etkiliyorum SalihUYAN salih.uyan@ihlaskoleji.com twitter.com/etkiliyorum Şaşılacak şeyin doğrusu Son zamanlarda dijital yerli, dijital göçmen gibi ifadeler günlük hayatımıza girdi ya, ben de bu kavramları kafamda netleştirmek için kendi çocuğum üzerinde birtakım deneyler yapmaya kalkıştım. Açtım Google Earth programını, bizim evin uydu fotoğraflarını gösterdim oğluma. “Bak, bu bizim evimiz. Bu da önümüzdeki boş arsa. Bu görüntüler uzaydaki uydudan..” falan diye heyecanla anlattım. Hiçbir şaşırma belirtisi göstermedi. İşte çocuğumun dijital yerli olduğunun ilk belirtileri... Sonra deneyin dozunu biraz artırıp, “Bak şimdi oğlum, şuraya basınca uydudaki kamera bizim evin içini, bizi gösterecek” dedim. “Haydi bassana baba!” dedi. “Oğlum, hiç şaşırmadın mı? Uydudaki kamera bizim evin içini gösterecek ya!” dedim. Cevap vermeden uzanıp gösterdiğim linke basmaya çalıştı. “Çocuk işte!” dedim içimden. “Ne anlasın teknolojiden!” Sonra şaka yaptığımı, böyle bir şeyin henüz mümkün olmadığını falan açıklamaya çalıştım. Bu deneyden birkaç gün sonra, uyku öncesi kitap okuma seansında; tam, parmak çocuk, devin tepesine kaynar suyu dökecekken oğlum, “Baba, dünya boşlukta nasıl duruyor ya?“ diye soruverdi. Uykulu bir şekilde, “Duruyor işte oğlum, ne demek nasıl duruyor?” dedim. “Ya baba, sen de uzaydan evi görmemize şaşırıyorsun. En süper şeylere şaşırmıyorsun!” dedi oğlum birden. İçimden, “Waow, çok sert!” deyip dışımdan, “Ooo, saat 10 olmuş, haydi hemen uyuyorsun!”“deyip mutfağa doğru yollandım. Vay be! Haklı mıydı acaba velet? Gerçekten asıl şaşılacak şeylere şaşırmıyor muydum? Çocuğun o zamana kadar, bazen insanı fıtık eden sorularını düşündüm. Yağmur nasıl yağıyor, gemi niye batmıyor, nasıl rüya görüyoruz vs. Sonra da verdiğim cevaplar geldi aklıma. Bu konulara acayip hâkimim ya, “çocuk işte” deyip yüzeysel açıklamalarla geçiştirdiğimi fark ettim. Hâlbuki çocuk, asıl tefekkür edilmesi gereken şeyleri soruyormuş hep. Bir yanda dünyanın dönmesine, uzaya, yerçekimine, yağmurun yağışına, ağaca, ota, böceğe şaşıran ve hayran olan 5 yaşındaki oğlum... Bir yanda da iPad’in dokunmatik ekranına şaşıran, LED TV’nin görüntü kalitesine hayran olan, merdiven çıkan robotu ağzı açık seyreden ben... Kim daha yüzeyde, kim daha derin, artık siz karar verin. Haftaya oğluma, “Ben bu hafta sonu evde değilim. Ay’a gidiyorum” diyeceğim. Eğer yine şaşırmayıp, “Ben de geleceğim” diye tutturursa bu deneylere bir son vereceğim. Sonra da, acaba “en süper” olan şey Ay’a gitmek mi, yoksa Ay’ın kendisi mi, buna bir cevap bulmaya çalışacağım.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT