BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye’de güven içinde yaşıyoruz!

Türkiye’de güven içinde yaşıyoruz!

Esad’dan kaçıp Türkiye’ye sığınanlar, “Suriye’ye dönüp öleceğimize burada güven içinde yaşarız” diyor.



ÖZEL HABER SALİH BİLİCİ - HATAY ÇADIRA KONUK OLDUK Arkadaşımız Salih Bilici, konteyner kente gitmek yerine çadırda kalmayı seçen Suriyelilerle görüştü. Hatay’daki kamplarda barınan kalabalık aileler Kilis’e konteynır kente gönderilirken, küçük aileler mevcut kamplarda barınmaya devam ediyor. Ziyaret ettiğimiz bu kamplarda her şey düşünülmüş. Okul, ana okul, cami, hastane, oyun alanları, kadınlar için dinlenme alanları, banyolar, tuvaletler, anlayacağınız her şey var... Bohşin kampında kalanlar hayatlarından memnunlar. Suriye’de ateş hattında yaşamaktansa güvenli gördükleri çadırlarda yaşamayı tercih ediyorlar. Çadır sakinleri hallerinden çok fazla şikâyetçi değil. Türkiye halkına ve devletine bol bol dualarda bulunuyorlar. Kampta ‘hayata merhaba’ diyen bebekler de var. Şükriye ismindeki 3 aylık bebek onlardan sadece bir tanesi. Kampta tercümanlığımızı kısa sürede Türkçeyi öğrenen Suriyeli çocuklar yapıyor. Oldukça da akıcı konuşuyorlar. Gündüz okula giden çocuklar boş vakitlerinde de Kur’an kursuna gidiyorlar. KAMPLARDA KUŞ UÇURTULMUYOR Apaydın kampında ise daha çok Suriye ordusundan firar eden askerler ve aileleri kalıyor. 10 generalin barındığı bu kampta Özgür Suriye Ordusu Komutanı Albay Riyad Esad da kalıyor. İçeride yaklaşık 100 asker güvenliği sağlıyor. Rahat hareket edememekten şikâyetçi olan muhalif komutanlar, telefonlarla orduyu yönetemeyeceklerini, sınırın diğer tarafına geçişlerine izin verilmesini istiyorlar. Geçici olarak Hatay’da ikamet eden Suriye ordusu firarilerinden Yüzbaşı Ala Keykum, Türkiye tarafından Suriye’ye silah sokamadıklarından yakınıyor. Cisr Eş Şuğur mıntıkasından sorumlu olan muhalif komutan, Türkiye’nin insani yardım konusunda çok başarılı işler yaptığını belirtirken, “Ama Suriye tarafına silah geçirme noktasında Türk askeri tolerans göstermiyor. Kendi paramızla aldığımız silahları karşı tarafa geçiremiyoruz” şeklinde konuşuyor. Ateşten kurtulmanın sevincini yaşayan aileler dışarıdan yardım kuruluşlarının ve yakınlarının dağıttığı yardımlarla hayatını sürdürüyor. Cisr Eş Şuğur köyünde evinde misafir olduğumuz Hani Fizo, 8 çocuğu ve karısıyla kiraladığı evde kalıyor. Hani Fizo, Müslüman Kardeşlere sempati duyduğu için 30 yıl Suriye topraklarına ayak basamamış. Yıllarca Avrupa’da ve Türkiye’de sürgün hayatı yaşayan Hani, halk ayaklanmalarının başlamasından sonra her şeyi göze alarak kaçak yollarla köyüne dönmüş. Yakalanması durumunda cezası idam olan Hani, ölümü ve korkuyu çoktan yenmiş durumda. “Yetti artık” diyerek gemileri yakan Hani, zaman zaman sınırın diğer tarafına geçerek zor durumdaki ailelere ekmek ve erzak götürüyor. Hatay’daki hastanelerde ise kapasite dolmuş durumda. Hastanelerde tedavi olduktan sonra taburcu edilen yaralılar da çok büyük sıkıntılar yaşıyor. Mikrop kapmaması için hijyenik şartlarda kalması gereken yaralılar, gerekli bakımların yapılmadığı evlerde üst üste kalıyorlar. ÇADIR KENTİN MANAVI İnsanlar kısa sürede kamp şartlarına uyum sağlamış durumda. Her şeyi Türk devletinden beklemek yerine manav dükkânı işletip para kazanan hızlı girişimciler bile var. Bİ EKSİĞİMİZ KLİMA... Bir eve ne lazımsa bazı çadırlarda eksiksiz var. Çamaşır makinesi ve televizyonun olduğu bu çadırın tek eksiği buzdolabı ve klima... İNTERNET BİLE VAR 35 yaşındaki Hacı İsa bir avukat. Bilgisayarda bol bol hukuki mevzuatları okuyor. İnternet ve televizyon vasıtasıysa ülkesinde yaşanan son gelişmeleri takip ediyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT