BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ergenekon’un finali adaletin tecellisi

Ergenekon’un finali adaletin tecellisi

Toplumsal meselelere ilgi duyduğumdan bu yana asker-sivil ilişkilerinin normalleşmesi için naçizane katkılarda bulunmak istedim. 2006 yılının Aralık ayında Yaşar Büyükanıt’ın, sivil siyasete müdahale ettiği, Kıbrıs ile ilgili sözleri nedeniyle bir dava açmıştık.



Toplumsal meselelere ilgi duyduğumdan bu yana asker-sivil ilişkilerinin normalleşmesi için naçizane katkılarda bulunmak istedim. 2006 yılının Aralık ayında Yaşar Büyükanıt’ın, sivil siyasete müdahale ettiği, Kıbrıs ile ilgili sözleri nedeniyle bir dava açmıştık. Askerî hakimlerle bir hayli diyalog içerisine girdiğimiz bu süreç içerisinde dönemin kuvvet komutanları ile ilgili de 2007 yılının bahar aylarında suç duyurularımız oldu. Bazen savcılar üstü kapalı tehditler savurdu. Bazen evimiz basıldı. Bazen suç duyurularımızın kaybolduğu iddia edildi. Fakat Allaha şükür bu konudaki çizgimizden taviz vermedik. Bu mücadele çerçevesinde bizi “rövanşist” bir refleks gösteriyoruz diye suçlayan arkadaşlarımız olmuştu. Oysaki bizim faaliyetlerimiz “organize” bir hareket değil sivilleşme arzusu yüreğini yakan taşıyan binlerce gönüllü çabadan sadece birisiydi. O gün ilgili arkadaşlara söylediğimi bugün tekrar etmek istiyorum: “Bu bir rövanşist refleks değil adaletin tecelli etmesi haykırışıdır.” Türkiye Perşembe sabahı yeni bir döneme uyandı. Bugüne kadar Ergenekon ve türevleri olan davalarda üst düzey askerî sorumluların gözaltına alınmasına her ne kadar alışmış olsak da başta Çevik Bir olmak üzere, Batı Çalışma Grubu’nun sorumlularına dokunulması Türkiye için yeni bir dönemi ifade ediyor. Çünkü 28 Şubat bir süreçti. Bu sürecin yansımaları maalesef bugüne kadar da devam etti. Her ne kadar darbelerden hesap sorulması ve sorumluların hesap verebilmesinin sağlanması önemli bir konu olsa da, 28 Şubat sürecinin sorgulanması ayrı bir anlam taşımaktadır. Çünkü 28 Şubat’ı sorgulayabilmek; asker-sivil ilişkilerinin normal seyrine döndüğünün de bir işaretidir. AK Parti hükümetinin iktidara geldiğinden bu yana asker sivil ilişkilerinin normalleşmesi açısından büyük bir mücadele verdiğini görüyoruz. 28 Şubat sürecinin sorgulanması, bence, artık bir final niteliği taşıyor. Dolayısıyla bugün itibariyle diyebiliriz ki; sivil irade artık ülkeyi; demokrasi dışı yöntemleri benimseyen bürokratik oligarşinin direnciyle karşılaşmadan yönetebiliyor demektir. Bu da Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin mihenk taşlarından birisidir. İlgili dava Türkiye’nin başta Kürt meselesi olmak üzere birçok sorununu çözebilmesi için son derece kritik bir davadır. 28 Şubat’ı sorgulama; Kürt meselesinde sivil iradenin bugüne kadar çözüme yönelik yürüttüğü çalışmaların daha demokratik ve sivil bir zeminde sonuçlanabileceği müjdesini de taşıyor. Çünkü 28 Şubat zihniyetinin çözülmesi demek aynı zamanda Türkiye‘nin en önemli sorunu olan Kürt meselesinin de çözülmesi anlamına gelir. Uzun sözün kısası bu dava süreci; medyanın, iş dünyasının, çeşitli iktidar odaklarının daha sivil ve demokratik bir yapıya bürünmesini sağlayacak ve bundan herkes faydalanacaktır. Bu dava sivillerin rövanş kaygısı değil milletimizin adalet arzusunun yansımasıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT