BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Hazar Petrolü ve Türkiye - 2 -

Hazar Petrolü ve Türkiye - 2 -

Türk devletlerinin petrol rezervleri için biçilen ömür 100 yıl. Bu da bölgedeki potansiyelin yaklaşık yarısını oluşturuyor. Doğalgaz rezervi ise bölge potansiyelinin yüzde 99’u. Rakamlar, ABD ve Rusya’nın bölgeye ilgilerinin sebeplerini açıklamaya yetiyor.



Orta Asya’da dev mücadele Dünya petrol pazarı açısından, Hazar havzasında bulunan petrol ve doğalgaz yatakları özel bir önem taşıyor. Bu bölgeye ilgi, SSCB’nin dağılmasından sonra birdenbire artmış bulunuyor. Hazar havzasında 6 adet büyük çapta petrol ve doğalgaz yatağı yer alıyor. Rezervlerin çoğu deniz tabanında. Yatakların üçte biri petrol, üçte ikisi ise doğalgaz. Hazar havzasında bulunan toplam ham petrol rezervi 16.32 milyar varil. Tahmin edilen rezerv ise 163 milyar varil. (ABD’nin rezervinin 22, Kuzey Denizi’ndeki rezervin 17 milyar varil oldukları göz önüne alınırsa, Hazar’ın değeri ortaya çıkıyor.) Bölgedeki doğalgaz rezervi ise 236.337 trilyon ayak küp. Bu da ABD’nin rezervlerinden fazla. Hazar havzasındaki petrol ve doğalgaz yataklarının işletilmesi, nakli, SSCB zamanında kurulan ilkel boru hatları ile devam ediyor. Bu sistem, şu anda çıkarılan çok az miktardaki petrol ve doğalgaz için bile son derece yetersiz. Havzanın dünya pazarına açılabilmesi için büyük yatırımlara ihtiyacı var. Bu zenginlik sebebiyle, 1993’ten bu yana, çoğunluğu Anglo-Amerikan petrol şirketi olmak üzere, uluslararası dev petrol şirketleri bu havzadaki ülkelerle, hem petrol çıkarma ve işleme, hem de petrol boru hatları inşa ederek taşıma için, anlaşma süreleri 30 yıla kadar varan büyük ortaklıklar kurdular. Bunlardan başlıcaları şunlar: 1993’te Kazakistan Petrol Şirketi ile Amerikan Chevron şirketinin, Kazakistan Tengiz petrolleri için yüzde 50-50 esasına dayanan şirket evliliğine daha sonra Mobil de katıldı. Bu şirketin adı Tengizchevroil. Tengiz petrollerinin Novorosisk’e taşınması için de CPC (Caspian Pipeline Consortium) kuruldu. Uluslararası dev Anglo-Sakson petrol şirketleri ile Rusya ve Kazakistan şirketleri arasında kurulan konsorsiyuma, İtalyan AGİP ve Umman şirketi de dahil. Türkiye de ortak Diğer önemli bir anlaşma, dev petrol şirketlerinin Azerbaycan ile müştereken kurdukları, kısaca AIOC diye anılan konsorsiyum ile ilgili. Süresi 30 yıl olan bu anlaşmaya Türkiye de dahil. Dünya petrol pazarında bu anlaşmaya “asrın olayı” deniyor. Bütün bu yeni araştırma ve değerlendirmelerin sonunda, petrol ve doğalgaz açısından büyük gelecek vaad eden Orta Asya ve Hazar havzası, parlayan bir yıldız konumu kazandı. Bu ülkelerin rezervleri, bütün dünyanın iştahını kabartıyor. Bu ülkelerin iç tüketimleri çok az. Petrol işletimi ve nakli için; teknoloji, donanım ve organizasyona, daha da önemlisi hazır paraya (yatırıma) ihtiyaçları var. Bu sebeple de 1990 sonrasında, uluslararası petrol şirketlerinin hücumuna maruz kaldılar, ortaklıklar kurdular. Rusya ve ABD Tüm devletlerin göreceli ağırlıklarına rağmen, asıl mücadele Rusya ile ABD arasında, bazen açık, bazen gizli olarak sürüyor. Bu güçlerin petrol şirketleri üzerindeki etkileri yadsınamaz boyutlarda. Aslında bu sorunun temelinde bir de petrol şirketlerinin çıkarları bulunuyor. “Yedi kızkardeşler” gibi dünya petrol devi şirketler, son 100 senedir İran, Arabistan, Basra Körfezi ülkeleri, Libya, Meksika Körfezi ülkeleri v.b. petrol sektörlerinde yaptıkları tarzda, Orta Asya ülkelerindeki petrol sahalarını parselleyip çıkarlarına uygun anlaşmalar yapmış durumdalar. Kendi ekonomik çıkarları ön planda olmak üzere, siyasi dinamikleri de dikkate alan bir zamanlama dahilinde, en uygun üretim, pazarlama ve ulaşım projelerini yürürlüğe koyuyor. Uzun’un değerlendirmesi Son on yıldır, Orta Asya petrollerinin işletilmesi ve taşınmasındaki belirsizlikler veya alınan kararlardaki sürekli değişiklikler bir takım entrikaların varlığını gösteriyor. Botaş eski Genel Müdürü, ANAP Kocaeli eski Milletvekili Hayrettin Uzun’un, Orta Asya petrolü ve dev petrol şirketleri hakkında iki sene önce basına yansıyan şu ilginç yorumu, bu konuyu en veciz şekilde anlatıyor: “Halen Türk Cumhuriyetleri’nde, Kafkaslar’da, santral Asya’da yaşanan olay, imtiyaz sözleşmeleridir, sahaların bölüşümüdür. Üretim daha sonra. Küçük çapta üretim olacaktır. Aslında bu da bir yutturmacadır. Bu tarz üretim ile şirketlerin amaçladığı şudur: Kendi petrol politikalarına uygun olarak, piyasaları rahatsız edecek kadar petrol çıkarmamak; bölgenin istikrarsızlığını dikkate alarak, kimseyi ürkütmeden az miktarda petrol çıkarmak...” Aradan geçen iki seneye rağmen devam eden belirsizlik bu tesbiti doğrulamaktadır. (Kaynak: Türkiye gazetesi, 2-2-1998) Bu havzadaki Türk devletlerinin petrol rezervleri için biçilen ömür 100 yıl ve bölgedeki potansiyelin yarıya yakını. Doğalgaz rezervi ise bölge potansiyelinin yüzde 99’u. Rakamlar, ABD ve Rusya’nın bu bölgeye olan ilgisinin sebeplerini açıklamaya yetiyor. Dünya petrol rezervlerinin kalan ömürleri 1995 yılı verilerine göre; dünyada toplam 1009,3 milyar varil petrol rezervi kalmış. Buna karşılık 1996 yılında, dünyadaki toplam petrol tüketimi, günde 68 milyon 639 bin varil, yılda 3 milyar 312 milyon 800 bin ton olarak tespit edilmiş. Bu tüketim dikkate alınarak yapılan tahmini hesaplamalar sonunda, dünya petrol rezervlerinin ortalama ömür tablosu ortaya çıktı: Rezervlerine 10 yıllık ömür biçilen ülkeler: ABD, Kanada, Ekvator, Arjantin, Norveç, İngiltere, Mısır, Endonezya ve Avustralya. Rezervlerine 48 yıllık ömür biçilen ülkeler: Suudi Arabistan, İran, Rusya, Libya, Brezilya, Venezuella, Meksika ve Trinidad. Rezervlerine 100 yıllık ömür biçilen ülkeler: Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Tunus. Petrol ve doğalgaz rezervlerindeki yüzdeler Ülke Petrol rezervi (%) Doğalgaz rezervi (%) Azerbaycan 20,51 6,92 Kazakistan 52,82 25,72 Türkmenistan 17,43 47,22 Özbekistan 0,51 18,5 Rusya 2,56 hesaplanmadı İran 6,15 1,65 Türk Devletleri payı 90,76 93,6 Devam edecek
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT