BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kırk gün kırk gece

Kırk gün kırk gece

Nisan ayındayız, baharın tam ortasında. Tabiat uyanıyor, tomurcuklar çiçeğe durdu. Bahar geldi, Gidecek, dinlenecek, tekrar gelecek.



Nisan ayındayız, baharın tam ortasında. Tabiat uyanıyor, tomurcuklar çiçeğe durdu. Bahar geldi, Gidecek, dinlenecek, tekrar gelecek. Sense yoksun. Sen bir sevgili gibi yolu gözlenensin. Sen sevgililer üstü sevgilisin. Herkes sana hasret, herkes yolunu beklemekte. “Sen” diyerek sarıldığı insanın sen olmadığını anlayarak her defasında hayal kırıklığına uğramakta. Sen bir çıkagelsen, ah bir gelsen. Neler olmaz o vakt? Yakıcı temmuz sıcağında olmasa, bir kış günü olmasa, bari baharda gel. Erikler beyaz beyaz, bademler pembe açarken sen de ufkumuzda kanat açsan. Heyecanlansak, ayağa kalksak, sevinçten birbirimize sarılsak. Seni yeni açmış bahar dalları, hercaî menekşeler, türlü renkte İstanbul laleleri ile karşılasak. Gelmiyorsun.Yıllar geçti, yollar eskidi, yoksun. Sen nerelerdesin, hangi dağın ardında, hangi okul sırasındasın? Kaç yaşındasın, rengin, edan, halin ne? Bu millet seni bekliyor. Seni beklerken işte öyle... mecburen, birtakım önderlerle oyalanıyor. Onların hiçbiri yerini dolduramaz. Onun için sen bekleniyorsun. Gelmeli ve her şeye hakim olmalısın. Entrikalar, ucuz politika, ayak oyunları, iki yüzlülük senden uzak durmalı. Sen zaten böyle hafifliklere tenezzül etmezsin. Bir boşluk var, senin boşluğun, cüceler, şaklabanlar, muhterisler o boşluğu doldurmaya çalışıyor. Olmuyor, olamaz, olmayacak. Ümidler sende. Sen çıkagelecek ve bu milletin önüne düşerek onu layık olduğu yerlere taşıyacaksın. Bu millet, hep kahramanlarla çalışmaya alıştı. Başında hep dehalar gördü, onlara ölümüne inandı, gözünü kırpmadı, hayatını verdi. Hayal edilmeze kement attı, perçin vurdu. Şimdi mumyalar galerisinde dolaşıyor gibi. Bir rüya görüyor gibi, suskun. Istırap içinde. Nerede ne hata yaptığını araştırıyor, neden bu cezaya çarptırıldığını düşünüyor, kendini sorguluyor. Bu kendini sorgulama kaç nesildir devam etmekte. Bir sır saklanırcasına, kimseye söylemeden fakat herkes tarafından inceden inceye yapılmakta. Milletle önüne düşenler arasında köprüler atılmış, kendini anlamıyorlar. Milletine inanmayan, onu güdülmeye mahkûm gören milletin yüksek hasletlerini fark edebilir mi, ince duygularını anlar mı? Başkalaşmış ve başkası olmuşlar. Onun için ismini, rengini, edanı, halini bilmeseler de seni beklemekteler. Sen mutlaka bir gün çıkıp geleceksin. O gün kırk gün kırk gece düğün yapılsa yeridir. Çıkıp gelecek ve kabuk tutmuş bir hüsrana son vereceksin. Ayaklar seninle yere basacak, başlar doğrulacak, gözler çakmak çakmak olacak. Bir millet derlenip-toparlanacak ve yeniden kendisi olacak. Şahsiyetini bulacak. Yeter artık, gel ve bu yol kesicilerden kurtar bizi. Bıktırdılar, yıldırdılar, küstürdüler. Gel ve ona şahsiyetini, haysiyetini, itibarını iade et.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT