BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cahit Peksayar

Cahit Peksayar

İki Nisan Pazar günü, AKM’de, sayın Ender Ergün’ün yönettiği, Mehmet Güntekin’le-Şehnaz Uğurel’in de solist olarak katıldıkları İstanbul Klasik Türk Müziği konserinde bulunduk.



İki Nisan Pazar günü, AKM’de, sayın Ender Ergün’ün yönettiği, Mehmet Güntekin’le-Şehnaz Uğurel’in de solist olarak katıldıkları İstanbul Klasik Türk Müziği konserinde bulunduk. Her sefer, zengin mûsîkimizin asırları kuşatan seyrinde besteli hayaller yaşadığımız bu ocakta pazar günü, gözler yaşartan hüzünler sesleniyordu. Sayın Ergün’ün de dediği gibi bu kez, “kemanlar başka, sesler başka, sazlar başka acı sesler” çıkarıyordu. Çünkü uzun yıllar içinde zor yetişen keman üstadı Cahit Peksayar bey, Hakkın rahmetine kavuşmuştu. Seneler senesi Birinci keman olarak eli öpülen, sevilen Cahit Usta, ak saçları, zarif tebessümleri, vakarı ile doldurduğu yeri boş bırakmıştı... Terkettiği yerde rüyalar dolu kemanı ile doldurduğu koltuğunda şimdi bir yığın çiçek üzerine yaslanmış fotoğrafı vardı. Bu ise ıstırap karışığı hasret veriyordu. Dolayısıyle mûsîki nağmelerine hıçkırıklar, arkadaşlarının süzülmüş çehreleri ve içerden dışardan rahmet dilekleri yayılıyordu... Bakınız zaman nasıl bir hızla geçiyor! Bu zalim hakikat beyinleri kemiriyor: Her halde 20 yıl olmuştur. Üstad Alaaddin Yavaşça, yazar dost Tahir Kudsi Makal, Cahit Peksayar, Tûlin Korman hep oradayız. Bir şarkı veya beste yarışmasının “seçicileri” olarak. Denizli’deyiz. “Altın Horoz” adıyle yapılan büyük bahçe konserinde mûsîkiye susamış Denizli halkı. Peksayar’ın gençliği üzerinde. Keyfi şakası cuşa gelmiş güzellikte. Unutamadığım bir yazdı o. Sonraları birçok kereler sohbetimize, sazını ve kendisini dinleyip sevinmemize rağmen, aklımda hep o, şenlikli, nüktedan, efendi ve güven veren Peksayar kalmıştır. İnşallah dünyasını da aynı rahatlıkla değiştirmiştir. Cennetteki mekânından bize yine bol Dede’li, Itri’li, Münir Nureddin’li âhenk dolu, sevgi nağmeleri ilham edecektir. Yurdumuzun sıkıntılarını Cennet makamlarıyla hafifleten teselliler gönderecektir. Fırat Kızıltuğ Aynı gün yukarda bahsettiğim klasik koromuzdan, viyolonsel üstadı Fırat Kızıltuğ dostumun, yaş-haddi sebebiyle emeklilik töreni de yapıldı. Sahnede gördüğümüz eski günlerinden çok daha zinde olan sanatkâr dostum, ayrıca büyük bir sevgi halesi içindeydi. Çünkü yıllardan beri Türk Edebiyatı Vakfı, salonlarında ve her yerde yetiştirdiği öğrencilerinin çoğu, salonu doldurmuşlardı. Ellerinde kucak kucak çiçeklerle bir Fırat Bey baharı donatılmıştı. Hanımlar, beyler, yetişkin genç kızlarla delikanlılar ve yetişmekte olan küçükler: Mesela Hocam Cemil Meriç’in torunu, 12 yaşlarında Hazal Yazan, annesi Prof Ümit Yazan’la beraberdi. Arkada bazısı ses ve saz yıldızı olmak payesine ulaşmış sanatkârlarla beraber, üç neslin, mûsîki fotoğrafıydı bu. Fırat Kızıltuğ’un, tâ Bayburt’tan, Trabzon’dan, yurda açılan gayretleri ve aşıladığı sanat ruhu bu güzel görünüşün alt yapısıydı. Fırat Kızıltuğ dostum sayın şef’in ve arkadaşlarının duyguları ile korosunun gönül armağanını (plaketini) aldı. Uzun yıllar aynı koroda çalışan merhum Peksayar gibi onun da klasik korodaki doldurulmaz yerini devamlı tutması temenni edildi. Ama o kadar değil, biz de Türk Edebiyatı Vakfı olarak “Edebiyata paha biçilmez hizmetleri için” şiir tarzında ve mûsikî senaryoları çeşidi benzersiz eserleri için bir teşekkür belgesi sunduk. Böylece hezârfen (çok yönlü) Fırat Kızıltuğ’un değerli çalışmalarının ve üstün yeteneklerinin bir yanına daha dokunmuş olduk. Fırat bey, “Kul Ozan” takma-adı ile âşık tarzında, güçlü şiirler yazmakta, bundan başka Türk mûsîkisi tarihinde yer tutmuş seçkinlerin, hatıralarından (film hikâyeleri, senaryolar) düzenlemektedir. Bu nefiselerin hepsi her ay Türk Edebiyatı Dergisinde yayımlanmaktadır. Faks: 0212 513 77 49
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT