BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Açık oy, gizli tasnif mi yapalım?

Açık oy, gizli tasnif mi yapalım?

Türkiye’nin dikkatini yarınki oylamaya çevirerek, ülkeyi kilitledik. Rutin, sıradan ve kendi sınırları içinde olması lazım gelen cumhurbaşkanlığı seçimi, her nedense bizde, mecrasından taşarak, odak oluyor.



Türkiye’nin dikkatini yarınki oylamaya çevirerek, ülkeyi kilitledik. Rutin, sıradan ve kendi sınırları içinde olması lazım gelen cumhurbaşkanlığı seçimi, her nedense bizde, mecrasından taşarak, odak oluyor. Kurumları ve kuralları yerli yerine oturtup çalıştıramadığınız takdirde, karşılaşacağınız manzara hep budur. Bir ülkede demokrasi ya vardır ya da yoktur. Öyle yarım yamalak demokrasiden bahsedilemez. Birilerinin yarım yamalak demokrasiden kasıtları, işine gelenlerin, işlerine geldiği gibi idare şeklidir ki, buna asla demokrasi denemez. Bunun adı keyfi idare olup, çeşitli entrikalarla demokrasiyi o keyfiyete kılıf yapmaktır. Hayatî kanunlarımız Parlamento’yu bekliyor. Demokratikleşme kanunları bekliyor, Adlî reform kanunu bekliyor, mahallî idareler kanunu bekliyor... Bu ve benzeri kanunları çıkaracak Meclis ise Cumhurbaşkanlığı seçimine kilitlendi. Öyle veya böyle bu seçim sonuçlanacak sonuçlanmasına da, herkesin merakı, Başbakan’ın tehditvari söylediği, seçimin iki adım ötesi!... Adam gibi demokrasimiz olsaydı, iki adım ötesinden endişe eder miydik? Ama, Anayasa gibi kurumsal bir müesseseyi bir şahsa endekslediğiniz zaman, varacağınız nokta budur! Yani kaos... Unutmayalım ki, bu ülkede kaotik ortamdan medet uman ve o dumanlı havada gününü gün edenler var! Bunlar, demokrasiyi millete lüks görürler, layık bulmazlar. Söylem, tutum ve davranışlarında millete rağmencidirler. Anayasa kuralları va’zetmiş. Kendisini değiştirme kurallarını da... Yarınki seçimle 5 artı 5 kanunu çıkmazsa yani, Sn. Süleyman Demirel’e yeniden cumhurbaşkanlığına adaylık kapısı kapanırsa kıyamet mi kopar? O vakit, yine Sn. Süleyman Demirel’in her zaman vurguladığı (meşruiyet içinde çare tükenmez!) sözünü nereye oturtacağız? Burada asıl mesele, kurumların ve kuralların usulüne uygun işletilmesidir. Doğrusu, koskoca parlamentoyu bir kişiye endekslemek ve o olmadığı takdirde tufan olacak demek, herşeyden önce o parlamentoya haksızlık etmektir, hatta hakaret etmektir. O Parlamento’nun içinde cumhurbaşkanlığı makamına layık kişi yok demek, millete hakarettir. Anayasa, cumhurbaşkanını seçme görevini parlamentoya vermiş. 1982 Anayasası da, geçmişten ibret olarak bu seçimi kolaylaştırmıştır. Zorlamaya ne hacet? Kurallar, kendi mecralarında işletilince iş, kendiliğinden oluşacak! Sonucu beğenmeyebilirsiniz ama, kabule mecbursunuz. Aynı parlamento, hükümete güvenoyunu izhar ettiği zaman meşru da, cumhurbaşkanını seçtiği zaman gayri meşru mu? İşte, demokrasiyi kendinize veya şahıslara endekslediğiniz zaman, bu çelişkiyi yaşarsınız. Bakınız; Meclis’te verilecek oylarda partiler, grup kararı bile alamıyor. Yoksa; 945’teki İnönü demokrasisine mi dönelim? Yani açık oy gizli tasnif!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT