BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > G.Saray faciası

G.Saray faciası

Düşmeye gör... Kaldırım taşları, adamın alnına mühür gibi yapışır. Alın yazısı, italik olur eğilir.



Düşmeye gör... Kaldırım taşları, adamın alnına mühür gibi yapışır. Alın yazısı, italik olur eğilir. Asfalt yol trafiğe kapanır, patikaya sürülürsün. Bi başına, yalnız, kimsesiz görülürsün. Felaketine el ovuşturanlar, umuduna temlik koyar. Güneşin doğuşunu çekerler sabahından... Mor bir karanlık tanyeri olur. Testinin kırılmasını bekler, çeşmeyi gösterecek olanlar... Sular zaten kesiktir. Nasılsa kendi kırdığımız testilerin hesabını tutan yok. Vurun abalıya! * * * 15 gün öncesine kadar; övüp övüp de sığdıracak gökyüzü bulamadığımız Galatasaray; bulutların üstünden ani bir pike dalış yaptı. Pas geçecek sandık, yere çakıldı. Önce Fener, sonra Dadaş... Önüne gelen vuruyor arkadaş! UEFA’dan final isterken, şimdi hekimlerden derman istiyoruz. Doktor doktor kalksana... Lâmbaları yaksana... Cimbom elden gidiyor, çaresine baksana! * * * Fatih Terim’in Leeds için İngiltere’ye gitmesi doğru muydu? “Erzurum’u öyle ya da böyle hallederiz” yanılgısıyla, rakibi tavsadılar mı? Hiçbir dönem ön plana çıkmayan Bülent Ünder ve Müfit Erkasap, Terim’in serin gölgesinde kalmıştı. İşler tıkırında giderken üzerinde durulmuyordu. Ama adamlar demeç veremiyor... Fotoğraf çektiremiyor... Gıkını çıkaramıyor. Terim Londra’dan direktif verip, yardımcılarının gazetelere ve televizyonlara konuşmasını yasaklıyordu. Belki, köşe bakkalına borç bile yazdıramazlar. Pısırık demiyelim ama, bağımlı hale getirilmişler... Fatih hoca, mutlak otoritesini mengene gibi kullanıyor; asla gevşetmiyordu. Acaba bu durum; kendi yokluğunda, Erzurum’da bir yetki boşluğu ortaya çıkardı mı? İngiltere’den telefonla takım yönetmeye kalkmak; takımın başındakilere yeterince güvenmemekten kaynaklanan bir kuşkuyu da getirir. Futbolcular, Terim’in yokluğunda stepne otoriteye yaranmak ihtiyacını mı duymadı? Çünkü kötü oynamak başka şeydir, oynamaya niyeti olmamak başka şey... G.Saraylı futbolcular, ikinci şıkkın yakın göstergesi olarak; oyuna asılmadılar. Okan, Suat, Ergün, Emre... G.Saray’ı G.Saray yapan bu futbolcular sahada olsa da, maçta yoktu... G.Saray’ı G.Saray yapan teknik özelliklerin de hiçbiri yoktu. Bütün bunların üstüne B.Hakan yoktu. Bu çocuk ayağına gelen topu harmanlıyor, çarşaflıyor, dolaştırıyor... Doğru dürüst stop yapamıyor... Çalım atamıyor, adam geçemiyor... Akıl almadık goller kaçırıyor... Ama arkadaş; gene de bu takıma ne denli gerekli bir adam olduğu açıkça ortaya çıktı. İlginç bir tesadüf; B.Hakan’ın hasta, sakat ya da başka nedenlerle oynamadığı maçların hiçbirini G.Saray kazanamadı. Bunlar rastlantı değil ki! Ceza alanında çok hareketli... Yer değiştiriyor, kademeyi bozuyor... Yanına 2 adam taktırıyor. Bu yüzden her kaçışı, takım arkadaşlarına boş saha demek... Kafa toplarında, Hava Kuvvetleri Komutanı... Fır hattında bütün sorti yetkileri onun... Gol atıyor,.. Artistlik değil, asistlik yapıyor. Yapamadığı ve bu yüzden sıkça saç-baş yoldurduğu pozisyonları; bazen becerilerinden fazla... Bu yüzden ona “ŞABAN” yakıştırması bile yaptılar. Vallahi ona yalnız Şaban değil; “ABÜZİTTİN” bile deseler, onun yokluğu kapatılamıyor. Erzurum’da felaketi gördük. Marcio; B.Hakan’ın güneşte kurutulmuşunun buzlu camdan görünüşü bile olamadı. * * * Ey Galatasaray... Avrupa’da finale ramak kala, mızıkıçılık yapma da, geri dön. Sana bela değil, kupa yakışır. Hadi!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 96604
    % 1.81
  • 6.2586
    % -1.43
  • 7.3135
    % -1.24
  • 8.2415
    % -1.84
  • 242.305
    % -1.51
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT