BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güzel ahlâkın önemi -2-

Güzel ahlâkın önemi -2-

Başkasının kötü ahlâkından şikâyet eden kimsenin kendisi kötü ahlâklıdır. Başkalarının kötülüklerinden bahsediyorsak, bu kendimizin kötü olduğunun alâmetidir...



Güzel ahlâklı olmanın birtakım alâmetleri vardır: İnsâflı olmak, arkadaşlarının hatâsını görmemek, hüsn-i zan etmek, sû-i zandan [kötü zandan] kaçınmak, arkadaşlarının eziyetlerine göğüs germek, onlardan şikâyetçi olmamak, hep kendi ayıp ve kusûrlarıyla meşgûl olmak, kendi nefsini kınamak, güler yüzlü olup, herkesle yumuşak konuşmaktır. Güzel ahlâklı kimse, edeplidir, az konuşur, hatâsı azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emânete riâyet eder, komşu ve arkadaşını korur. Bütün hasletlerin başı ise hayâdır. Bir Müslümâna çatık kaşla bakmak harâmdır. Güler yüzlü olmayan kimse mü’min sıfatlı değildir. Herkese karşı güler yüzlü olmalıdır. Hadîs-i şerîfte, Allah’a ve âhiret gününe îmân edenin, misâfirine ve komşusuna ikrâm etmesi, ya hayır söylemesi veya susması emredilmiştir. (Buhârî) İYİLERLE ARKADAŞ OL!.. İyi huylu olmak için ve iyi ahlâkını muhâfaza edebilmek için, sâlih kimselerle, iyi huylularla arkadaşlık etmelidir. İnsanın ahlâkı, arkadaşının huyu gibi olur. Hadîs-i şerîfte, “İnsanın dîni, arkadaşının dîni gibi olur” buyuruldu. Ahlâkı bozan, şehveti harekete getiren kitap, dergi ve gazeteleri okumamalı; bu şekildeki sinema ve tiyatrolardan kaçınmalı; böyle radyo ve TV’lerden, internet sitelerinden sakınmalıdır... İslamiyet’in güzel ahlâkını göstermek için, Müslümânların kâfirlere karşı da iyi huylu olmaları, onları incitmemeleri gerekir. Böylece İslâm dîninin, iyi huylu olmayı, kardeşçe yaşamayı, çalışmayı emrettiği onlara da gösterilmiş olur. Böylece iyiliği seven insanlar, seve seve Müslümân olurlar. Cihâd etmek farzdır. Cihâdı devlet topla, silahla yapacağı gibi, soğuk harp ile, propaganda, neşriyât ile de yapar. Her Müslümân da, iyi huyları ile, iyilik yapmakla cihâd yapar. Çünkü cihâd etmek, insanları Müslümân yapmaya davet etmek demektir. Görülüyor ki, kâfirlere karşı da, iyi huylu olmak, onları incitmemek, cihâd etmek oluyor. Cihâd ise her Müslümâna gücü nisbetinde farzdır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Bir kimse, bir zât ile konuşunca, eğer kalbinde, dünyâ sevgisi azalıp, Allahü teâlâya bağlılığı artarsa, onun kerâmet sâhibi, evliyâdan bir zât olduğu anlaşılır. Eğer böyle olmazsa, o zâtın istidrâc gösteren bir yalancı olduğu meydâna çıkar. ‘Evliya olmak için Allahü teâlânın ahlâkı ile ahlâklanmak gerek’ buyurulmuştur. Ya’nî Allahü teâlânın sıfatlarına uygun sıfatlar, evliyâda hâsıl olur. Fakat bu benzerlik sadece isimdedir. Yoksa sıfatların özelliğinde beraberlik olmaz. ALLAHÜ TEÂLÂNIN AHLÂKI... Hâce Muhammed Pârisâ hazretleri, “Tahkîkât” adlı kitâbında, “Allahü teâlânın ahlâkı ile ahlâklanın” emrini anlatırken buyuruyor ki: “Allahü teâlânın bir sıfatı “Basîr”dir. Yanî Allahü teâlâ her şeyi görür. Bir kimsenin kalb gözü açılır, firâset ışığı ile, kendi ayıplarını ve başkalarının iyi huylarını görürse, yanî başkalarını kendinden üstün görürse ve Allahü teâlânın her an gördüğünü göz önünde bulundurarak hep O’nun beğendiği şeyleri yaparsa, bu sıfatla huylanmış olur. Allahü teâlânın bir sıfatı da “Mümît”tir. Yanî öldürücü demektir. Bir kimse, sünnetler yerine yerleşmiş olan bid’atleri yok ederse, bu sıfatla sıfatlanmış olur. Bütün sıfatlar, bunlar gibidir.” Cahiller, bu ahlâklanmayı başka türlü anlamış ve yoldan çıkmıştır. Evliyânın ölüleri dirilteceğini, kaybolan şeyleri bileceğini sanmışlar, günâha girmişlerdir.) [Müj. Mekt., 107] Allahü teâlânın sıfatlarından biri “Settâr”dır. Yanî günâhları örtücüdür. Müslümân da, din kardeşinin kusurunu örtmelidir. Allahü teâl⠓Kerîm”dir. “Rahîm”dir. Yanî lütfu, ihsânı bol ve merhameti çoktur. Müslümân da, cömert ve merhametli olmalıdır! Allahü teâlâ, “Gaffâr”dır, yanî kullarının günâhlarını affedicidir. Müslümânlar da birbirlerinin kusûrlarını affetmelidirler. Afv, hak ettiği bir şeyi almayıp sâhibine bağışlamak demektir. Allahü teâlâ affedicidir, affedenleri sever. Kur’ân-ı kerîmde meâlen, “Affet, ma’rûfu emret ve câhillerden yüz çevir” (A’râf, 199) buyuruluyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT