BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yunus Emre Kültür Vakfı dolayısıyle -2-

Yunus Emre Kültür Vakfı dolayısıyle -2-

Prof. Dr. Sabahattin Eyüboğlu, tasavvuf edebiyatımızın en büyük şairi Yunus Emre’nin o birbirinden güzel şiirleri üzerinde tepinerek diyor ki: “Yunus bütün dindarlığına Müslümanlığına karşın (rağmen) hiçbir dinin, tarikatın adamı değil. Hatta bir din adamı bile değil. Tersine bütün dinlerin ötesinde camilerin, kiliselerin, tüm tapınakların dışında, hele softaların düpedüz karşısında kitapsız, tapınmasız, töresiz, kıblesiz bir inancın adamıdır!”



Prof. Dr. Sabahattin Eyüboğlu, tasavvuf edebiyatımızın en büyük şairi Yunus Emre’nin o birbirinden güzel şiirleri üzerinde tepinerek diyor ki: “Yunus bütün dindarlığına Müslümanlığına karşın (rağmen) hiçbir dinin, tarikatın adamı değil. Hatta bir din adamı bile değil. Tersine bütün dinlerin ötesinde camilerin, kiliselerin, tüm tapınakların dışında, hele softaların düpedüz karşısında kitapsız, tapınmasız, töresiz, kıblesiz bir inancın adamıdır!” Yalan! Yalan! Yalan! Bu kuyruklu, kulaklı, bu dehşetli yalanlar kumkumasının bir tek doğru cümlesi var. Eyüboğlu, Yunus Emre’nin “Bütün softaların düpedüz karşısında olduğunu” söylüyor. Gerçi softa Farsça bir kelimedir ve medrese talebesi demektir. Medrese de dünün üniversitesidir ama bazı kimseler, ilmi arayan, ilme susayan bu medrese talebelerine yobaz, kaba, cahil, gerici adam nazarıyla bakmışlar, onları alaya almışlardı. Softa kelimesi de zamanla asıl manasını kaybetmişti. Sadece Yunus Emre değil, esasında her Müslüman kayıtsız şartsız kabalığın, cehaletin, geriliğin karşısında olan adamdır. Softayı esas manası dışına çektiniz mi, ona kaba, cahil, geri... kaftanları biçtiniz mi, Yunus Emre elbette bin defa, milyon defa kabalığın, geriliğin, cehaletin karşısında olan bir tasavvuf erbabı olacaktır. Dolayısıyle o, Kur’an ahlakıyla ahlaklanan, ışığını Kur’andan ve sevgili peygamberimizin yaşayışından alan; töresi, kitabı, dini, kıblesi... belli olan dosdoğru bir Müslümandır. Şiirlerinin birçoğunu, ayetlerden ve hadislerden aldığı ilhamlarla yazmıştır. Şu mısralar Yunus Emre’ye ait: Kaf dağı zerrem değil/Ay ve güneş bana kul. Aslım haktır, şek değil/Mürşiddir Kur’an bana! Sevgili Peygamberimiz için yazdıkları da milletimizin dilinde ve gönlündedir: “Sen Hak Peygambersin şeksiz, şüphesiz Sana uymayanlar gider imansız Aşık Yunus neyler dünyayı sensiz Adı güzel kendi güzel Muhammed” Ve bizim meşhur ilahilerimizden birinde de işte Yunus Emre yüreği: Şol cennetin ırmakları/Akar Allah deyu deyu. Çıkmış İslam bülbülleri/Öter Allah deyu deyu. Hz. Mevlana’nın 6 ciltlik mesnevisini Türkçeye çeviren Doç. Abdülbaki Gölpınarlı diyor ki “Mesnevi baştan sona kadar Kur’an’ın tefsirinden ibarettir.” Yunus Emre de, Hz. Mevlana’nın Türkçe söyleyen yüzüdür. Onun Risaletün-Nushiyye isimli eseri (1307) Allahın hikmetleriyle nakışlıdır. Yunus Emre bu kitabına da, Allahın ismiyle başlamaktadır; “Bismillah diyüp getürdi toprağı Ol arada hazır oldı ol dağı” Ben uzun yıllar Ankara Radyosunda ve Ankara televizyonunda çalıştım. Yunus Emre ve Hz. Mevlana üzerine yapılan programlarda, onların Müslüman olduklarından katiyyen bahsedilmezdi. Onların hümanist oldukları, insanları çok sevdikleri üzerinde durulurdu. Pozitivizmden kaynaklanan Hümanizmin, bizim kültür dünyamızla benzerliği yoktur. Yunus da Hz. Mevlana da çok iyi birer Müslüman oldukları için insanları sevmekte, onlara kucak açmaktadırlar sadece Türkiyemizin değil, bütün dünyanın huzuru, Yunus Emre gibi, Hz. Mevlana gibi İslam mutasavvıflarının görüşlerine önem vermekle mümkündür. Yunus Emre Kültür Vakfının eski inkârcı zihniyeti bir tarafa iterek yepyeni bir ruhla, gururla ve huzurla, kültür dünyamızın güzelliklerini dünya milletleri önünde ortaya koyacağına inandığım için çok sevinçliyim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT