BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Son Başbuğ...

Son Başbuğ...

Asuman buz kesmiş... Lapa lapa kar yağıyor... Ankara nisanın ilk haftasında böyle soğuk görmemişti kaç yıldır...



Asuman buz kesmiş... Lapa lapa kar yağıyor... Ankara nisanın ilk haftasında böyle soğuk görmemişti kaç yıldır... Ankara üşümüştü. Türkiye Ankara’daydı... Ankara Türkiye idi. Sanırdınız ki 66 milyon insan “Son başbuğ”u uğurlamak için akın etmişti. Başşehir’in ufukları insan, sokakları insan, meydanları insan, ağaçları insan, direkleri insan ve taşları insandı. Bu insanların gönüllerinde hüzün ve sevinç bir top yürek olmuş mütemadi atıyordu. “Son Başbuğ” son yolculuğuna uğurlanıyordu. Hüzün; milyonlar “Son Başbuğ”un ölümüne ağlıyordu. Sevinç; “Son Başbuğ”, ebedî istirahatgâhında rahat uyuyacaktı; çünkü, ektiği tohum kök salmış milyonlar yetişmişti. MHP’nin ikinci büyük yürüyüşü Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997 günü bu dünyadan göçtü. Milliyetçi Hareket liderinin vefatının ardından yayınladığım dizinin sonunda, “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!” başlığı ile şunları yazmıştım: “Merhum Türkeş’in 8 Nisan 1997 günü yapılan cenaze töreni aynı zamanda MHP’nin ikinci büyük yürüyüşü idi. Birincisi 15 Nisan 1978’de Ankara’da Kurtuluş’ta başlayıp Tandoğan’da bir mitingle biten yürüyüştü. İki yürüyüşü de takip ettim. O zaman yürüyenlerin yaş ortalaması belki 20, belki 21 idi. O dönem olaylar bütün hızıyla sürüyor, günde birkaç ülkücü şehit düşüyordu. Yüzbinlerce genç insan son derece heyecanlı, son derece cesur ve bir o kadar da vakur idi. Türkeş’in cenazesine katılan kalabalıkların ise yaş ortalaması belki 30-35 idi. 1978’i hatırlayanların hemen hepsi törene koşmuştu. Ve... Hiçbir şey eskisi gibi olmadı... MHP dağılır demişlerdi. MHP’nin genel başkanlığına Türkeş’in rahle-i tedrisinden geçen bir isim seçildi. Türkeş’in MHP’sinin oyu yüzde 8’den yüzde 18’e tırmandı. MHP iktidar ortağı oldu. Kimse MHP’yi mafyacılıkla suçlayamadı. Kimse Türk bayrağını indiremedi... İlkelerinde değişiklik olmamıştı Alparslan Türkeş’ten sonra bayrağı devralan Devlet Bahçeli’ye sormuştum: - Merhum Alparslan Türkeş’in değiştiği hususunda medyada birtakım yorumlar yapılıyordu. Siz uzun yıllar yanındaydınız. Böyle bir değişikliği gözlediniz mi? - 30 yıllık ülkücülük hayatımızda, 10 yıllık da merhum liderimizin mesai arkadaşı olma şerefini yakalamış bir kişi olarak ifade ediyorum... Başkanlık divanı üyeliği, genel sekreterlik, genel başkan yardımcılığı yapmış bir kişi olarak ifade ediyorum... Merhum Türkeş’in düşüncelerinde, hedeflerinde, ilkelerinde hiçbir değişiklik olmamıştır. Bu konuda ben şahsen çok emin olduğum kanaatindeyim. Ancak merhum liderimizi 12 Eylül öncesinde karşı propagandalarla yanlış algılayanlar 12 Eylül sonrasının bu yumuşak, uzlaşmacı, diyalog kapıları açık bir siyasî anlayış içerisinde çok daha iyi anladılar ve merhum liderimizin gerçek yönlerini görmeye başladılar. Bu sebepten dolayı bazı insanlar Türkeş Beyin değiştiği iddiasını ortaya attılar. Hattızatında Türkeş beyi anlamak, kavramak imkânı bulan insanlar onun gerçek düşüncelerini görünce farklı olduğunu zannettiler. Yoksa hiçbir değişiklik yoktur. (Dr. Arslan Tekin, Milliyetçi Hareket’te Yeni Dönem ve Dr. Devlet Bahçeli, s. 73.) Ailesiyle İstanbul’a geldiklerinde Türkeş, daha ev tutmadan kaydını yaptırmak için Kuleli Askerî Okuluna gitmişti. Burayı 1936 yılında bitirdi. Aynı yıl Harp Okulu’na kaydoldu. 1938’de okulu bitirip teğmen rütbesiyle orduya katıldı. Üsteğmenken, 1944’te patlak veren “Turancılık” davasında, birbuluç yıl tutuklu kaldı. Sonra beraat ederek eski vazifesine döndü. 1948’de Genelkurmay Başkanlığı’nın açtığı imtihanı kazanarak, Amerika’ya gitti. Burada ABD Kara Harp Akademisi’ne devam etti. Türkkeş 1950’li yıllarda yine Amerika’ya gidecektir. Hindistan’a sürgüne gönderildi Türkeş, 27 Mayıs 1960 İhtilâli sınrasında kurmay albaydır. 38 kişilik MBK’da en güçlü üye idi. Hindistan’a sürgüne gönderildi. 1963’te döndü. 21 Mayıs 1963’de, Talât Aydemir’in ihtilal teşebbüsünde tutuklandı. Serbest kaldıktan sonra siyasî arayışlara girdi; CKMP’nin genel başkanlığına seçildi. Türk tarihine damgasını vuracak bir hareketin ilk adımı böylece atıldı. Partinin adı, 1969’da, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak değiştirildi. Türkeş 1980’e kadar 17 yıl milletvekilliği yaptı. Milliyetçi Cephe hükûmetlerinde başbakan yardımcısıydı. 12 Eylül 1980’den sonra tutuklandı. Dört yıl hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra yine siyasete devam ettib. MHP genel başkanlığını tekrar aldı. 1992’de yine milletvekili seçildi. Alparslan Türkeş, adımlarını temkinli atar ve geleceği hesap ederdi. 27 Mayıs İhtilâli’ne katılmıştı. Radyodan ilk anonsu tok sesiyle o yapmış ve iltilâlin “kudretli albayı” olarak hafızalarda yer etmişti. Halkın şeçtiği meşru bir hükûmete karşı, bir grup subayın giriştiği ve başarılı olduğu ihtilâl içinde Alparslan Türkeş’in olmaması gerekir diye yazılagelmiştir. Ok yaydan çıkmıştı ve ihtilâl yapılacaktı. Türkeş gibi, hesaplı ve aksiyoner bir kişinin haberdar olduğu ihtilâl girişiminden ayrı kalması düşünülemezdi. Onun varlığı birtakım yanlışları önleyecekti. Ancak, ihtilâl içinde ihtilâl yaşanmış, iktidarı CHP’ye teslim etmemek, köklü reformlar yapmak, ülkede gruplaşmaların, kırgınlıkların önüne geçmek için tedbir almak isteyen Alparslan Türkeş ve arkadaşları sürgün edilmişlerdi. İdam cezasını istemedi Türkeş Hindistan’a elçilik müşaviri olarak gönderilmişti. Buradan, kendisini sürgün edenlerin başındaki adam Cemal Gürsel’e yazdığı “tarihî” mektubunda, devrilen Demokrat Partililere idam cezasının uygulanmamasını istemiş ve uygulanması hâlinde nelerle karşılaşılacağını bir bir sıralamıştır. Bu tarihî mektubu hemen herkes bilir; birçok araştırmada yer almıştır. Bu mektup, Alparslan Türkeş’in siyasî hayatında bir mesafe taşıdır, desek yeridir. Türkeş, gelecekte yapacaklarını plânlamış ve böyle bir mektubu tarihe intikal ettirmek istemiştir. Türkeş’in en büyük özlemi Sovyetlerin dağılması ve Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarına kavuşmasıydı. Sovyetlerin dağılacağına kesinkes inanıyordu. Gençliğe verdiği seminerlerinde, bu inancını sık sık dile getirmiştir. Sovyetler dağılınca Türk ülkelerine geziye çıktı ve rüyasının gerçek olduğunu müşahede etti. Alparslan Türkeş, Türk siyaset ve fikir hayatına damgasını vurmuş ender siyasetçilerdendir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT