BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kurtarıcılardan kurtulmak!

Kurtarıcılardan kurtulmak!

Malum; bizim, kerameti kendinden menkul demokrasimiz, darbelerle maluldür. Demokrasiye karşı bu denli cinayetleri işleyen generallerin, gülünç iddiasına bakın ki; bu yaptıklarıyla ‘demokrasiye balans ayarı’ verdiklerini ileri sürerlerdi! Bütünüyle rafa kaldırılan demokrasinin neresine bu ayarın verildiği; herkes tarafından merak edilirdi ancak; ne hikmetse, hiç kimse tarafından da, bir türlü sorulmaz, sorulamazdı!



Malum; bizim, kerameti kendinden menkul demokrasimiz, darbelerle maluldür. Demokrasiye karşı bu denli cinayetleri işleyen generallerin, gülünç iddiasına bakın ki; bu yaptıklarıyla ‘demokrasiye balans ayarı’ verdiklerini ileri sürerlerdi! Bütünüyle rafa kaldırılan demokrasinin neresine bu ayarın verildiği; herkes tarafından merak edilirdi ancak; ne hikmetse, hiç kimse tarafından da, bir türlü sorulmaz, sorulamazdı! Mahut 35. maddeden kendilerine ‘koruma ve kollama’ görevi çıkaran bu zihniyet, ilhamını; İttihat ve Terakki’nin ‘kurtarıcı zabitan’dan almaktadır. Kurtarmaya kalkıştıkları Devlet-i Aliye’yi, çok değil, on sene içerisinde yiyip-bitirip yok etmişlerdi. Aynı zihniyetin, kendilerinden bir nesil önceki ağa-babalarından birisi de (Keçecizade Fuat Paşa), Fransız meslektaşına: ‘... Devlet-i Aliye’nin gücüne bakın ki; siz dışarıdan, biz içeriden uğraşıyoruz; yine de yıkılmıyor!!!’ deme küstahlığını gösteriyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri elbette bu zihniyette değildir ama; bu zihniyetin TSK’da çöreklenmiş olduğunu pekâlâ biliyoruz. TSK’ya, devlete ve millete musallat olan bu urun, sökülüp atılması en öncelikli görevdir. Aksi halde; hak ve hakikat namına hiçbir oluşa imkân ve ihtimal yoktur. TSK’nın en tepe noktasında bulunan birisi; içeriden dışarıya provokatif bir demeç veriyor ve; ‘...TSK’nın terör örgütü olduğu, kendisinin de bu örgütün yöneticisi olarak kendilerini yönettiğini!’ ironi olarak dillendiriyor. TSK elbette terör örgütü değildir. Zira bu millet, evlatlarını güle-oynaya ve bu kutsal ocağa gönderiyor ve kendilerine rütbelerin en üstünü olun şehitliği reva görüyor! Ama; evladını şehit veren anneyi, davet edildiği madalya töreninde; başörtüsünden dolayı aşağılayan ve elindeki sopayla başörtüsünü çıkarmaya yeltenen general ve general zihniyetindekilerin; arız oldukları TSK’dan çıkarılıp atılmaları gerekmez mi? Zira bu millet; aynı densizliğe yeltenen Fransız askerine karşı ‘Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştı. Türk askeri (generali), şehit düşen evladının annesine karşı, Fransız gibi davranabilir mi?!. Milletimiz, onca densizliğe; ‘devlet-i ebed-müddet’ idrakiyle; engin sağduyusu ile sabretti ve bu günleri bekledi. Bekledi ki, TSK’da çöreklenen bu ur, behemehâl çekilip atılsın ve TSK, milletinin gözbebeği-Peygamber Ocağı konumunu muhafaza etsin! Şu halde; birinci önceliğimiz, kurtarıcılardan kurtulmaktır!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT