BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dilimizi bozdular, şah damarımızı ketiler

Dilimizi bozdular, şah damarımızı ketiler

“Anayasanın Dili” Sempozyumunda konuşan Başbakan Erdoğan, Türkçe’de yıllar içinde yapılan tahribata dikkat çekti.



Başbakan Erdoğan, grup toplantısında, 1926-1950 yılları arasında CHP döneminde satılan camilere ait 9 belge gösterdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkçe üzerinde yapılan operasyonların tarihle bugün arasındaki en önemli irtibatı, en önemli köprüyü yani kuşaklar arasındaki dil birliğini ortadan kaldırdığını belirterek, “Adeta bizim şah damarımızı kestiler” dedi. Başbakan Erdoğan, Türkiye Yazarlar Birliği, Türk Dil ve Edebiyatı Derneği, Türk Dil Kurumu ve Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Anayasanın Dili” sempozyumuna katıldı. Burada konuşan Erdoğan, tarihte Türkçe’nin kısırlaştırılmasına yönelik olarak çok acıklı, çok acımasız girişimlerin olduğuna değindi. Erdoğan şöyle devam etti: “Türkçe tabii mecrasından çıkarıldı ve bir kalıba sokulmak istendi. Dünyadaki her dil başka dillerden ödünç kelimeler alırken, bu son derece tabii bir şeyken, Türkçe’deki bütün yabancı kelimeleri ayıklamaya yönelik tasarruflarda bulunuldu. Bu tabii olmayan ideolojik girişimler ne yazık ki Türkçe’yi ciddi manada kısırlaştırdı.” Geçmiş anayasalarda kullanılan dili eleştiren ve yeni anayasada bunların olmaması gerektiğini belirten Erdoğan, şunları söyledi: AĞIR BEDELLER ÖDETİLDİ “Dil meselesi sadece görünenden ibaret değil. Bir de mana yönü var. Asıl önemli olan da bu... Anayasanın dili, mana noktasında açık olmadığı için Türkiye çok büyük sıkıntılar yaşadı ve yaşıyor. Örneğin, 367 meselesinde anayasanın dili ciddi şekilde istismar edildi. Mana son derece açıkken laf farklı yerlere çekilmek suretiyle Türkiye’ye ağır bedeller ödetildi. Aynı şekilde 1982 Anayasası ‘ama’, ‘ancak’ kelimesinin sıkça kullanılmasıyla özgürlükleri genişleten değil, daraltan bir anlam sergiledi. Yeni anayasanın çok sarih olması, ‘ama’lardan, ‘ancak’lardan arındırılmış bir anayasa olması özellikle önem arz ediyor. Anayasanın dili Yunus Emre’nin dili olmak zorundadır. Yunus Emre, süt gibi arı Türkçesiyle sınırları aşan, zamanı aşan, kültürleri, kıtaları aşan bir mana ortaya koymuştur. İstismar edilmeyecek, farklı yerlere çekilmeyecek özgürlükten başka anlam taşımayacak bir anayasa dili kurmak mümkündür ve inşallah bunu da başaracağız. Anayasanın dili, dünyamıza sınır koymayacak. Tam tersine kucaklayıcı olacak olacak, 75 milyon, ‘işte bu benim anayasam’ diyerek sahiplenecek Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısına gelişinde alkışlarla karşılandı. Kılıçdaroğlu’na belgelerle cevap Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, grup toplantısında yaptığı konuşmada “Tek parti CHP döneminin zulmünü bu millet iliklerine kadar yaşamıştır. O dönemde, kitapların nasıl yasaklandığını, toplatıldığını, yakıldığını, evlerin basılıp Kur’an-ı Kerimler’in alındığını bu millet çok iyi hatırlıyor. Camilerin nasıl kapatıldığını, nasıl satıldığını, ezanın nasıl susturulduğunu milletimiz çok iyi hatırlıyor” dedi. Döneme ait 9 belge açıklayan Erdoğan, şunları söyledi: “İsmet İnönü 1966’da, ‘Acaba Cumhuriyet’in hangi devrinde camiler kapalı ve ibadet yasak olmuştur? Hiçbir zaman olmamıştır’ dedi. Bu açıklamaların ardından, Yeni İstiklal Gazetesi, ‘İnönü’nün yalanlarına karşı vatandaşı ispata çağırıyoruz’ diye bir kampanya başlattı. Balıkesir’den ‘Çavuş’ lakaplı M. Altınöz’ün mektubu çok manidar: Sayın muhalefet lideri İnönü, milletin gözünün içine baka baka, utanmadan ve sıkılmadan bu yaştan sonra yalan söyleyerek milleti yanıltmak istemektedir. Balıkesir vilayetinde, Zağanos Camii müstesna bütün camiler kapatılmış, depo edilmiştir. Bu millet bir daha, CHP’yi her ne pahasına olursa olsun tekrar başına geçirip; eski aç, sefil ve perişan günlerine dönmek niyetinde değildir. Paşam, köylü seni de senin devrini de gördü ve bugünün kıymetini daha iyi anlıyor. Bizi artık rahat bırak paşam...” Oğuzhan Şahin ANKARA
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT