BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İçerideki o kokunun aynısı

İçerideki o kokunun aynısı

“Yıl 1987. Aylardan Ramazan-ı şerif... Tabii ninem de oruçlu. Annemin yanında kalıyor. Gayet sağlıklı. İkindiden sonra, akşama yakın birden rahatsızlanıyor.”



Okuduğu tüm kitapları ezbere bilmesine rağmen mutlaka sahifelerini açar yüzünden okur ve derdi ki ninem: “Yavrum yazan büyüklerimizin ruhaniyeti burada olur kitabı yüzünden okuduğumuzda...” Yetişkin olsun, çocuk olsun her kim ziyaretine gelirse gelsin dertli gelen mutlu dönerdi ninemin o bir göz basık evinden. İslâm Ahlâkı, Kıyamet ve Ahiret kitapları elime geçtiğinde ninem artık ihtiyarlamıştı. Gözleri fazla fark etmiyordu. Gittim, kitaplarla ziyaretine. Bu defa ben ona okudum bu güzel kitaplardan. Aman yarabbi nasıl sevinmiş, nasıl mutlu olmuştu... Açtı elini: “Ya Rabbi sana şükürler olsun. Bu muteber eserlerin günümüz insanına da ulaştığını gösterdiğin için” demişti. “Bu kitapları neşredenlerden sen razı ol” diye dua etmişti. Yıl 1987’ydi. Ramazan-ı şerifteydik. Tabii ninem de oruçlu. Annemin yanında kalıyor. Gayet sağlıklı. İkindiden sonra, akşama yakın birden rahatsızlanıyor. Konu komşu akıyor eve. Gelenler “oruç dokundu galiba?” diye “ağzına su verin” diyorlar. Ninem başıyla “hayır!” der gibi işaret edip başını sağ tarafa çeviriyor. Âdeta kilit vuruyor dudaklarına. Eşim geliyor bu ara... “Bırakın” diyor. “Belli ki oruçlu olarak ruhunu teslim etmek istiyor.” İftara 10-15 dakika kala başlıyorlar başında Kur’an-ı kerim okumaya. Ne zaman akşam ezanı okunmaya başlıyor... Kuş yavrularının yem için ağzını açtığı gibi “orucumu açtırın bana” diyor beden diliyle. Bir damla su ile açtırıyorlar orucunu. O esnada öyle hoş bir koku geliyor ki inanılmaz... Başında bulunan eşim anlatıyor bize... Ama kokunun neye benzediğini bir türlü tarif edemiyor. Bu ara dayımlar acilen bir araç bulup Uşak’a hastaneye yetiştiriyorlar ninemi. Ama ecel gelmiştir bir kere. Hastaneye varır varmaz ruhunu teslim ediyor orada. Allah rahmet eylesin... Ninemin vefatından sonra her lafı açılıp da söz edildiğinde eşim, o oruç açma sırasındaki kokuyu anlatmaya çalışır ama bir türlü anlatamazdı bizlere... Aradan birkaç ay geçmişti. Bir vesileyle İstanbul’a gitmiştik eşimle beraber. Orada bulunan akrabalarımızın sayesinde ilk defa evliya kabirlerini ziyaret etmek nasip oldu. Önce Eyüp Sultan Hazretlerinin kabrini ziyaret etmiştik. Ziyaretten sonra dışarıya çıktığımızda eşim bir değişik olmuştu. Sorduk: -Hayrola ne oldu ki? Hem heyecan, hem sevinçle anlattı: -İşte... Safiye Ninemin ölmeden önce, orucunu açtırdığım o andaki koku, içerideki kokunun aynısı. Rabbim mekânını cennet eylesin. O büyüklerin şefaatine nail eylesin. Mehmet Emin Dikmen-Uşak > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
Reklamı Geç
KAPAT