BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kula kul olmak!

Kula kul olmak!

Ne yapayım emir kuluyum demek yanlıştır. Allahın kulu olmalı, kulun kulu olmamalı, diyenler çıkıyor. Bir başkası da: (Osmanlılarda, insan, Allahın değil, padişahın kuluydu.



Ne yapayım emir kuluyum demek yanlıştır. Allahın kulu olmalı, kulun kulu olmamalı, diyenler çıkıyor. Bir başkası da: (Osmanlılarda, insan, Allahın değil, padişahın kuluydu. Onun için padişah, halka “Kullarım” derdi. Sultanlık sistemine karşı çıkmak, soylu mücadele vermektir) diyor. Bazı kelimeler birkaç manaya gelir. Cümledeki yerlerine göre manaları değişir. Mesela Mevla kelimesi, yedi manaya gelir. Daha çok ilah, efendi, köle manasında kullanılır. (Mevla’nın rahmeti bol) cümlesindeki mevla, ilah manasındadır. (Mevlana Celaleddin)deki mevla da efendi demektir. Şimdi biri çıkıp da (Sen Celaleddine ilah dedin) diyemez. Bunun gibi kul kelimesi de mahluk, insan, köle, bende, emir altında bulunan, tabi, mensup gibi manalara gelir. Şimdi birisi nezaket olsun diye (Bendeniz) dese, bende kul, köle demek olduğu için, (Sen karşındakine bendeniz demekle onu ilah yaptın.) demek caiz olur mu? Padişahlar, sadık yardımcılarına “Kulum” derdi. Burada kul, “Sağ kolum) demektir. Sultana ait seçkin askerlere (Kapı kulu) denirdi. Bazıları da (Allahtan başkasına itaat etmek şirktir, kula kulluktur) diyor. Bu söz de çok yanlıştır. Çünkü Kur’an-ı kerimde, Allah ve Resulüne ve ülulemre de itaat edilmesi emrediliyor. Âlimlere, ana babaya itaat da dinimizin emridir. Bunlara itaat da Allaha itaat olur. (Hadika) Birileri de çıkmış, (Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır sözüne hadis demek korkunçtur, Bayezidi Bistamiye aittir.) diyor. O zaman adama şu soruyu sorarlar: Bu “korkunç” sözü ne diye Bayezidi Bistami hazretleri söylemiştir? Bir âlimin söylemesi o sözün kötü olmasını mı gerektirir? Burada şeyh, mürşid, rehber, üstad, öğretmen anlamındadır. Din ilimlerini hocasız öğrenmek kolay mıdır? Hele tasavvufu rehbersiz öğrenmek imkansızdır. Bayezidi Bistami hazretlerinin bu sözü, korkunç olarak vasıflandırılıp niye beğenilmez ki? Burada tasavvuf düşmanlığı mı yapılıyor? Rehbere, üstada kızılır mı? Bir talebenin, ilim öğrenebilmesi ve doğru yolu bulabilmesi için, bir öğreticiye ihtiyacı vardır. Çünkü hadis-i şerifte, (İlim üstaddan öğrenilir) buyuruldu. (Tebarani) Kur’an-ı kerimde ise, (Eğer bilmezseniz, bilenlerden sorun!) buyuruldu. (Nahl 43) Bazıları da, (Tesadüfen karşılaştık demek yanlıştır, tevafuk etti demelidir) diyor. İnsan, tesadüfen iyi kötü iş yapabilir. Tevafuk, birbirine uyma, uygun gelme demektir. İnsan sevmediği biriyle karşılaşınca, tevafuk etti demek tuhaf olur. Hiçbir dini kitapta rastlantı anlamındaki tesadüf yerine tevafuk kullanmak gerekir diye yazmaz. Tesadüf yerine tevafuk, nakli değil de, aklı esas alanların uydurduğu bir bid’attir. “Tesadüfen Ali Beyle karşılaştım” demek ve tesadüf kelimesini böyle yerlerde kullanmak caizdir. “Bu âlem tesadüfen yaratılmış, dağlar, denizler tesadüfen olmuştur” demek caiz olmaz. Çünkü her şeyi yaratan Allahü teâlâdır. Bu ikisini karıştırmamak gerekir. Ayet-i kerimeleri ve hadis-i şerifleri de maksadına aykırı olarak açıklamak asla caiz değildir. Mesela, Kur’an-ı kerimin çeşitli yerlerinde (Allah dilediğini hidayete kavuşturur, dilediğini dalalette bırakır.) buyuruluyor. (Amentü) deki iman esaslarından birisi de (Hayrın ve şerrin Allahtan geldiğine inanmak)tır. İnanmayan bir kimse, (Hidayet Allahtan olduğuna göre, dalalet üzere kalmamda benim suçum yoktur.) diyemez. Yani ayet-i kerimeyi kendi anladığı gibi açıklayamaz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT