BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Reyhan bin Abdullah

Reyhan bin Abdullah

“Bir kimseyi aldatmaktan sakınmalıdır. Piyasada on liraya satılmakta olan bir malı, onbir liradan yukarıya satın almak gaben-i fâhiş ile aldanmaktır...”



Reyhan bin Abdullah hazretleri, on üçüncü asırda Yemen’de yaşamış olan velîlerdendir. Doğum ve vefât târihleri bilinmiyor. Kabri Aden şehrindedir. Bu mübarek zat, bir sohbetinde buyurdu ki: Yüksek fiyatla satıp, bir kimseyi aldatmaktan sakınmalıdır. Zîrâ piyasada on liraya satılmakta olan bir malı, onbir liradan yukarıya satın almak gaben-i fâhiş ile aldanmaktır. Yanî çok aldanmaktır. Sırrî Sekâtî’nin “kuddise sirruh” dükkânı vardı. Yüzde beşten ziyâde kâr istemezdi. Bir kerre, altmış altınlık bâdem içi almıştı. Bâdem fiyâtı ansızın yükseldi. Dellâl, bâdem satmak için geldi. Altmışüç altına sat dedi. Dellâl, bugün, bu kadar bâdemi, doksan altına alıyorlar deyince, ben yüzde beşten fazla kâr almamaya karâr verdim. Karârımı değiştirmem buyurdu. Dellâl da, ben de senin malını aşağı fiyâtla satamam dedi ve satmadı. O da, yüksek fiyâtla satmaya râzı olmadı. Bâdemler satılamadı. İşte ihsân böyle olur... Muhammed bin Münkedir, din büyüklerindendi. Mağazası vardı. Çeşitli kumaş satıyordu. Kimisinin zrâ’ı [bir zr⒠0,48 metredir] beş altın, kimisinin, on altın idi. Bir gün, kendisi yok iken, çırağı, bir köylüye, beş altınlık kumaşı, on altına sattı. Kendi gelip, haber alınca, akşama kadar köylüyü arattı. Köylüyü görünce, bu kumaş beş altından ziyâde etmez dedi. Köylü, ben bunu, seve seve aldım deyince, ben kendime uygun görmediğimi din kardeşime de uygun görmem. Yâ satıştan vazgeç, yâhut beş altını geri al, yâhut da gel, on altınlık kumaştan vereyim buyurdu. Köylü beş altını geri aldı. Sonra, birisine, bu mert kimdir diye sordu. Muhammed bin Münkedir dediler. Bu ismi duyunca “Sübhânallah! Bu, öyle kimsedir ki, çölde susuz kalınca yağmur duâsına çıkıp, onun adını söylediğimiz zamân rahmet yağıyor” dedi... “AZ KÂRA RAZI OLDUM” Eshâb-ı kirâmın “aleyhimürrıdvân” büyüklerinden Abdürrahmân bin Avf’a, o büyük serveti nasıl kazandın? dediler. Çok az kâra da râzı oldum. Hiçbir müşterîyi boş çevirmedim. Hattâ bir gün, bin deveyi sermâyesine satmıştım. Yalnız dizlerindeki ipleri kâr kalmıştı. Her ip, bir dirhem gümüş değerinde idi. O gün develerin yem parasını ben vermiştim. Kazancım ise, bin dirhem olmuştu, buyurdu. Reyhan bin Abdullah hazretleri, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: “Allahü teâlânın merhameti vardır diyerek isyâna kalkışma, kahrından da korkarak ümitsizliğe düşme.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT