BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Genetiğe göre ilaç yazılacak

Genetiğe göre ilaç yazılacak

Prof. Dr. Turgut Ulutin, genetik bilimindeki gelişmelerin ilaç endüstrisini de değiştireceğini söyledi



Genetikçi Prof. Dr. Turgut Ulutin, Betül Altınbaşak’a konuştu. Hayli ilginç bir konuyla sizinle beraberiz bu hafta. Konuğumuz çok değerli bilim adamımız Sayın Prof. Dr. Turgut Ulutin. Kendisi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı. Ayrıca, Moleküler Biyoloji ve Genetik Derneği’nin de Başkanı. Birçok kürsüde ders veren, araştırmaları ile genetik bilimine büyük katkılar sağlayan hocamızla insanoğlunun genetik şifresi, hastalıkları ve gelecekte bizi bekleyen gelişmelerle ilgili görüştük. Görünen o ki çocuklukta biyoloji dersleriyle anlamaya çalıştığımız, ilerleyen yıllarla birlikte en çok kendi ya da yakın çevremizin hastalıklarıyla gündemimize oturan genetik kavramı aslında yapımız, tipimiz, karakterimiz dışında, yediğimiz, içtiğimiz, yaşantımızın her alanında ve en belirleyici unsurlarından birisi. Hayatımızı düzenliyor geleceğimiz ile ilgili birçok sonuca etki ediyor. Anlaşılan o ki doğal değişimleri binlerce yılı alan genetik unsurlara ciddi ölçüde teknoloji ve insan emeği karışmış durumda ve çok yakın gelecekte insanoğlunu kendisiyle ilgili büyük gelişmeler bekliyor. İşte bunlardan bazıları ve genetik biliminin hayatımızdaki yeri. Moleküler Biyoloji ve Genetik Derneği’nin de başkanlığını yapan Prof. Dr. Turgut Ulutin’e genetik bilimi hakkında merak ettiklerimizi ve bu sahada Türkiye’de nelerin yapıldığını sorduk. GENETİK ÇAĞDAYIZ Genetik bilimi deyince ne anlamalıyız? Genetiği canlıların şifresini inceleyen bilim dalı olarak anlamalıyız. Genetik kelimesi “gen”den geliyor. “Gen” nedir? DNA, yani kimyasal bir madde. Onu inceleyen bilim dalı da genetik oluyor. Bir söyleşinizde, “içinde bulunduğumuz çağ genetik çağı” diyorsunuz. Çünkü içinde bulunduğumuz şu son on senede daha önce başlamış olan bir proje tamamlandı; insan genom projesi. Genom bir canlı türündeki genlerin toplamına verdiğimiz isim. İnsan genom projesi de insandaki bütün genlerin incelenmesini, genetik haritanın çıkarılmasını hedefleyen bir proje. Peki, bu projenin amacı nedir? Genetik haritanın çıkarılması ne sağlayacak, bu işe niye girildi, milyonlarca dolar niye yatırıldı diyebilirsiniz. Ama şöyle ki biz genetik haritayı bilirsek, bu haritanın hangi bölgesindeki bozukluk hangi hastalığa yol açabilir ile ilgili fikir sahibi olabiliriz. Bu projeyle birlikte hangi bölgedeki bozukluk hangi hastalığa yol açıyor artık biliyoruz. KANSER TEDAVİ EDİLECEK Bir sonraki kademe nedir? Diyelim bozuk olan gen bizde mevcut. Şimdi soru şu: Acaba biz laboratuvar şartlarında bu kusurlu genin kusursuzunu üretebilir miyiz? Evet, üretebiliriz, elimizdeki teknoloji buna müsait artık. Böyle olunca da hemen ikinci soru karşımıza çıkıyor: Peki biz bu kusursuz geni organizmadaki kusurlu gen ile değiştirebilir miyiz? Mümkün mü böyle bir şey? Değiştirebilmeyi amaçlıyoruz. Başarabildiğimiz zaman bunun adı gen tedavisi olacak. Yani artık bildiğimiz klasik tedavi yöntemlerinin dışında yepyeni bir alan. Şimdi dünya bunun üzerine çalışıyor. Bazı pilot hastalıklar seçildi, üzerine çalışılıyor. Kanser bunlardan biridir. Çünkü genetik temelli bir hastalıktır. Şu anda sorun bozuk olan geni nasıl değiştireceğimizdir. Bu gibi problemler aşılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla belirli bir süre sonra genetik hastalıkların gen tedavisi yöntemiyle tedavi edilmesi mümkün hale gelebilir. Bunların içerisinde de kanser çok önemli bir yer tutuyor. Genetik çalışmaları diğer sektörleri de etkiliyor sanırım. Elbette, nanoteknoloji çağındayız. Bu da pek çok alanı etkiliyor. En çok etkilenen alanlardan birisi de ilaç sanayi. Şimdi bir çalışma var; İlaç sanayi ve genetiği birleştiriyor; adı farmokogenetik. Örneğin diyabet tedavisinde kullanılan insülin, gen teknolojisi ve biyoteknoloji ile üretiliyor. Dünyada her 10 kişiden birisi diyabet potansiyeli taşıyor. Yani tek bir ürün için bile 7.5 milyarlık bir gezegende 600- 700 milyonluk bir nüfustan bahsediyoruz. Siz artık biyoteknolojik pazarın büyüklüğünü düşünün. Ayrıca, bu çalışmayla birlikte kişiye özgü ilaç konusu gündeme geliyor. Bütün hastalıklara uygulamak mümkün değil ama alerjen genlerle ilgili yapılan çalışmalar var. Bu ne demek; sizin binlerce geninizle ilgili bilgiler bir çipe aktarılacak. O çip merkezi bir bilgisayara verildiği zaman siz gidiyorsunuz genetik yapınıza özgü ilaç veriliyor. Bu da bildiğimiz ilaç endüstrisinin bambaşka bir tarafa gitmesi demek. Daha doğrusu genetik yapıya özgü ilaç dönemine geçilecek. Tüm bunlar yakın gelecekte gerçekleşecek. Genetik çalışmalar tarım ve hayvancılıkta da sektörü ciddi ölçüde etkiliyor mu? Elbette, bu çalışmalar, ilaç, sağlık, hayvancılık, tarım gibi birçok sektörü etkiliyor. Daha verimli et ve süt elde edilmesi için çalışılıyor. Örneğin bitki genetiği üzerinde çalışmalar var. Çevredeki diğer zararlı patojenlere karşı dirençli bitkiler elde ediliyor. Hatta daha da ileri gidildi ve ağır metalleri toplayarak kendi çevresini temizleyen bitki üretiliyor. Mesela, Körfez Savaşında Saddam Hüseyin tonlarca petrolü Körfez’e döktü. Amerika hemen bir bakteri geliştirdi. Özelliği petrol artıklarını yiyerek beslenmek. Ve Körfez çok kısa bir zamanda tamamen temizlendi. Ama bundan korktular çünkü bunu bir biyolojik silah olarak da kullanabilirsiniz. Bu nedenle laboratuvar ortamına kapattılar. Yani şunu demek istiyorum genetik hayatımızın her alanını ilgilendiren bir konudur; olaya sadece sağlık, ya da genetik hastalıklar açısından bakmamak gerekir. KAPALI TOPLUMLARDA GEN HAVUZU DAR Yine genetik hastalıklara dönersek bunların arttığı durumlar nelerdir? Kapalı toplumlarda genetik hastalıklar artar. Çünkü kapalı toplumlar kendi içinde evlenir; kız alıp verir. Akraba evliliği de bu nedenle sakıncalıdır. Gen havuzu daralıyor ve hastalık riskleri artıyor. Geniş bir perspektiften seçici genler birbiriyle etkileşecekken kapalı bir havuzdan seçiyorlar. Bir bozukluk varsa, bu evliliklerde ciddi sağlık sorunları ortaya çıkıyor. “Belirli bir süre sonra genetik hastalıkların gen tedavisi yöntemiyle tedavi edilmesi mümkün hale gelebilir. Bunların içerisinde de kanser çok önemli bir yer tutuyor.” Genetik testlerle hastalıklar ne kadar tespit edilebiliyor? Genetik testlerle henüz her hastalığa bakılamıyor. Kanser, diyabet gibi bazı hastalıkların takibinde önemli. Ancak akraba evliliklerinde, ileri yaş gebeliklerinde mutlaka yaptırmakta fayda var. Onun dışında ailesinde genetik rahatsızlığı olanlar yaptırılabilir. Bana göre bir sebebi arayarak, bir hastalığa bağlı genetik tarama yapmak daha manalı. Bütün bir genom taraması değil ama risk söz konusu ise hastalığa yönelik testler yapılabilir. Zekâ geriliğine, doğumsal anomalilere yol açacak durumlarda önemlidir. Hedefe yönelik olmalıdır. Hastalığın tanısını koydunuz fakat tedavisi yok bu çok manalı değil. Ayrıca, bazı rahatsızlıkların erken teşhisinde yaşa bağlı, laboratuvar tetkikleri, ileri teşhis tetkikleri önemlidir. İnsanoğlu yeni bir canlı kopyalar ama bu etik değil! Prof. Dr. Turgut Ulutin, kopyalama çalışmalarıyla ilgili şunları söylüyor: “Evet, ama etik değil. Çalışmalar insanlığın ilerlemesi için kullanılmalıdır. Genetik çalışmaları ile ilgili kaygılar var. Sosyal, yasal, etik, bazı ülkelerde dini kaygılar olabilir. İnsanoğlu kendi türüne, başka bir türü karıştırıp yeni bir canlı üretebilir durumdadır; yapılıyor demiyorum. Bugünkü teknolojiyle laboratuvar ortamında kopyanızı üretebilirler. Ama bu etik değildir. İnsan kendini bir yaratıcı yerine koyamaz.” Hormonlu gıdalar daha zararlı Genetiği değiştirilmiş ürünler için ne dersiniz? Çok tartışılmakla beraber zararları henüz ispatlanmış değildir. Halk arasında, hormonlu ürünlerle, genetik olarak değişikliğe uğramış ürünler arasındaki farklılık anlaşılmıyor. Basında da ikisi de aynıymış gibi anlatılıyor. Hormon verilen ürünler geliştirildiğinde, et, sebze fark etmez bunlar insan vücuduna geçiyor. Ancak genetik olarak değiştirilmiş ürünün insan vücuduna zararı henüz ispatlanmadı. Burada başka sakıncalar ortaya çıkıyor. Genetik olarak değişikliğe uğramış bu ürünler eko sistemi değiştirebilir. GDO’lu mısırı ekiyorsunuz, belki onun genetik yapısı diğerine göre daha baskın ve diğerini ortadan kaldırabilir. Dokuyu bozabilir. Moleküler biyologlara ihtiyaç var Bizde çalışmalar ne durumda? Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümlerinin bizde yaygınlaştırılması lazım. Burada çok önemli nokta şu: Tıp fakültesindeki genetikçilerle, moleküler biyoloji bölümlerinin birlikte çalışması gerekiyor. Hatta mühendislik ile birleşmeli. Mesleki şovenizm var bizde. Genetik sadece hekim işi değildir. Genetik çok yönlü iş birliğini gerektiren bir alan. Yoksa sadece tanıda kalır. Moleküler biyologlara ihtiyaç var. Bunun özellikle altını çiziyorum. Sizin genetikte bir bilim adamı olarak hayalini kurduğunuz, görmek istediğiniz nokta nedir? Ben gen tedavisinin başarılı olduğunu görmek istiyorum. Bence sağlık alanında yapılacak en büyük atılım bu olur. Başta da dediğim gibi siz bozuk olan geni laboratuarda üretiyorsunuz ve bozuk olan ile değiştiriyorsunuz. O zaman bu tüm genetik hastalıkların bir şekilde tedavisi anlamına gelecektir. İnsanoğlu önümüzdeki 10 yıl binlerce yılı kapsayacak bilgiyi üretecek. Bu sadece genetikte değil, her alanda böyle.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT