BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kim bu 30-40 gazeteci?!.

Kim bu 30-40 gazeteci?!.

Sözü dolandırmadan hemen ifade edeyim: Meslektaşımız Can Ataklı’nın, genellikle agresif üslubunu ve çoğu kere hangi ata oynadığı belli olmayan duruşunu, tasvip etmem. Ancak meslek adına sergilediği doğru davranışlar için de hakkını teslim etmek gerekir...



Sözü dolandırmadan hemen ifade edeyim: Meslektaşımız Can Ataklı’nın, genellikle agresif üslubunu ve çoğu kere hangi ata oynadığı belli olmayan duruşunu, tasvip etmem. Ancak meslek adına sergilediği doğru davranışlar için de hakkını teslim etmek gerekir... Ataklı, 28 Şubat Sürecinden sonra; asker-medya kesimi arasındaki kirli ilişkileri ifşa eden belki de ilk isimdir. ‘Öküz’ isimli dergiye yaptığı açıklamada, mahut dönemde; askerî cenahtan medyaya servis edilen haberler ile kimi gazeteci ve medya patronunun paşalarla olan sıkı-fıkı ilişkileri hakkında önemli ipuçları vermişti. Geçen zaman içinde, pek fazla gel-gitler yaşamasına ve sivil siyaset ve demokrasiye yapılan müdahalelere karşı, net bir muhalefet ortaya koymamasına rağmen; 28 Şubat’ın apoletli gazetecilerine dair açıklamaları hayli dikkat çekici. Arkadaşımız Adem Demir’in dün yayınlanan röportajında, Can Ataklı’nın şu sözlerini özellikle not etmek gerekiyor: “28 Şubat’ta medyanın rolü neydi?..” sorusuna şu cevabı veriyor: “O süreci darbe girişimi havasını andıran ahlaki bir erozyon olarak görüyorum. Olay şuydu: Bir siyasi iktidarı bitirme eylemi, bildiğimiz demokratik rotadan çıkıp ahlaki bir mesele kazanmış ve hoş olmayan metodlarla düşürülmesiydi. Bunun için askerin kullanılması tamamıyla sivil inisiyatiften doğmuştur. Askerlerin, ‘Ey siviller gelin bu işi birlikte yapalım’ anlayışından değil, BİZZAT DÖNEMİN HAKİM SERMAYESİ VE ONUN UZANTISI MEDYANIN ARZUSUYLA, DESTEĞİYLE, KATKISIYLA ASKERİN DEVREYE SOKULMASIDIR. Onun için asker işin asıl aktörü değil piyonu konumundadır. Medya ve büyük sermaye... Tabii ki bir de o günün dünya konjonktürünü de göz ardı etmemek gerekiyor. Askerin devreye sokulmasının tek amacı, zihinlerde oluşmuş olan imajdan yararlanılmasıdır...” Başbakan Erdoğan da dün MÜSİAD Genel Kurulu’nda, 28 Şubat’ın iş dünyası kanadıyla ilgili önemli şeyler söyledi: Belki de ilk defa, bu kadar keskin ifadeler kullandı... “Buradan suç duyurusunda bulunuyorum...” diyerek, o dönemde; kimlerin bulanık suda balık avladığına, kasalarını nasıl doldurduğuna dikkat çekerek, bu konuların mutlaka araştırılması gerektiğine vurgu yaptı. Ataklı’nın bu ifşaatıyla birleştirdiğimizde, bundan sonraki safhalarda çok daha dramatik gelişmelerin yaşanabileceği sonucunu çıkarabiliriz! Bazılarının olacakları önceden tahmin edip, feryad-u figan etmesine rağmen, anlaşılıyor ki hukuki süreç işleyecek; dokunulmaz zannedilen yahut kendilerini öyle gören ‘kalın’ isimler, belki de hayatlarında ilk defa, ciddi biçimde yargıyla tanışacaklar... Evet, bu istikamette işaretler çoğalmaya başladı! Dün Star gazetesinde, Ergun Babahan’ın; 28 Şubat’ın en iri medya aktörüne dair verdiği bilgiler, hakikaten çarpıcı idi!.. O iri figürlerin etrafında, tetikçilik yaparak askercilik oynayan apoletli kalemşorlar, şimdilerde korkudan mezarlıkta türkü çağırıyorlar... Kimileri de, son bir numara ile bu işten yırtabilir miyim diye, olmadık şaklabanlıklar yapıyor! Ama hiçbiri işe yaramıyor. Yaramadığı gibi, tam aksine sahiplerini büsbütün rezil ediyor... Eh, keser döner sap döner. Gün olur hesap döner... Atasözü tecelli eder: Alma mazlumun ahını... Sahi, kim bu uykusu kaçan 30-40 gazeteci?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT