BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Failler ve mef’uller

Failler ve mef’uller

Şöyle bir durum tasavvur edelim: 7-8 kişi bir binayı yakıp yıkıyor. Deliller ve görüntüler sonucu benzini döküp ateşi yakan, aynı zamanda planlayıcı olan 5 kişi yakalanıyor.



Şöyle bir durum tasavvur edelim: 7-8 kişi bir binayı yakıp yıkıyor. Deliller ve görüntüler sonucu benzini döküp ateşi yakan, aynı zamanda planlayıcı olan 5 kişi yakalanıyor. Bu işi sadece o 5 kişinin yapmadığı biliniyor, hatta diğerlerinin kim oldukları da tahmin ediliyor ama henüz delil ve görüntü bulunamadığı için onlar yakalanamıyor. Hatta şöyle değiştirelim hikâyeyi: Esasen kim oldukları bilinen o 3 kişi de yakalanabilir ama polis veya mahkeme yakalamıyor. Bu durumda ‘diğer 3 kişi yargılanmayacaksa, yakalanan 5 kişiyi de yargılamayın’ mı dersiniz? Yoksa ‘aslında hepsinin yargılanmasını isterdim ama yakalanan 5 kişinin de suçu sabit olduğuna göre, hiç olmazsa onlar yargılansın, diğerlerinin yargılanması için de çaba sarf edeyim’ mi dersiniz? Veya, diyelim ki bir mahalle, şehir yüzlerce kişi tarafından yağmalandı. Kimi yağmaya bizzat katıldı, kimi sopa taşıdı, kimi engelleyebilecekken engellemeyip göz yumdu, kimi ‘yaşayın, kim tutar sizi’ diye galeyana getirdi filan... Sonra bu kolektif suça iştirak edenlerden bir kısmı yakalandı; geri kalanlar kalabalığa karışıp gözden kayboldular. ‘Şehrin dörtte biri yağmaya katıldı, hepsini yargılayabilecek misiniz? Yargılayamayacağınıza göre, yakaladıklarınızı da salıverin, hem bu yağmayı şehrin dışından esrarengiz güçler kışkırttı, dolayısıyla soruşturma,yargılama beyhude, takmayın kafanıza, unutun gitsin’ mi dersiniz? 28 Şubat soruşturması başladığından beri, -hatta Balyoz, Ergenekon soruşturma ve yargılamaları için de- bu minvalde düşünenler ‘uğraşmayın boşuna, bir yere varamazsınız’ diyorlar. Kolektif, geniş katılımlı suçlarda bütün failleri bulmak, cezalandırmak mümkün değil belki... Ama yapılanlar ortada dururken de, bu suçlara alenen iştirak edenlerden bir kısmının bile yargılanması, ceza alması, asgari adalet ve ictimai arınma ihtiyacı için gerekli... Yukarıdaki mutasavver örnekleri bu minvalde okuyun lutfen... MÜSİAD MÜSİAD, muadili olan TÜSİAD’ın tam aksine, daima sivil siyasetin, demokrasinin yanında pozisyon almış, müesses nizam ile arasına çok net ve kalın çizgi çekmiş bir iş adamları örgütüdür. Parti kapatma davalarında, e-muhtırada, Ergenekon soruşturmasında, 2008 krizinde IMF ve faiz lobisinin koparttığı yaygarada MÜSİAD daima sivil ve cesur bir statüko karşıtı olmuştur. Bu demokrat ve sivil çizgiyi son başkan Ömer Cihad Vardan da devam ettirdi. Vardan’a, zor zamanlarda gösterdiği net ve ilkeli tavırlar sebebiyle teşekkür etmek lazım... Yeni başkan Nail Olpak’ı da MÜSİAD’ın kuruluş ve var oluş esbabına uygun bir yönetim göstereceği inancıyla tebrik ediyorum.
Reklamı Geç
KAPAT