BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gazze’de iki kadın iki dram!

Gazze’de iki kadın iki dram!

Filistinli Dr. Fadia, iki saat mesafedeki ailesini göremiyor, Türk olan Birgül ise Türkiye’ye gelemiyor.



ÖZEL HABER SALİH BİLİCİ Ambargo ve İsrail işgalinde tutulan Gazze küçük bir coğrafya. Ama içinde binlerce hikâye barındırıyor. Her evden ayrı bir dram yükseliyor. El Sadi ailesinin yaşıdıkları bunlardan sadece biri... Şifa Hastanesi Yenidoğan Servisi Bölüm Başkanı Dr. Nasır El Sadi, 9 Eylül Tıp Fakültesi mezunu. Türkiye’den Birgül Hanım ile evli. Dr. Nasır, öğrenci olarak geldiği İzmir’den Türkiye’nin damadı olarak geri dönmüş. Çiftin Ege’de başlayan aşklarının hikâyesi, Akdeniz kıyısında ambargoya, bombalara, gurbete, hasrete rağmen aynı tutkuyla devam ediyor. KİMLİĞİ OLMADIĞI İÇİN HAPİS HAYATI YAŞIYOR Gazze’den dışarı adımını atamayan Birgül El Sadi’nin en büyük destekçisi eşi. İSRAİL İZİN VERMEDİĞİ İÇİN AİLESİNİ GÖREMİYOR Dr. Fadia, İsrail’in kanser bombalarını gazetemizden dünyaya duyurmuştu. Gazetemize evlerinin kapısını açan El Sadi ailesi, yaşadıklarını anlattı. GAZZE’NİN TÜRK GELİNİ Birgül Hanım, Gazze’ye geldiğinden beri, yani tam 11 yıldır, Türkiye’deki ailesini göremiyor. Evinde misafir olduğumuz Birgül El Sadi, Filistin kimliği alamadığı için 2001 yılından beri Türkiye’ye gidemediğini belirterek “Babam 2 yıl önce hayatını kaybetti. Gidip göremedim. Savaş döneminde Türkiye konsolosu Gazze’den çıkmam için çok uğraştı. Ama ben, eşim buradayken çıkmak istemedim. Çok zor günlerdi. Gazze’nin her tarafı bombalar altındaydı. Yüreğim buradan ayrılmaya elvermedi” diyor. Birgül El Sadi, Gazze’de yalnız olmadığını, 5 Türk kadının daha burada yaşadığını belirtiyor. Anlattıklarına göre Gazze’de sadece Türk gelinler yok. Başka ülkelerden gelenler de çok. Çalışmak üzere Rusya, Ukrayna, Romanya, Almanya ve Bulgaristan gibi ülkelere giden birçok Filistinli erkek, ülkelerine evlenerek geri dönmüş. Ailelerinden çok uzakta, yeni bir aile kuran bu kadınlar Birgül Hanım gibi, eşlerinin yanında hayat mücadelesi veriyor. Hatta yabancı gelinler, kendi çaplarında Filistinlilerin hayatına da renk katıyor. Mesala, Birgül El Sadi, kuaförlük kursuna gitmiş işi öğrendikten sonra “Gazze’nin Türk Kuaförü” adı altında bir kuaförlük merkezi açmış. Arapça’yı Gazze’de öğrenen Birgül El Sadi, savaş döneminde kocası hastanede yoğun bir şekilde çalışırken boş durmamış. Türk televizyonlarına telefonla bağlanarak Filistin’de yaşananları an be an aktarmış. Bu sırada ölümden döndüklerini anlatan Birgül El Sadi şöyle diyor: “Eşim ile birlikte yakıt aldıktan sonra benzin istasyonundan çıkarken atılan bombalardan gelen şarapnel parçalarına hedef olduk. Arabamızın arkası koptu. Bin de yaralandım. Bir süre tedavi gördüm.” TÜRKİYE’NİN KAHRAMAN DAMADI Türkiye, Dr. Nasır’ı, 2008 yılında İsrail Gazze’yi bombalarken, cep telefonu ışığında yaptığı ameliyat görüntüleriyle tanındı. Anlatırken o günlere geri dönen Dr. Nasır, şunları söyledi: “Hastanenin acil servisi ağzına kadar yaralı doluydu. İçerde tam bir can pazarı yaşanıyordu. Cerrah olmadığım halde ameliyatlara girmek zorunda kaldım. Cep telefonunun ışığıyla ameliyat yaptığımız oldu. Elektrik yok, yakıt yok, çok büyük sıkıntılar yaşadık. Mum bile bulamıyorduk. Hiç durmadan çalışıyorduk. Çocuk, kadın, erkek yaralı bitmek bilmiyordu.” AHMET YASİN’İN HATIRASI YAŞATILIYOR 2004 yılında cami çıkışında İsrail bombalarıyla şehit edilen Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmet Yasin’in tekerlekli sandalyesi evinde muhafaza ediliyor. Şeyh’in Gazze’nin geleceğini şekillendirdiği tek katlı mütevazı evinde ise şimdi torunları oturuyor. 12 YILLIK ÖZLEM İsrail zulmü yüzünden sevdiklerine hasret kaldı Şifa Hastanesi’nde kadın doğum uzmanı olarak çalışan Dr. Fadia Malhis’in hikâyesi ambargo yüzünden paramparça olmuş Filistinli ailelerinin yaşadıklarını özetliyor. Çapa Tıp Fakültesi mezunu olan Fadia Malhis, 4 yıl Türkiye’de çalıştıktan sonra memleketi Batı Şeria’ya dönmek istedi. Ancak eşi Gazzeli olduğu için İsrail buna izin vermedi. 12 yıldır Batı Şeria’daki ailesinin yüzüne hasret yaşayen Dr. Fadia, “İki saat mesafede olan ailemi göremiyorum. Onları çok özlüyorum” diyor. 1999 yılında Marmara depremine yakalandığını belirten Dr. Fadia Malhis şöyle anlatıyor: “Türkiye’de deprem olduktan sonra ailem orada kalmamı istemedi. Ama depremden kaçtık bombalara geldik. Uzmanlık ihtisasımı Mısır’da yaptım. Eğer Türkiye’de başörtüsü yasağı olmasaydı İstanbul’da yapacaktım.” Malhis’in kocası da doktor. Dr. Fadia, 5 yıl Fransa’da kanser ve radyasyon onkoloji eğitimini alan eşinin Gazze’de tıbbi araç ve cihazlar olmadığı için Mısır’da çalıştığını söylüyor. Göğüs kanserine yakalandığını belirten Fadia, Mısır’da tedavi görerek kanserden kurtulduğunu anlatıyor.
Reklamı Geç
KAPAT