BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarihle barışmak

Tarihle barışmak

Atatürk, bir gece yine o meşhur sofrasındadır. Bir taraftan demlenip bir taraftan türlü mes’eleler konuşulurken birden bir soru sorar: “Bilin bakalım, bugün ne olmuştu?” Yakın çevrede olma imtiyazına kavuşmuşlardan bazıları, ‘Paşam’ diye söze başlayıp ürkek ifadelerle bazı tahminlerde bulunsalar da kimse bilemez.



Atatürk, bir gece yine o meşhur sofrasındadır. Bir taraftan demlenip bir taraftan türlü mes’eleler konuşulurken birden bir soru sorar: “Bilin bakalım, bugün ne olmuştu?” Yakın çevrede olma imtiyazına kavuşmuşlardan bazıları, ‘Paşam’ diye söze başlayıp ürkek ifadelerle bazı tahminlerde bulunsalar da kimse bilemez. Bunun üzerine kendisi ne olduğunu açıklar: -Bugün der, Samsun’a çıkmıştık. Bu konuşmanın cereyan ettiği tarih 19 Mayıs 1936’dır. Kutlamalar, tabiatiyle bir sonraki sene başlayacaktır. Halbuki 1937’de Gazi Kemal, artık hastadır. Havada II. Cihan Harbi kokusu vardır. Hitler nazizmi ve Mussolini faşizmi olanca parlaklığıyla meydanları doldurmakta, törenleri göz kamaştırmaktadır. Bu sebeple 1937’den itibaren 19 Mayıs kutlamalarını programa alan devrin ricali, dağ başını duman almış şiiri gibi bu iki rejimin gösterileriyle bir kısım İsveç jimnastik hareketlerini kopyalar. O günden şimdiye dek bu taklit sürüp gitmektedir. Laikliğin kabulü de 1937’dir. Yani Mustafa Kemal, laik Türkiye’yi neredeyse görememiştir. Galiba 19 Mayıs ritüellerini de seyredemedi. Yakın çevre, yahut sofracılar, ona uydurma Türkçe ile yazılmış metin vererek anlaşılmaz nutuklar da söyletmişti. Ah o yakın çevreler, etraf! Yakın çevreler, menfaatçidir, dalkavuktur, otoriteyi kullanır ve gözünü kırpmadan harcar. Halk arasındaki şöhreti malum 19 Mayısın kısaca tarihçesi budur. 30’lu-40’lı yıllar ithal eğlence uygulaması.?Bütün?kurtuluş?günleri?gibi devrini?tamamlamıştır.?19?Mayıs 1919?Samsun?vakıasını?kim?inkâr? edebilir??Şu?var?ki?Anadolu’ya?kırık gemiyle?gizlice?gidildiği?iddiasının doğru olmadığı, aksine Padişahın, eski?yaverini?Anadolu’da?düşmana karşı kıyam/ayaklanma başlatması için?bizzat?yollandığı?artık?her?namuslu?tarihçi?tarafından?kabul?görmektedir. Bu itibarla milyonlarca talebenin kıyafet masrafına sokulması, okullarından, derslerinden edilmesi, ülke hayatında bir günün daha tatil yapılması alışkanlığının artık bitmesi gerekirdi. Milli Eğitim de bunu yaptı. Farklı bir şekil getirdi. Ancak tuhaftır ki Danıştay bu tasarrufu durdurdu. Zamanı buz dolabına hapsetmek mümkün değildir. 1930’ların 40’ların festivallerini bugün de aynen devam ettirmek hatadır. Bırakalım eğitimi eğitimciler, ehli yapsın. Öküz altında buzağı aramak yanlış. Her şeyden şüphelenmek de yanlış. Dayatma, zorlama ile eğitim olmaz. Bazıları 19 Mayısın tiyatro olarak kalmasında anlaşılmaz bir ısrar içinde. Halbuki ideolojiler, izmler öldü. Tarihle yüzleşmek bir zarurettir. Tarihle barışmaksa şart olmuştur. Yoksa yüzleşmek tek başına bir şey ifade etmez. Zaten yeni nesiller, ezberleri bozarak doğru tarihe yöneldiler.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT