BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aşıksan vur saza... Şoförsen bas gaza...

Aşıksan vur saza... Şoförsen bas gaza...

Giderken İskender Abi’ye (Atakan) söylemiştim tehlikeyi; “-Abi İspanya’da da Portekiz’deki gibi kıpkırmızı Marlboro yeleklerini giyersek boğalarla pazarcı-zabıta kovalamacası oynarız... Sakata gelmeyelim”...



Giderken İskender Abi’ye (Atakan) söylemiştim tehlikeyi; “-Abi İspanya’da da Portekiz’deki gibi kıpkırmızı Marlboro yeleklerini giyersek boğalarla pazarcı-zabıta kovalamacası oynarız... Sakata gelmeyelim”... Ben İstanbul’da bile Kurban Bayramları’nda kırmızı giymeye cesaret edemiyorum... Reha Muhtar’ın “Efinim boğadan kaçarken, borçlu olduğunuz bankanın şubesine girmişsiniz” sorularına muhatap olmamak için... “Korkma, biz her sene gidiyoruz bir şey olmuyor” demesi içimi rahatlatmadı... Tabii altlarında 4 saniyede 200 kilometreye ulaşan otomobil olunca, konuşması kolay... “-Hiç olmazsa beyaz üzerine altın sarısı Marlboro Light yeleklerimizi giyelim” dedim ama anlaşmaları varmış, kabul etmedi... ... Benden dolayı otomobil sporlarını takip etmeye başlamışsınızdır... Mesela bizim Engin Abi bile merak edip sordu, “Yahu Ömer siz ralli fotoğrafı çekerken arabayla birlikte koşuyor musunuz yarış bitene kadar” diye... Oturup uzun uzun anlattım, Hami’nin vurduğu topun kaleye gitme hızı ile Colin McRAE’nin kullandığı arabanın finişe gitme hızının aynı olduğunu... İspanyollar da tıpkı Portekizliler gibi yarış manyağı... Bu durum galiba bizden başka her ülkede böyle... Halbuki E-5’teki lastik izleri, bunun tam tersi olması gerektiğini anlatıyor... Haa onu söyleyecektim... İspanyollar da yarışları piste çok yakın bir yerden seyrediyor... Bir yarış arabasının izleyicilerden birine tampondan hafif dokunması, şampiyon olmuş takımın futbolcusundan forma almak gibi bir şey... ... Dönüşte İskender Abi, “Yarışların bir ayağı Türkiye’ye” diye tutturdu... (Banu Bölen Hanım muhatap olmamak için uyuma numarası yaptı) “Abi” dedim, “Bize gelmez”... Bizim seyircimiz ralliye, “Ölmeye... Ölmeye... Ölmeye geldik” diye gelir... İspanyollar’a inat piste çok yakın durur... Pilot Tommi Makinen ve co-pilotu Mannisenmaki’nin camına silecek-pilotu olarak yapışır... Görmüyor musunuz, Avrupa’da seyirci ile futbolcu arasındaki duvarlar tamamen yıkıldı, bizde hapishane dikenleri kullanılıyor?... Sonra güzel havalarda piste piknik setini açanlar olacaktır... Ve en tehlikelisi, minibüsleri ile yarış alanına girip, “Carlos Sainz da kimmiş, tek rakibim Bakırköy-Avcılar hattındaki Fişek Abbas” diyecek olan şoförlerimiz... Sonra arabalar tam yarış için start alacak, kova ile yaklaşan çocuk bezini “şlaaap” diye ön cama yapıştırıp, silme işleminin yarısı bittikten sonra, “Siliim mi Juha Kankkunen Abi” diye sorarsa rezil oluruz... Hayır bu spor öyle bir şey ki, saliselerle yarışıyorsunuz... Yani trafik polisinin Richard Burns’ü çevirip, “Ehliyet-ruhsat” işlemine gelmez yani... “Vazgeçelim isterseniz” dedim ama, İspanyol gazetecinin “Türkiye mi?... Sizin orada araba var mı ki, yarışları takip ediyorsunuz” diye sorduğunu hatırlatınca ikna oldum... ... Bazı arkadaşların zannettiği gibi tatil değil de; yağmur altında ralli takip etmek, TGRT’den Öykü Serter’le Barcelona’nın bütün müzik marketlerini gezmek ve basın toplantısından sonra İskender Atakan’a “Siz hangi gazetedensiniz” diye soran gazetecilerle birlikte olmaktan başka herşey güzeldi... Erkekler & Kadınlar... Dünyada sarışınlar üzerine anlatılan hikayelerden derleme; ... -Sarışınlar neden “11” rakamını yazamaz?... -Hangi 1’i önce yazması gerektiğini bilmediği için... ... -Sarışına kazalarin yüzde 90’ının evde olduğunu söylerseniz ne yapar?... -Taşınır... ... -Bir sarışını kaçırmışlar... Zorro da onu kurtarmaya gelmiş. Kaçıran herifi bir-iki hareketle devirdikten sonra Zorro, adamın giysilerine kılıçla “Z” harfini çizmiş. Sarışın hayranlık içinde şöyle demiş: “Sağol Züpermen”... ... -Pizzacı: “6 parçaya mı böleyim, 8 parçaya mı?...” -Sarışın: “6’ya böl, sekiz parçayı bitiremem...” ... -Bir sarışının bilgisayarda yazı yazdığı nerden anlaşılır? -Monitöre sürdüğü Tipp-Ex’ten... (Silgi) ... -Sarışın neden üçüncüden sonra çocuk yapmamış?... -Her dört çocuktan üçünün Çinli olduğunu duyduğu için. ... -Camdan bir duvara tırmanan sarışın ne yapıyor?... -Öbür tarafta ne olduğunu görmek istiyor. ... -Sarışının gözlerinin parlaması için ne yapmalı? -Kulağına fener tutmalı. ... -Faksın bir sarışın tarafından yollandığını nasıl anlarsınız?... -Üstündeki puldan. ... -Bir sarışını susturmak için ne yapmalı?... -”Ne düşünüyorsun” diye sormalı... İbibik... -Diken üstünde oturuyorum... Misafirliğe gelsene... -Kayak tesisleri açtım ama güvendiğim dağlara kar yağmadı... -Keçileri kaçırınca çoban harbiden keçileri kaçırdı... -Kabzımal bir arkadaş edinin... Çünkü “halden” anlar... -Halka malolmuş bir insan... Doğru ama biraz pahalıya maloldu... -Hem seviyor, hem kötülük yapıyor... Ne yardan vazgeçiyor, ne şerden... -Hep boyundan büyük işlere girişiyor... Eee cüce ne yapsın?... -Aralarında çok güçlü bir bağ var... Biri diğerine hep “ayakbağı” olur... -Teyze müsaitseniz annemler size kulak misafirliğine gelecek... (İbrahim Ormancı) Vatandaş bedduaları... * Bol gelen pantolonun yıkanınca hiç çekmesin... * Berber yüzünü doğraya, tellak kolunu kıra... * Tencerenin düdüğü bozula, mutfak çorba içinde kala... * Sinemada hıçkırık tuta, şeker bulamayasın... * Sevgilinle ilk buluşmanda burnun aka... * Telefon numaran, Ahmet Mete Işıkara’nın telefonuna benzeye... * Erman Toroğlu ile iş arkadaşı, Hıncal Abi ile komşu olasın... TEMEL’İN YERİ Temel’le Dursun anahtarını içerde unuttukları için arabanın kapısını telle açmaya çalışıyorlar... -Temel çabuk ol, yağmur başladı, ıslanıyorum... “-Ne farkeder ki?... İçerde de ıslanacaksın, arabanın üstü açık...” HAFTANIN HATIRLATMASI “Kendi düşeni bırak düşsün... Ama itileni tut...” (Niccolo Machiavelli)
Reklamı Geç
KAPAT