BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Acûlcular ve Temenniciler Grubu!..

Acûlcular ve Temenniciler Grubu!..

Sanki “ligde sadece Fenerbahçe ile Galatasaray vardı ve öteki takımlar bu iki takıma her maçta 3’er puan vermek üzere programlanmışlardı!..”



Daha “normal sezonun bitimine birkaç hafta kala”, taaa Saracoğlu Stadı’nda oynanacak Fenerbahçe - Galatasaray maçından sonra başlamışlardı. Neredeyse koro hâlinde “bazı” anlı ve de şanlı futbol yorumcuları “Fenerbahçe kazanırsa şampiyonluğun en büyük favorisi olacak” diye yazıp söylemeye. Hatta “matematiksel ve yüzdeli oranlar” bile veriyorlardı!.. Sanki “ligde sadece Fenerbahçe ile Galatasaray vardı ve öteki takımlar bu iki takıma her maçta 3’er puan vermek üzere programlanmışlardı!..” İşte o günlerde, yani mart ayının 15-25’inci günleri arasında yazdığım yazılarda hep şunu anlattım; “Play-off’lu bu ligin şampiyonu, ligin bitiminden önce, ancak kalan maçların sonuçlarının ne olursa olsun puan cetveline tesir etmeyeceği kadar açık puan farkı ile öne geçen bir takım olursa belli olur, yoksa Play-off’un son maçı na kadar yarış sürer; Play-off sistemindeki gariplik yüzünden Galatasaray, Fenerbahçe’yi yenip farkı 12 puana çıkarsa bile sürer. Sizler bugünden Trabzonspor’lar, Beşiktaş’lar başta olmak üzere öteki takımları nasıl yok sayarsınız?..” Ne yazık ki, bu arkadaşlar, o günden bu yana olan gelişmelerden bile “ders almadılar” ve “aynı” hataya “gene” düştüler; Galatasaray Trabzonspor’u Trabzon’da farklı yenince, “Trabzonspor’u yok saydılar” ümitsizliğe düştüler, hatta “kirli” ima ve iddialarda bulundular; dahası Galatasaray, Trabzonspor’a iki puan kaybedince, bu defa “Beşiktaş’ı yok saydılar” bayram edip, “Şampiyonluk geldi” havasına girdiler; fena hâlde mahcup oldular!.. “Gerçeğin dersi” devam ediyor !.. Bu hafta sonunda oynanacak maçlardan sonra “iki kombine hariç” diğer bütün sonuçlarda “şampiyonluk düğümü” haftaya oynanacak Fenerbahçe - Galatasaray maçında çözülür!.. “Birinci” kombine şudur; “Galatasaray, Beşiktaş’ı yener, Fenerbahçe Trabzon’da puan kaybederse”, Galatasaray Aslantepe Stadı’nda şampiyonluk turu atar!.. “İkinci” kombine; “Galatasaray berabere kalır, Fenerbahçe yenilirse” Galatasaray gene Aslantepe’de tur atar!.. Bunların dışındaki her sonuç, haftaya oynanacak Fenerbahçe - Galatasaray maçını “şampiyonluk düğümü çözecek karşılaşma” olarak yaftalar!.. İşte “futboldaki matematik” budur; gerisinin “lâfı güzaf” ve de ancak “temenni olduğu” çok açık olarak şu birkaç ayda defalarca görülmüştür!.. Çirkin itham ve sonrası!.. Günlerdir bekliyorum ve çok merak ediyorum; Galatasaray Yönetim Kurulu, takımlarının Hoca’sına, hem de “Galatasaray Kulübü üyesi olan” Hoca’sına “Gammazlık” atfeden bir başka “Galatasaray Kulübü üyesi” gazeteci için ne yaptı?.. Bitmedi; “Galatasaray Kulübü üyesi” bu gazeteci arkadaşımız, Hoca’yı “gammaz” ilân ettiği yazısında, Galatasaray Başkanı’nı da, “Bu gammazlık olayından sonra, Başkan Yardımcısı’nı istifaya zorlayan bir kişi” olarak takdim etti!.. Eğer, kısacık bir açıklamayla “ağır hakaret taşıyan” bu iddiayı, hiç olmazsa “yalanlama” dahil “hiçbir şey yapmadı” ise, başta Başkan’ı olmak üzere Galatasaray Yönetimi, “gammazlık ve istifaya zorlama” iddiasını “onayladı” demektir ki, bu durumda olaya “başka” bir pencere açılıyor; “Terim” gibi, bu konularda çok hassas olduğu bilinen bir “büyük” Hoca’nın o kulüpte “artık” ne işi var?.. Hoş gelmişler, sefa getirmişler!.. Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav bile, mahkemede hakimlere “Gençlerbirliği’nde onayım olmadan hiçbir hareket olamaz. Eğer şike varsa, ki kesinlikle yok, şike olursa da benim bilgim dahilinde olur” derken, Etik Kurul’un raporundaki “bazı” ortak görüşlere ve de “kanaat” satırlarına çok ama çok güldüm!.. Anlaşılıyor ki, Etik Kurulu üyelerimiz “Orion akım yıldızından gelmiş” gibiler; “Türkiye’de ne kişileri tanıyorlar, ne kuruluşları”; eee “tarafsızlık” da “böyle olur” zaten!.. Ödül ve armağan!.. Sen, Caner’i ve Emre’yi kenarda unut, sahaya “sakat sakat” Alex’i sür; “yürümekte bile zorluk çektiğini gördüğün hâlde” 90 dakika sahada tut, mağlubiyetten sonra da de ki; “Galatasaray’ın puan kaybetmesi oyuncularımı rehavete soktu, konsantrasyonları kayboldu!..” Sevgili hocam, bu “kaçıncı defa” aynı hata; artık “Kocaman hata” da demeyi “demode” ettin!.. Adın da “Aykut” senin hocam; “Armağan - ödül” anlamında; “ödülü” Galatasaray’a “armağan” etmeye niyet ettin galiba, halbuki “ödülü” senden Fenerbahçeliler bekliyor; hiç olmazsa “bundan sonra aynı hataları ısrar ve inatla yapma!..” Bisikletin keyfi bambaşka!.. Türkiye Bisiklet Turu’nu öyle keyifle izledim ki; yıllardır İtalya - Fransa - İspanya turlarını TV başında günlerce seyreden bir sporsever olarak, “hasretini çektiğim” yarışları ve yarış güzergahındaki “enfes” görüntüleri “kendi ülkemde görmenin hazzını duymak” ne kadar hoş!.. Yarım asır önceydi Ankara - İstanbul arasında yapılan “ilk” Türkiye turları ve ben “genç bir spor yazarı olarak o turları izler, gün gün haberlerini ve röportajlarını yapar, notlarını yazar” ve gazetem de spor sayfalarının manşetlerine taşırdı!.. Daha o günlerde, Fransa Bisiklet Turu’nu, etabına göre sürdüğü 20-22 günün öncesiyle, sonrasıyla, haberleri ve röportajlarıyla, notları (Tabii, özel muhabir gönderemediğimizden, iki-üç gün sonra Ankara’ya ancak gelebilen Fransızların ünlü spor gazetesi L’Equipe’ten tercüme ederek) ile gazetemizin spor sayfasının manşetlerinde verir, okuyucularımıza zevkle, keyifle okuturduk!.. O günlerin özlemini, bugünlerde gideriyoruz; adım adım ilerleyerek “Büyük turlar” arasına gireceğimize inanıyorum. Mesela gelecek senelerde pek âl⠓İzmir-İstanbul arasına da 3 etap konularak”, turumuz “11 etaba çıkarılabilir” ve “bir kademe daha atlanarak”, dahası “ödüller tatmin edici seviyeye yaklaştırılarak” ünlü bisikletçilerin katılımı daha da arttırılabilir; o günler yakındır!.. Bisiklet Federasyonu’na ve emeği geçen herkese binlerce teşekkürler!.. Ronaldo ve Messi!.. Ben, Ronaldo’yu tutuyorum, Messi’yi değil!.. Messi, “ona çalışan” bir “makine” takımın yıldızı!.. Ronaldo ise, “iyi” bir takımın “müthiş” golcüsü!.. Messi, Real’de olsaydı ne yapardı, acaba?.. Ve de Ronaldo, Barcelona’da?.. Bu soruları kendime sorduğumda da hep “aynı” cevabı veriyorum; “Ben bir kulübün başkanı olsaydım” ve kulübümün de imkânları “sadece birini almaya yetse” idi, “Ronaldo’yu alırdım”; Messi’ye de yazık etmezdim; “o da başarılı olduğu Barcelona’da kalırdı!..”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT