BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her işletmeye bir tiyatrocu

Her işletmeye bir tiyatrocu

Toplumlar tarih boyunca tarım, ticaret, sanayi, hizmet, bilgi çağlarından sonra şimdilerde, dikkat, hız ve deneyim ekonomisi dönemlerini yaşıyor.



Toplumlar tarih boyunca tarım, ticaret, sanayi, hizmet, bilgi çağlarından sonra şimdilerde, dikkat, hız ve deneyim ekonomisi dönemlerini yaşıyor. Vatandaşlar, çalışanlar öğrenciler, anneler babalar, sevenler sevilenler, alanlar satanlar, hepimiz, hayatlarımızı yaşar, bize ayrılan ömürleri harcarken, aslında ne alıp ne tüketeceğimize değil ne tür deneyimler ve nasıl bir hayat yaşayacağımıza, yaşamak istediğimize karar veriyoruz. Herkes, firmalar ve markalar dahil, birilerini etkilemeye çalışıyor. Bizleri kendi hayatlarının, deneyimlerinin, oyunlarının bir parçası yapmaya uğraşıyor. Ellerinde ne var ve ne sunuyorlarsa bunları vadederek, daha çok insanla daha uzun süreler birlikte yaşamanın yollarını arıyorlar. Şimdilerde başarı, ne sattığından çok, kendi hayatına, kendi oyununa ne kadar çok kişiyi, ne kadar uzun süreyle dahil edebildiğinle, hayatlarına dokunabildiğinle, onların oyunlarına katılabildiğinle ilgili. Bu gayretlerin bütününe Teatral (Tiyatral) Pazarlama deniyor. Konuya bu adı yakıştıran Deneyim Ekonomisi: İşhayatı Bir Tiyatro ve Her İşletme Bir Sahne, adlı kitap yakınlarda gözden geçirilmiş haliyle yeniden yayınlandı. Kitabın çıkış noktası, “ürünler ve hizmetler artık yeterli değil“ ifadesinde yatıyor. Yazarlar, birbirine benzeyen milyonlarca ürün ve hizmetle dolu bir dünyada, yeni ve farklı bir şeyler yapmanın, ancak müşteriler için anlamlı deneyimler sahnelemekle mümkün olduğunu iddia ediyorlar. Bu sanatı başarıyla icra eden markalardan örnekler de veriyorlar. Sanatçı sıfatlı tiyatrocularımız feryat ededursun, hayatını ritimli çalgılarla kazanan Okay Temiz, “Türkiye’de ritim bozukluğu var. Potansiyel bir enerji var ama nasıl kullanılacağını kimse bilmiyor” demişti. “Un, yağ, şeker var ama helva yapılmıyor” demeye getirmişti. Sanatçı, işletme yöneticilerinin de ilgisini çekmiş, bir tarihte bir firmada personele takım ruhu kazandırmak için 2000 kişiye ritim tutturmuştu. Tiyatroculuğu maaşla, zoraki veya hatırlı sponsorluklar ve desteklerle yaşatmaya çalışmak yerine, değer ve yeteneklerini iş hayatına, anlı şanlı markaların yöneticilerine anlatıp, “İş hayatı bir tiyatro ve her işletme bir sahne” gerçeği ile bir yüzleşseler, diyorum. Hem tiyatroculara hem de firmalara... > (Pazarola, pazar günleri yayınlanır.)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT