BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çark-ı hakikat

Çark-ı hakikat

“Çarkçılık” denizcilikle ilgili bir meslek. Gemilerde makineden sorumlu yönetici demek. Yani geminin can damarı. Her şey ona bağlı. Siz bakmayın, kaptanın öyle önemli bir kişi olduğuna. Çarkçı makineyi çalıştırmazsa kaptanın vay haline vay!



“Çarkçılık” denizcilikle ilgili bir meslek. Gemilerde makineden sorumlu yönetici demek. Yani geminin can damarı. Her şey ona bağlı. Siz bakmayın, kaptanın öyle önemli bir kişi olduğuna. Çarkçı makineyi çalıştırmazsa kaptanın vay haline vay! Bir de argo anlamı var çarkçının; Dediğinden sık sık vazgeçen, sürekli görüş değiştiren... Başbakan Erdoğan Kılıçdaroğlu’na bu ikinci özelliği ile hitap ediyor; “Çarkçılıkta sınırları aştı, uluslararası oldu” diye. Keşke iyi bir siyasetçi, keşke iyi bir ana muhalefet lideri olsa, her şeyden ziyade söylediklerinden dönmese de, Kılıçdaroğlu’na sözlük anlamı ile hitap etse, Sayın Erdoğan. Ama ne gezer. İşte size son örnek, okullarda öğrencilere süt dağıtımı ile ilgili. Kılıçdaroğlu 12 Haziran seçimi öncesinde, “Her sabah sütçü kapımızı çalacak. Her aileye iki şişe süt verecek” diye vaatte bulunmuştu. Şimdi ise Hükümetin öğrencilere süt dağıtımını eleştiriyor ve “Bir sütü bile dağıtamayan iktidar, nasıl olur da ülkeyi yönetir” diyor. Bu arada yeri gelmişken Sayın Baykal’ı da yâd etmeyi unutmayalım buradan. O da Ergenekon tutuklamalarını eleştirirken vakti zamanında, “Kapıyı çalan sütçü değilse demokrasi yoktur” diye ahkâm kesmişti... Çarkın bir de bileyicilik anlamı var. İsterseniz ona hiç girmeyelim?!. Ayrılsak da beraberiz Ağabeyi ile yollarını ayıran Gürsel Tekin, “Baharla birlikte yollara düşeceğini” dile getirdi. Gerekçesi de CHP’de yenileşme-değişim arayışı. Sayın Tekin, kendinizi yollara vurup da boşu boşuna bitap düşmeyin, heder olmayın. Partinize ayak uydurabilmek için kendinizi değiştirin, yenilenin. Nasıl mı? Mesela statükocu olun, mesela katı devletçi olun. Mesela halkla bağınızı koparın. Bırakın milletin derdini, üzüntüsü, sevincini... Kendinize bakın, sırça köşkte hayatınızı doya doya yaşayın; stres yok, gam yok... Siz de hatırlarsınız, Kılıçdaroğlu’na akıl hocalığı yapan “Baba”nın has adamı Cindoruk da, bir zamanlar “Mokasenini giyip” yollara düşmüştü. Ama ne oldu, amacına ulaşabildi mi? Diva Bülent Ersoy’un seslendirdiği “Geceler” şarkısında olduğu gibi “Bu sevdanın sonu gelmez sana veda ediyorum” deyip yollara düşmekten vazgeçin. Böylece kötü alışkanlıklardan kurtulmuş olursunuz. Ne dersiniz, var mısınız?!. Suç bahane, iş şahane Düne kadar cezaevlerinde 120 binin üzerinde tutuklu ve hükümlü yatıyordu. Yer ve yatak sıkıntısı baş göstermişti. Bu durum her fırsatta eleştiriliyordu. Yapılan son denetimli serbestlik düzenlemesiyle 14 bin mahkûm şartlı tahliye edilince cezaevleri derin bir nefes aldı. Ama bu sefer de başka bir sıkıntı baş göstermiş; âdeta birer fabrika gibi çalışan cezaevleri atölyelerinde üretim durma noktasına gelmiş. Yılda 350 milyon lira ciro yapan infaz kurumlarında işin aksamaması için çareler aranıyormuş. Önümüzdeki günlerde tahliye edilen mahkûmlar, “Bize ihtiyaç var” deyip durumdan vazife çıkarmazlar İnşallah! Başka bir tehlike daha var; Allah muhafaza, “içeride iş hazır” diye düşünen işsiz insanlar suç işlerse!.. Burası Türkiye olmaz demeyin, olur mu olur?!.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT