BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Sakatlar Haftası” münâsebetiyle -2-

“Sakatlar Haftası” münâsebetiyle -2-

Günümüzde, gelişmiş toplumlarda, engellilere sağlanan fizikî, psikolojik ve sosyal imkânlar, bir gelişmişlik göstergesi olarak kabûl edilmektedir...



Özürlüler, engelliler hem ayrı ayrı ülkelerin, hem de genel olarak dünyâ nüfusunun önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu oran ülkemizde, % 12 civarındadır. Bizler, çevremizdeki “özürlü”lere bakarak kendimizi onların yerine koyabilmeyi başarmalıyız. Gözlerimizin göremediğini, tabîattaki binbir rengi keşfedemediğimizi; yürüyemediğimizi, gönlümüzce koşamadığımızı; fikirlerimizi ifâde edemediğimizi; tek başına yemek yiyemediğimizi; güzel şeyleri dinleyemediğimizi, sevdiklerimizin seslerini duyamadığımızı hiç düşündük mü? Mezkûr târihlerde gündeme gelen özürlüler, işte her gün böyle yaşıyorlar. Günümüzde, gelişmiş toplumlarda, engellilere sağlanan fizikî, psikolojik ve ictimâî (sosyal) imkânlar, bir gelişmişlik göstergesi olarak kabûl edilmektedir. Zâten “medeniyet”in ta’rîfinde, “ta’mîru’l-bilâd ve terfîhu’l-ıbâd” şeklinde iki madde görüyoruz. Ya’nî beldelerin i’mâr edilmesi, bayındır hâle getirilmesi ve kulların müreffeh kılınması, refaha kavuşturulması. Aslında beldelerin i’mârı da insanların faydası, hayrı içindir. İslâmiyet de, Resûlullah aleyhisselâm tarafından “Allah’ın emirlerine ta’zîmde bulunmak ve yaratılmışlara şefkat etmek” şeklinde iki madde hâlinde özetlenmiştir. TOPLUMUN GÖREVİ... Kur’ân-ı kerîmde, a’mâ, dilsiz, sağır, topal gibi bedenî kusûrları, yetersizlikleri ifâde eden kavramların yanı sıra fakîr, zaîf (güçsüz), miskîn (muhtâc), yaşlı, yetîm (yoksul) ve yolcu gibi soyso-ekonomik yetersizliği ifâde eden kavramlar da yer almaktadır. Her türlü ayırımcılığı reddeden dînimiz, engellilerin dezavantajlı durumlarının giderilmesi sorumluluğunu diğer insanlara, ya’nî bütün topluma yüklemiştir... Memleketimizde, konuyla ilgili bazı akademik çalışmalar ya’nî Yüksek Lisans ve Doktora Tezleri de yapılmıştır. Hâlen de bazı çalışmalar yapılmaktadır. Bunların hepsini burada zikretmemiz mümkün değildir. Ama bir misâl olmak üzere sâdece 2006 yılında, engellilerle ilgili olarak, üç farklı vilâyette, üç adet yüksek lisans tezi hâzırlandığını zikredersek, bu bize bir fikir verebilir. Birincisi, Kahramanmaraş-Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslâm Bilimleri Anabilimdalı’nda, Münür Tezcan tarafından, Prof. Dr. M. Kemal Atik’in danışmanlığında, “Kur’ân’ın Engellilere Yaklaşımı ve İslâm’ın Engellilere Tanıdığı Kolaylıklar” başlığıyla hazırlanmıştır. Kezâ aynı yılda [2006’da], Sivas-Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı Tefsir Bilim Dalı’nda Halil Bektaş tarafından, Prof. Dr. Ali Akpınar’ın danışmanlığında, “Kur’ân’ın Özürlülere Bakışı” adıyla bir Yüksek Lisans tezi daha hazırlanmıştır. Yine 2006 yılında, Samsun-Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Anabilimdalı’nda, Şevket Pekdemir tarafından, Prof. Dr. Nihat Dalgın’n danışmanlığında, “İslâm Özürlüler Hukuku“ başlığıyla bir Yüksek Lisans tezi de hazırlanmıştır. HAZRETİ EYYÛB’UN İMTİHANI Allahü teâlânın çok sevdiği ve büyük bir Peygamber olan Eyyûb aleyhisselâmın imtihânı çok büyük bir imtihândı. Şöyle ki, hem mâlı-mülkü, hem çoluk-çocuğu, hem de sıhhati alınmış, böylece üç yönden imtihâna tâbi tutulmuştu. Kur’ân-ı kerîmde, Hazret-i Eyyûb’un imtihânı şöyle anlatılmaktadır: “(Ey Peygamberim Muhammed!) Kulumuz Eyyûb’u da zikret [an, hâtırla]. Hani Rabbine, ‘Şeytân bana bir yorgunluk ve azâp dokundurdu” diye seslenmişti. Biz ona: ‘Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su’ dedik.” (Sâd, 41-42). Hazret-i Eyyûb, “ayağını yere vur” emri üzerine ayağını yere vurmuş, çıkan sudan içip yıkanmış, dâhilî ve hâricî ya’nî içindeki ve dışındaki bütün hastalıkları iyileşmiş ve sıkıntıları gitmiştir. Büyük tefsîr ve lügat âlimi Râğıb-ı Isfehânî‘nin “Müfredâtu’l-Kur’ân” isimli kitâbında ifâde ettiği gibi, âyette geçen “ed-durr” ve “el-azâb” kelimeleri, maddî ve ma’nevî, bedenî ve zihnî her türlü sıkıntı, zarar, keder ve hastalığı ifâde için kullanılmıştır. Şifâyı veren Allahü teâlâdır. Bu âyetlerde, her türlü hastalığa sabretmenin yanında, tedâvî yollarının aranması gerektiğine de işâretler vardır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT