BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > IMF olmadan da oluyormuş!

IMF olmadan da oluyormuş!

IMF Başkanı Christine Lagarde’nin ziyareti vesilesiyle, IMF ile olan ilişkilerimiz bir kere daha gündeme geldi. Hafızalar tazelendi.



IMF Başkanı Christine Lagarde’nin ziyareti vesilesiyle, IMF ile olan ilişkilerimiz bir kere daha gündeme geldi. Hafızalar tazelendi. Türkiye Cumhuriyeti, 11 Mart 1947’de IMF (The International Monetary Fund) üyesi olduğunda, halen “Uluslararası Para Fonu” diye bahsettiğimiz IMF, “Milletlerarası Para Sandığı” ya da sadece “Sandık” diye anılıyordu. 1947’den bu yana, “açık oy-gizli tasnifçiler” de dahil olmak üzere, siyasi yelpazenin tüm aktörleri, “Sandık” (IMF) ile tanıştı. Yaklaşık 50 yıllık bir zaman diliminde, tam “19 tane Stand-by” imzaladık. Son Stand-by, 2008 yılında sona erdi. Bir dizi küresel ve ulusal baskıya rağmen yenilenmedi. *** Ne var ki.. Vaktiyle Türkiye’nin de dahil olduğu bir grup ülke için IMF, vazgeçilmesi pek mümkün olmayan bir “acil servis” ya da kriz patladığında kullanılması elzem bir “oksijen çadırı” gibiydi. Siyasi iktidarlar, kamu maliyesini deşifre edilmesi fevkalade güç bir kara kutuya dönüştürdükleri için, sicilimiz hiç de parlak değildi. Mesela.. Şubat 2001 krizinden sonra, işler çığırından çıkmıştı. Yabancılar, Türkiye ekonomisini, “acil serviste yatan huysuz hastaya” benzetiyordu. IMF’den gelecek kredi, yokluğu çekilen bir “müsekkin” gibi bekleniyordu. IMF, “önce reform, sonra para” diyordu. Hasta, “önce para, sonra reform” diye nazlanıyordu. Hasta kurnazdı, fakat IMF yutmuyordu. *** Hatırlatmak gerekirse.. -Kısa vadeye yoğunlaşan devasa bir borç stokunu, çok yüksek bir reel faizle döndürmek zorundaydık. -Hazine’nin finansmanına aracılık eden bankacılık sektörünün bilançolarında, bol miktarda “finansal mayın” göz kırpıyordu. -Batan bankaların ve kamu bankalarının görev zararlarının getirdiği yük de cabasıydı. Şimdi mi? Şimdilerde işler çok farklı. -Mali sistem, eskiden olduğu gibi kamu borçlanmasının ağırlığı altında ezilmiyor. -Bankacılık sektörü, temel “finansal riskler” açısından iyi bir fotoğraf veriyor. *** Netice itibariyle.. -Kriz, zalim bir öğretmen. Önce not veriyor, sonra öğretiyor. Ne mi öğrendik? Mali disiplinin olmadığı bir ekonomide, hiçbir para ve kur politikasının dikiş tutmadığını öğrendik. Komşumuz Yunanistan da öğrenmeye çalışıyor!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT