BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çemberin uzağında

Çemberin uzağında

Başbakan Erdoğan, tiyatrolardaki keyfiyete dokununca, yıllarca sevip sayılan ve hatta alkışlanan sanatçılar birdenbire aşırı alınganlık gösterip hemen her gün bir yerde ‘vur abalıya’ oyununu sahneye koymaya başladı...



Başbakan Erdoğan, tiyatrolardaki keyfiyete dokununca, yıllarca sevip sayılan ve hatta alkışlanan sanatçılar birdenbire aşırı alınganlık gösterip hemen her gün bir yerde ‘vur abalıya’ oyununu sahneye koymaya başladı... ‘Binbir Gece Masalları’ gibi her gece aynı oyunu oyun kapalı gişe oynuyor... Her akşam farklı bir masal... Çünkü müşterisi çok... Alkışı çok... Reklamı iyi... Birileri de çıkıp olayı bilimsel ve aklın ışığında değerlendiremiyor... Artık nerede bir ödül töreni ve bir tiyatro varsa orada bir protesto var... Durumdan vazife çıkartan, bir köşede adı dahi unutulanlar ortaya çıkıp ‘veryansın’ ediyor... * Köroğlu hikâyesindeki komediye ne kadar da çok benziyor... Köroğlu bir sabah köyün birine uğramış... Bakmış ki eski bir evin duvarı önünde gözleri görmeyen yaşlı bir kadın kendisine beddua ediyor... Kadına sormuş; -Nine, Köroğlu sana ne kötülük etti? Demiş ki; - Bir kötülük etmedi! Köroğlu şaşırmış ve dayanamayıp demiş ki; - O halde neden beddua edip duruyorsun? Yaşlı kadın; -Ne bileyim oğul, herkes ediyor, ben de edeyim bari, dedim... * Sanatçıların eylemleri ve ağır sözleri de basında sürekli büyük puntolarla yer alınca bu çembere girmeyen ‘sanatçı’ yok gibi... O şöhret çemberine girmenin kuyruğuna takılmayan da kalmadı... Aslında ne Başkan Topbaş, ne de Başbakan Erdoğan sanatçıların sanatına müdahale etme gibi bir arzusu yoktu, sadece bu keyfiyete ve ekonomik savurganlığa karşı bir duruş sergilemeye çalıştılar... Ama toplumun varlığından, değerlerinden bin menzil uzakta gezinen nice sanatçının, yıllarca milletin bölünmesine ve çatışmasına zemin hazırladığını da unutmadık... Dinamitin fitilini ilk ateşleyen sanatçıların nasıl kullanıldıklarını da daha unutmadık... Oyunun dışında, çemberin uzağında kendi kendine oyalanıp duran sanatçılar kendileriyle yüzleşmekten daima kaçtılar... Aynalara yakalanmaktan korkanlar sürekli ‘sanatçı toplumun aynasıdır’ diyerek kendilerini yıllarca teselli ettiler... Yıllar geçtikçe, hesap sorma çemberi daraldı... Devir, hesap kitap devri... Ben yazdım, ben oynadım, ben seyrettim dönemi de artık kapanmalı... Vatandaşın vergisi ile hem yazacaksın, hem oynayacaksın, hem para kazanacaksın hem de vatandaşa ve seçtiklerine küfür edeceksin... Öyle bir çember yok artık...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT