BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Dikta mı, istikrar mı?”

“Dikta mı, istikrar mı?”

Anayasamızda açıkça yer alan Cumhurbaşkanlığı süre ve seçimini, kendimize has usûl ve yöntemlerle “kördüğüm” ettik.



Anayasamızda açıkça yer alan Cumhurbaşkanlığı süre ve seçimini, kendimize has usûl ve yöntemlerle “kördüğüm” ettik. Delinin kuyuya atmış olduğu taş misali, çıkartabilene aşkolsun! Yedi koca yıl durup sabrettik, iki-üç ay daha sabredemedik... Masum istekler şeklinde başlatılan “elitler” propagandası, giderek “kriz”e dönüşürken; bize kıs kıs gülenleri de hiç farkedemedik. Bütün bu olanları şahıslar ve ilkelere bağlayıp, demokratik usûl ve teamülü görmezlikten geldik. Mevcut yasa ve mevzuat üstü davranışları maharet olarak algıladık. Oylama sonuçlarından çok önce kaleme aldığımız bu yazı bir “kehânet” değildir. Ancak sonuç ne olursa olsun, demokrasimizin yara alacağı ortadadır. Dün Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde silâhlı terör estirdiğinden şikayetçi olduğumuz “Gürler”i, bugün mumla aratıyoruz!.. Meclisi psikolojik baskı altına alan liderler, anayasa suçu işlemekte bir beis görmemişlerdir. Grup kararı almanın mümkün olmadığı, gizli oy kullanmanın gerekliliği ve hür iradenin tecelli edebileceği demokratik bir iklimin oluşması gibi yüksek duygular; kişisel çıkarlar için ayak altına alınmış, parlamenter sistem zedelenmiştir. Yirmibirinci yüzyıl Türkiyesinde bu konular konuşulmamalıydı... “Şuyuu vukuundan beter” davranışlar sergilenmemeliydi. Sayısal verilere göre reddedilmiş sayılan “üçlü paket”in geri çekilmesi gerekirken yeniden oylanmasında hiçbir sakınca görülmemiştir. Konu er veya geç Anayasa Mahkemesi’ne intikal edecektir. O zaman bugün “istikrar” diye yırtınanların, nasıl bir “istikrarsızlığa” imza attıkları daha da iyi anlaşılacaktır. “Ecevit ve DSP”, % 20’lik oy oranları ile kendileri açısından en ehven olan yolu seçmişlerdir. Bu tercihin DSP açısından tutarlılığı savunulabilir. Peki “MHP” ve “FP”nin Ecevit paralelinde hareket etmesinin makul ve makbul bir sebebi var mıdır? Dün Meclis Başkanlığı’nı “ANAP”a altın tepside sunanlar, bugün aynı hatayı tekrarlayarak Cumhurbaşkanlığını “peşkeş” çekme gayretindedirler. Bu nasıl bir siyasi anlayış ve nasıl bir politik “hüner”dir? Dikkat edilirse % 80’lik bir sağ oy potansiyeli, % 20’lik sol oyların güdümüne girmiştir. Meclisteki “gizli” oylamaya bile tahammül edemeyen bu antidemokratik diktacı tutum, maalesef taraftar bulmuştur. Demokrasi ve istikrarı birbirinin mütemmimi (tamamlayıcısı) olmaktan çıkartarak “karşıt” hale getiren de bu diktacı anlayıştır. Sizler bu yazıyı okuduğunuzda oylama tamamlanmış ve olmayan istikrar temin edilmiş olacaktır. Muhal bir “istikrar” uğruna mevcut “demokrasi”nin katledilmesine seyirci kalınmamalıydı. Oylama sonucundan çıkacak netice ne olursa olsun, Cumhurbaşkanlığı makamının yara alması kaçınılmazdır. Gerçi “Anayasa’nın bir defa delinmesinden birşey çıkmaz!” diye bir darb-ı meselimiz de vardır. Ancak herkes bir defa delerse; o takdirde Anayasa, yasa olmaktan çıkıp “kevgir”e döner. Bize göre gizlilik ve şahsilik prensiplerinin ihlâl edildiği bu oylama “yanlış”tır. Sonuç ne olursa olsun ve “yanlış” kimin tarafından yapılırsa yapılsın netice değişmez! Ne diyelim? Elle gelen düğün bayram...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT