BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bahar sizi aldatmasın

Bahar sizi aldatmasın

“Gençler! Hareketlenin, canlanın, doğadaki kıpırdanıştan, tazelenmeden kendinize olumlu yönde pay çıkartın.”



Baharın gelmesiyle birlikte; birçok yerde bahar yorgunluğu, bahar çarpması gibi tanımlara bolca rastlar, bazen de biz kendimizi bahar yorgunu ilan ederiz. Canımız hiçbir şey yapmak istemez, büyük bir isteksizlik, gayretsizlik içine düşeriz. Hele bir de öğrenciyseniz böyle durumlarda bitmek bilmez dersler, ödevler, sınavlar tatsızlığınızı daha da artırmak için vardır adeta. Sizin parmağınızı oynatmaya haliniz yokken, yarınki matematik ya da sosyoloji sınavına hazırlanmanızın gerekmesi veya ödev tesliminizin son gününün yaklaşıyor olması ne sıkıcı, ne külfet verici bir durumdur. Diğer taraftan bir de baharda kendini çok enerjik hissettiğini söyleyenler vardır. Gelen baharın, doğada yaptığı canlanma, gri bulutların dağılıp yerini güneşe bırakması sanki onların bedenlerinde de etkili olur ve bu sefer de bahar sarhoşluğu içerisinde, işlerden, sorumluluklardan hatta okuldan kaçışlar başlar. Enerjiler; daha çok eğlendiren, zevk veren uğraşılar için kullanılır. Dersler, işler yine ikinci plana itilir. Peki bu birbirine zıt gibi görünen, ancak her iki halde de sonucu kişiyi olumsuz yönde etkileyen durumun suçlusu kim dersiniz? Bahar mı? Yapmayın, tembelliğinizin, miskinliğinizin faturasını zavallı bahara çıkartmayın. Mevsimlerin insan psikolojisi üzerinde çeşitli etkilerinin olduğu doğrudur, ancak bu durum hayatımızı etkileyecek güçte değildir. Son günlerdeki yorgunluktan, başarısızlıktan kurtulabilmenin işte birkaç anahtarı; * Başarabileceğinize inanın, inanç başarıyı getirir. * Bir günü nasıl geçirdiğinizi düşünün ve mutlaka yapmanız gerekenleri yazarak, yapılacak işler listesi hazırlayın. Neleri hemen yapmalıyım, neler bekleyebilir? Sonra da bunları bir programa oturtun. Program, başarma inancını artırır. * İşe ders açıklarınızı tespit ederek başlayın. Daha sonra arkadaşlarınızdan, öğretmenlerinizden yardım isteyin. Yardımcı kaynakları araştırın. * Öğrenmenin tadına varın. Başardığınız, üstesinden geldiğiniz işleri ve o anki duygularınızı düşünün. * Olumlu düşünceler üretin. İşe “ben yapamam” diye değil, “yapabilirim” diye başlayın. * Amaçsız ve düzensiz çalışmayın, neyi öğrenecekseniz ona yoğunlaşın. * Gereksiz sorunlarla beyninizi meşgul etmeyin, herşeyin bir zamanı vardır. Aklınıza takılan bir sorunu mümkünse çalışma masanızın başına oturmadan çözün. Mümkün değilse “sonra ilgilenirim” diyerek erteleyin. * Bilgilerinizi sık sık tekrarlayın. Tekrar daha sonra harcanacak olan çalışma zamanını kısaltır, hatayı azaltır. * Vücudunuzu ve beyninizi dinlendirin. Yorulduğunuzda, canınız sıkıldığında derin bir nefes alın. Beynimiz, oksijen ihtiyacını karşılayabiliyorsa daha net düşünebilir ve daha verimli çalışabilir. * Çalışırken duruşunuza özen gösterin. Fizyoterapistler, aynı pozisyonda 40 dakikadan fazla kalmamamız gerektiğini söylüyorlar. Aralarda ayağa kalkmalı, mümkünse basit egzersizler yapmalı ve sırtımızın duruşunu değiştirmeliyiz. Çünkü düzgün duran bir belkemiği, vücudunuzdaki kanın akışının beyninize ulaşımını kolaylaştırır. * Beslenmenize ve uykunuza özen gösterin. Kesinlikle karnınız aç ve bedeniniz yorgunken çalışmayın. Öncelikle fiziksel ihtiyaçlarınızı gidererek bedeninizi çalışmaya hazır hale getirin. Taze meyva ve sebze tüketin. Bunlar size canlılık, enerji verir. * Spor yapın, açıkhavada yürüyün. Dinlenme üzerinde; ılık bir duşun, doğal içeceklerin önemli bir yeri vardır. * Düzenli ve verimli çalışan her insan için gezmeye ve eğlenmeye ayıracak vakit, her zaman için vardır. Hobileriniz olsun ve onlara da vakit ayırın. Bizden hatırlatması, gerisi size kalmış, çünkü bir eğitim yılının bitmesine çok az kaldı... Bugün olmazsa yarın!.. Bu sabah güne hepinizi çok zengin yaparak başlamak istedim. İçimden geldi, elime bir şans geçti ve bu şansı öncelikle siz okuyucularımla paylaşmaya karar verdim. Niye mi önce sizler; çünkü öylesine gençsiniz ve zor bir yolun başındasınız ki böyle bir şeye çok ihtiyacınız olacağını düşünüyorum. İkinci sebebim de, bazı genç arkadaşlarımın ellerindeki zenginlikler konusunda hâlâ bilinçlenmemiş olmaları. Çünkü maalesef birçok cafe, park, okul kantini kendi kıymetinin, sorumluluklarının farkında olmayan gençlerle dolu. Hele de bir kısmı, üniversiteyi hedefleyen ama hiç de çaba harcamayan gençler... Bunun sebebi de gençlerin yarınlarının, çok olduğunu düşünmeleri herhalde, bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbürgün... Ya daha sonrası... Neyse yukarıda, “sizi zengin edeceğim” dedim ya, aslında şaka bir yana bu zenginlik Allah tarafından her gün hepimize veriliyor. Nasıl mı? Okuyun da görün; “Bankada bir hesap sahibi olduğunu düşün, hesabına her sabah 86400 dolar para yatırılıyor, fakat bu paranın hepsini akşama kadar harcamak zorundasın, ertesi güne transfer edilemez. Paranı kullansan da kullanmasan da hesap her akşam sıfırlanıyor. Ne yaparsın? Tabii ki hepsini harcamaya çalışırsın; hepimiz, zaman adlı bu bankanın müşterileriyiz; her sabah 86400 saniyeye sahip oluyoruz; yarına transfer edilemez. Her sabah hesabımız dolar, her akşam boşalır. Geri dönüş yok, saniyelerini şu anı yaşayarak harca, en iyisi bunlarla iyi bir yatırım yap. Mutluluk, sağlık ve başarı için. Zaman kaçıyor. Bir senenin değerini anlamak için, sınıfta kalmış bir öğrenciye sor. Bir ayın değerini anlamak için, 8 aylık bir bebek doğuran anneye sor. Bir haftanın değerini anlamak için, haftalık dergi çıkaran bir editöre sor. Bir saatin değerini anlamak için, kavuşmayı bekleyen sevgililere sor. Bir dakikanın değerini anlamak için, trenini kaçıran yolcuya sor. Bir saniyenin değerini anlamak için, bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor. Bir saniyenin yüzde birinin değerini anlamak için olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan koşucuya sor. Her anını değerlendir, her dakikanı çok özel birisiyle paylaş. Zamanına ortak edebileceğin kadar özel biriyle. Unutma zaman hiç kimse için durmaz. Geçmiş zaman ‘tarih’ Gelecek zaman ‘gizemli,’ Şu an ise sana verilen gerçek bir armağandır.” İşte böyle... “Zaman” üstüne yine bir yazı okudunuz, ama ne yapayım, birçoğumuz onu öylesine boşa harcıyoruz ki, endişem özellikle geleceğini kurma çabasındaki siz gençler için... Elinizdeki zenginliklerin farkında mutlu bir hafta diliyorum. Sevgiyle kalın....
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT