BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pîr Cemâleddîn

Pîr Cemâleddîn

“Ehl-i sünnete göre, Muhammed aleyhisselâmın ümmeti, başka Peygamberlerin ümmetlerinden dahâ üstündür. Bu ümmetin de üstünü, Eshâb-ı kirâmdır...”



Pîr Cemâleddîn, Amasya velîlerinden olup Pîr Hüsâmeddîn-i Halvetî hazretlerinin oğludur. Türbesi Amasya’da Çilehâne Camii’nin içinde olup Aşağı Pirler diye bilinir. Türbesinin bulunduğu câmi ve bu câmiye açılan çilehâne odaları 1412’de Osmanlı emirlerinden Yâkub Paşa tarafından yaptırılmıştır. Pîr Cemâleddîn, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: Ehl-i sünnete göre, Muhammed aleyhisselâmın ümmeti, başka Peygamberlerin ümmetlerinden dahâ üstündür. Bu ümmetin de üstünü, Ona îmân ederek mübârek yüzünü görmekle şereflenen Eshâb-ı kirâmdır ki, hepsi Ona tâbi olmuş, Onun için harb etmiş, Onun uğruna cânlarını, mallarını fedâ etmiştir. Onun emrini yapmak, birinci vazîfeleri olmuş, her şeyde Onun yardımcısı olmuşlardır. Bu Eshâbın da en üstünü Hudeybiyede, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” ile bî’at edip, Onun için ölmeye hâzır olduklarını söz veren kahramanlardır. Bunlar, bindörtyüz kişi idi. Bunların da en üstünü, Bedir Muhârebesinde bulunanlardır ki, bunlar Tâlût’un askeri gibi üçyüzonüç kişi idi. Bunların da üstünü, ilk Müslümân olan kırk kişidir ki, kırkıncısı, Ömer “radıyallahü anh”, bunların otuzdördü erkek, altısı kadındır. Bunların da üstünü (Aşere-i mübeşşere), ya’nî Cennete girecekleri müjdelenen on kişidir. Bunlar, Ebû Bekr, Ömer, Osmân, Alî, Talha, Zübeyr bin Avvâm, Abdürrahmân bin Avf, Sa’d ibni Ebî Vakkâs, Sa’îd bin Zeyd, Ebû Ubeyde bin Cerrâh’tır. Bunların da üstünü Hulefâ-i râşidîn, ya’nî dört halîfe olup, bunların da üstünü Ebû Bekr, sonra Ömer, ondan sonra Osmân, ondan sonra Alî’dir “radıyallahü anhüm ecma’în”... Dördünün hilâfeti, bütün Sahâbenin arzûsu ve oy birliği ile ve her birinin, zamânının en üstünü olması ile idi. Ebû Bekr-i Sıddîk, Muhâcirlerin ve Ensârın söz birliği ile halîfe oldu. “EBÛ BEKR’E SÖYLEYİNİZ!..” Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” son günlerinde, hasta iken, namâz kıldırmak için, Ebû Bekr-i Sıddîk’ı “radıyallahü anh” kendi yerine imâm yapmıştı. Bilâl-i Habeşî “radıyallahü anh” her ezân okuduğunda, (Ebû Bekr’e söyleyiniz, nâsa imâm olsun!) buyururdu. Resûlullah efendimiz, kendinden sonra, hazret-i Ebû Bekr’in halîfe olmaya, herkesten dahâ lâyık olduğunu gösteren ve Ömer, Osmân ve Alî’den “radıyallahü anhüm” her birinin de, kendi zamânlarındaki insanlardan, hilâfete en lâyık olduklarını bildiren çok şeyler söylemiştir.
Kapat
KAPAT