BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Bir karınca bir file âşık olmuş

Bir karınca bir file âşık olmuş

Bizim ayakla oynanan ve bir kontakt sporu olan futbola karşı duyduğumuz aşk, bir karıncanın file âşık olmasından farksızdır. Tuhaf bir sevgiyle bağlıyızdır zamanında “tepük” dediğimiz, şimdilerde “ayak topu” diye andığımız şu illete... Bizi kullanmasına izin veririz de, sanırız ki biz onu kullanıyoruz.



Bize has tuhaflığı, örneği en sondan seçerek şöyle açıklamaya çalışayım: Çok değil, üç gün önce West Ham-Blackpool bir alttan Premier Lige yükselme maçı oynadı. West Ham’ın hocası “Big Sam” lakabıyla maruf ünlü Sam Allyrdace idi. Sezon ortasında Blackburn takımından kovulup West Ham’ın başına geçmişti. West Ham ve Big Sam son maçı kazandı ve lige çıktı. O sırada onu kovan takım ise Sam’in boşalttığı bir alt lige düşüyordu. Hadi buna futbolun cilvesi ya da topun cazibesi diyelim. Derdim başka... O gün Wembley”de 79 bin kişi bu maçı izledi. Ne kafa kırdılar, ne davetiye dağıttılar, ne de kimse onları arkadan itti. Düşen gözyaşlarıyla, çıkan ise mutlulukla alkışlandı... Biri uğurlandı, diğeri karşılandı... Bizim bir maçı tamamlatabilmeyi, ardından bir kupa verebilmeyi bile beceremediğimiz günlerde üstelik... YETİNMEYİ BİLMEK... O sıralarda Konya’da da bir maç vardı. Konyaspor onca yoksulluktan ve beladan sonra Kasımpaşa ile play-off oynuyor ve inanılmazı başarmak için sahaya çıkıyordu. Konya Atatürk Stadında sadece 2000 Konyalı ile 300 kadar Kasımpaşalı vardı. Konyalı o saatlerde dizi seyretmeyi ya da “Meram Bağları” denilen yerde çay demlemeyi tercih etmişti. Öte yandan Rizespor gibi lige dönmesi en yüksek ihtimal olan bir takımın play-off”unu düşünmeyen taraftarı, işi tek maçta halletmek için “gerekeni” yaptı ve takımını yaktı. Bu örneklerin hepsi, bir tepsi çikolata yapıp fili istemeye gitmeye kalkan karıncanın başına gelebilir ancak. Demek ki Rizeli, takımına, renklerine, hocasına ve oyuncularına değil, tabelaya aşıkmış... “Orası 1-0 yazsın da nasıl yazarsa yazsın” diyenlerdenmiş onlar da... Benim gibi sokakta top oynayanları bile durup seyreden birini Djokoviç-Federer maçını seyreder ve bir basketbol sevdalısı haline getirdiler ya, helal olsun onlara... SEVEN İÇİN EN GÜZELİ; SEVDİĞİDİR Biz ne Montpellier gibi olabiliriz, ne de Napoli gibi... Zaten biz; City ve United veya PSG ile Lyon, ya da Barcelona ve Real Madrid olmaktan umudu çoktan kesmiştik. Mönchengladbach veya Levante olalım, ben çoktan razıyım. Çünkü biz öyle bir hale getirilmişiz ki; Fenerbahçe ile Galatasaray curling oynasa, buza inip kafa kırarız. Yeniden yapılandırılmış ve de gençleştirilmiş, üstüne de “yeni bir dönem ve sistem” diye sunulmuş milli takımımızın aday kadrosunun neresi yeni diye sorar mı, sorabilir mi karınca âşık olduğu file? “İtiraz halinde indirmek” üzerine “şişirilmiş cezalar” oluşturan TFF; aslında 10 liralık malını 10 liraya satmak için ve karşısındaki alıcıyı da mutlu etmek ve bir şey becerdiğini sanması için 12 lira deyip, 2 lira indirerek 10 liraya satmayı başarmak gibi bir bezirganlık peşinde değil midir?.. Özetle... Aksi olması daha vahimdir... Düşününüz ki bir fil bir karıncaya aşık oluyor ve çikolata yaptırıp istemeye gidiyor karıncayı yuvasına!.. Şimdilik buna da “şükür” diyelim... POST-İT CEV dediğimiz voleybolun UEFA’sı, şampiyon Fenerbahçe’ye Şampiyonlar Ligine gelme dedi. Gerekçe “kurallara uygun olmama” durumu. Yerine de Galatasaray”ı aldı. Hadi bakalım... “Bu CEV de kim oluyor?” deyin bakalım. S-ÖZ: “Semer seçilirken, eşeğin fikri değil, ölçüsü alınır.’’ (Bir Rumen atasözü) Kalbi kırmaya tek bir söz yeter; ama kırılan kalbi tamir etmeye ne bir özür, ne de bir ömür yeter! Bu aralar; sportif anlamda kendimizi tamamen kalp kırmak üzerine geliştirmeye devam ediyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT