BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Ufukta yeni bir ekonomik kriz mi var?..

Ufukta yeni bir ekonomik kriz mi var?..

ABD, AB ve Çin, dünyaya yön veren üç büyük ekonomidir.?Önümüzdeki birkaç ayda onların yapacakları, dünyanın geri kalanına neler olacağını belirleyecektir...



Önce Amerika Birleşik Devletleri’ne bir bakalım. İşsiz sayısı azalıyor gibi gözüküyor, ama bu iyileşme büyük oranda part-time ve geçici işlerde çalışanlar ya da iş aramayı tamamen bırakanlar sebebiyle görülüyor. Eğer iş aramaktan vazgeçerseniz işsiz sayılmıyorsunuz. Bu Amerikan işsizlik verisinin tuhaf yönlerinden biri. Ülkenin en büyük bankası JP Morgan’da son dönemde yaşanan milyarlarca dolarlık kayıp, bana büyük bankacıların ekonomik krizden çok az ders aldığını söylüyor. Financial Times’taki habere göre JP Morgan’ın riskli yatırımları 100 milyar dolardan fazla olabilir. Bu JP Morgan için bile çok büyük bir rakam. Bir de mevcut ve eski öğrencilerin kredi borçları var, toplam 1 trilyon dolarlık bu borç ekonominin üzerinde baskı oluşturmaya başladı. Eğer ekonomi kısa sürede iyileşmezse bu kredilerin çoğu geri ödenemez. Ekonominin hızla toparlanması için ortada çok sebep yok. Bunlara ilaveten bütçe sıkıntısı da var. Eğer Başkan ve Kongre 1.2 trilyon dolarlık bütçe kesintisi üzerinde anlaşamazlarsa, o zaman bir çok kesinti otomatik olarak yapılacak. Bu 2011 yılındaki bütçe anlaşmasında yer almıştı, eğer uzlaşma olmazsa anlaşma ve neredeyse bütün kesintiler yok sayılacaktı. Temsilciler Meclisi ve Senato bütçe konularında açıkça basiretsiz davranıyor. Amerika’da bütçe açığının en büyük kaynağı Medicare (sağlık sigortası) ve sosyal sigortalardır. Kimsenin bu ikisiyle uğraşmaya cesareti yok. EURO’NUN BAŞARI ŞANSI Amerika’da hem iyi, hem kötü daha birçok şey var. Ama şimdi AB’ye ve Yunanistan’a bir bakalım. Yunanistan büyük bir ihtimalle borçlarını ödeyemeyecek. GSYİH’sının büyük kısmı borç ödemesine gidiyor. Son seçimlerde oldukça iyi bir sonuç alan radikal solcu Syriza partisi borçları ödememekle tehdit ediyor. Eğer Yunanistan borçlarını ödeyemezse Euro’dan çıkıp Drahmi’ye dönmesi gerekebilir. Bu Yunan ekonomisi daha da zora sokabilir. Euro’dan bir çıkış yaşanırsa bütün Euro bölgesi de sorgulanmaya başlanır. (Açıkçası, Euro’nun başarılı olacağını hiç bir zaman düşünmedim ve 1990’ların başından beri öğrencilerime bunu anlattım.) Bu durum AB finans piyasalarını rahatsız edebilir, aynı zamanda hızlı bir şekilde dünya finans piyasalarına da yayılabilir. İspanya ve Kıbrıs’taki bankaların artan problemlerini zaten gördük. Yunanistan, dünya ekonomisine kıyasla çok küçük bir ekonomi, ancak problemleri hem AB, hem de dünya piyasalarını psikolojik ve finansal olarak çok etkiliyor. Gelelim Çin’e. Çin ekonomisi yavaşlıyor. Çin’in dünya piyasaları üzerindeki etkisi artık her zamankinden fazla olmaya başladı. Ayrıca Çin, özellikle metal, emtia ve enerji talebi ile piyasalarda itici güç konumunda. Eğer Çin’de keskin bir düşüş yaşanırsa, bu ülke içinde istikrarsızlığa neden olabilir. Bu hepimiz için kötü olabilir. Çin büyük bir ihracatçı, ama aynı zamanda büyük bir ithalatçı konumundadır. Çin ekonomisi en çok ticaret yaptığı ABD ve AB ekonomileri ile derinlemesine bağlantılıdır. ÇİN EKONOMİSİ ÖNEMLİ Asya’daki birçok ülke ürünlerini Çin’e ihraç ediyor. Çin sıfırdan mal üreten bir ülke değil, daha çok montaj yapılan bir yerdir. Eğer Çin’de keskin bir düşüş yaşanırsa, Moğolistan ve Güneydoğu Asya ülkelerinde de büyük bir ekonomik risk oluşur. Hepimiz böyle bir şeyin olmamasını dileyelim. Ancak, Çin’de konut balonu patlamak üzere gözüküyor. Olanların hepsi çok tanıdık geliyor. Sonra bir de devam eden Arap Baharı var. İran’la yaşanabilecek potansiyel bir çatışma endişe etmemiz gereken, çok fazla olumsuz yönleri olan bir durum. Dünya ekonomisinde iyi olan yerler de var. Türkiye halihazırda onlardan biri olarak gözüküyor. Euro bölgesine katılmayı reddeden ülkeler de iyi durumda olanlar arasında. Ama İngiltere’nin ekonomik durumu iyi değil. Japonya’da hâlâ durgunluk var. Afrika’da da büyüyen bazı yerler var, ama bunlar dünya ekonomisine katkı sağlayacak büyük ekonomiler değil. Yakından izlememiz gereken gerçek üç büyük ekonomi ise; ABD, AB ve Çin’dir. Onların önümüzdeki birkaç ayda yapacakları, dünyanın geri kalanına neler olacağını belirleyebilir. Hiper-küreselleşen ekonomik ortamda yaşıyoruz. Ekonomik ve teknolojik değişimin hızı bazen nefes kesiyor. Ancak, dünyanın en büyük şirketlerinin, özellikle finans kuruluşlarının başındaki insanların bu karmaşıklık ve hızla başa çıkabilecek kapasitede olduğunu düşünmüyorum. RİSKLERE HAZIRLIKLI OLMAK Yeni bir kriz kapı da mı? Eğer kapıdaysa, bunun için dünyadaki çalışkan insanları, kâşifleri, bilim insanlarını ve çocukları için her şeyin en iyisini isteyen ebeveynleri suçlamamalıyız. Her gün trilyonlarca dolar, döviz ticaretinde, yatırım fonlarında, borsada ve diğer piyasalarda el değiştiriyor. Dünya ekonomisinde büyük oyuncular büyük oranda birbirine bağlı ve birbirine bağımlıdır. Siyasilerin karşı karşıya olduğumuz riskler hakkında en ufak bir fikri var mı, diye sık sık düşünürüm. Ya siz?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT