BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bir arada yaşayabilmek

Bir arada yaşayabilmek

Kaşgari dergahında erguvanlar eflatun rengine bürünmüş... Usulca zamanın akıp gittiğini fark ediyor insan...



Kaşgari dergahında erguvanlar eflatun rengine bürünmüş... Usulca zamanın akıp gittiğini fark ediyor insan... Yorulmuş bir gövde zor çıkıyor artık yokuşu... Sabahın serin bir vaktinde Eyüp sırtlarında binlerce eski mezar taşlarında bir ağaç gibi duran yazılara göz atarken; - Kimler gelip geçmemiş ki! diyoruz... Bir zamanlar yeri doldurulamaz sanılan binlerce fani, yani‘şöhret’ sahibi iki metrelik çukurdaki kabirlerde uyuyor... Kimi karanlık içerisinde, Kimi ışıkta... Kimi huzurla... Kimileri de azapla... Yaşadıkları vakit belki de bir ömür boyu kavga edenler, savaşanlar ve bir arada yaşamasını bilmeyenler belki bin yıldan beri bir arada duruyor... Ve ‘birbirinizi sevmedikçe Allah’a iman etmiş olamazsınız’ diyen büyükler de... Yokuşun başında Üstad Necip Fazıl’ın mezarı... 26 Mayıs 1983 yılında hayata gözlerini yummuştu... Yani, yirmi dokuz yıl öncesinin dün vaktinde ölmüştü... Doğduğu gün ölen adamlardan biriydi... Kabrini seyredince şu mısralarını hatırlamadan geçemiyor insan... Diyordu ki; - Yokuşlar kaybolur çıkarız düze. Kavuşuruz sonu gelmez gündüze. Sapan taşlarının yanında füze, Başka âlemlerle farkımız bizim. * Bir dostumuz diyordu ki; -Birlikte ölmesini bildik ama birlikte yaşamasını bilmedik! Oysa, Çanakkale’de, Kudüs’te, Bizans’ın fethinde birlikte ölenler, birlikte yaşamasını da bilenlerdi... Ve onlar ‘sineğin kanadı kadar değeri olmayan’ dünyanın fani, asıl buluşmanın ise ötelerde olduğunu biliyordu... Üstad Necip Fazıl’ın; “Bir gün akşam olur, biz de gideriz” diyerek mısralarına döktüğü o kaçınılmaz gerçeği de biliyordu. * Üstad Necip Fazıl bütün hayatını şöyle izah ediyor; “Hayatım, başından beri muazzam bir şeyi bulmanın cereyanı içinde akıyordu. Şu veya bu miskin vesilenin hassasiyeti içinde birini arıyordum. BİRİNİ... O, kim mi? Allahın Sevgilisi... Sonsuzluk ikliminin batmayan güneşi ve ebedîlik sarayının paslanmaz tâcı... Tek dâva O’nu bulmakta, bulduracak olanı bulmaktaydı. Binbir istikamette seke seke, sağa sola büküle büküle, renkten renge bulana bulana, hiçbir şeyden habersiz ve insandaki bedava emniyet ve bedahat saadeti karşısında şaşkın, hep o BİR etrafında helezonlar çizen bir hayat... Benim hayatım budur!” Bir araya gelemeyişimizin kendimizce binbir gerekçesi var ama ‘bir gün akşam olacağını ve bizlerin de gideceği’ gerçeğini çoğu zaman unutuveriyoruz...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT