BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Bu işin peşini bırakmayacağım...”

“Bu işin peşini bırakmayacağım...”

Feyyaz bey dönmüştü haberi alır almaz. Kaşları çatılmış bir şekilde komiserin karşısında oturuyor, olanı biteni dinliyordu. İnanmaz bir tavırla baktı polisin yüzüne:



Feyyaz bey dönmüştü haberi alır almaz. Kaşları çatılmış bir şekilde komiserin karşısında oturuyor, olanı biteni dinliyordu. İnanmaz bir tavırla baktı polisin yüzüne: - Fehmi’nin böyle bir iş yapacağını düşünemiyorum bile. Bunca senedir yanımda çalışıyor. Nasıl olur da bu ihaneti yapar bana? Hem o dürüst bir adamdır. Asla inanamıyorum. Komiser arkasına yaslandı: - Haklısınız inanamazsınız, ama böyledir bunlar. En ummadığınız kişiler yapar bu tür şeyleri. Devir değişti Feyyaz bey, kimseye güven kalmadı artık. Adam düşünceli bir tavırla gözlerini döşemeye dikmişti. Cevap vermedi komiserin söylediklerine. Tokalaştı. Gelir gelmez savcılıkta onun da ifadesi alınmıştı. Alınan para oldukça yüklü bir miktardı. Şimdi bu paranın nereye kaybolduğunun araştırması yapılıyordu. Fehmi ise demir parmaklıklar arkasına girmiş, bunun etkilerinden kurtulamamış, öylece bekliyordu. Feyyaz bey emniyetin merdivenlerinden aynı düşünceli haliyle indi. Kendisini bekleyen şoförü koşarak açtı arabasının kapısını. - Eve gidiyoruz Kürşat... Çok geçmeden gerçekten son derece lüks bir villanın bahçesine girdi araba. Hemen siyah takım elbiseli iki uşak koşup geldi arabanın yanı başına. Beyefendinin inmesi için kapıyı açtılar. - Büyük hanım evde mi? - Evet efendim, salonda çay içiyor. Yaşından beklenmeyen bir çeviklikle çıktı villanın merdivenlerini. Görkemli bir şekilde döşenmiş salona girdi. Küçük bir saray yavrusuydu burası sanki. Boğaza bakan büyük verandanın önündeki İtalyan stili koltukta oturan yaşlı kadına doğru ilerledi: - Merhaba anne. İyi misin? - Ben iyiyim. Ya sen? Ne olmuş? - Kasadan bütün paralar alınmış. Benim için çok önemli bir miktar değil ama... Oturdu koltuklardan birine. Sıkıntılı bir şekilde soludu: - Fehmi’yi almışlar içeriye. Anahtar bir tek onda var. Ama o yapmaz... Büyük hanım kaşlarını çattı: - Ya kim yapar Feyyaz? Kimden şüpheleniyorsun? Başını kaldırıp annesinin yüzüne baktı adam. Babası öldükten sonra kalan muhteşem servetin başına geçmişti. Yaşı kırkın üzerindeydi ama daha evleneli beş sene olmuştu. Beş yaşında bir kızı vardı. Nalan!.. Varı yoğu, her şeyi kızınındı bundan sonra. Sıkıntısı yoktu. Başında tek problem haylaz kardeşi Çetin’di. Arkasına yaslandı: - Çetin nerede? - Bilmem, Antalya’ya gitmiş bir arkadaşıyla birlikte. Dinlenecekmiş. - Nasıl gitti oraya? Daha ben gitmeden beş parası yoktu. Beni geçirirken işin başına geçeceğini, bir daha benden para falan istemeyeceğini, idare edip ben döndükten sonra emeğinin hakkıyla kazanacağı parayı talep edeceğini söylemişti. Nereye gitti, neyle gitti?.. Büyük hanım sert bir bakış fırlattı büyük oğluna: - Ne demek istiyorsun sen Feyyaz? Açık konuş! - Şüpheleniyorum anne. Bu işin peşini bırakmayacağım... Yaşlı kadın bir ok gibi fırladı oturduğu koltuktan: - Seni men ederim kardeşini suçlamaktan. Öyle bile olsa bu işi kapatacaksın... Lamia hanım evvelden beri küçük oğluna karşı zaaf içindeydi. Onun haylazlığı, serkeşliği ve sorumsuzluğunu görmezden geliyor, hâlâ küçük şımarık bir çocuk gibi her istediğine boyun eğiyordu. Feyyaz öfkelenerek çıktı salondan... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT