BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Hazar Petrolü ve Türkiye - 5 -

Hazar Petrolü ve Türkiye - 5 -

ABD eski Başkanı Carter’ın, 1980’de kendi adını taşıyan projesi ile, Basra’ya alternatif olarak Hazar petrollerinden de faydalanma fikri ortaya çıktı. Bu kararın temelinde, Hazar bölgesinin, Basra’dan sonra dünyanın en zengin ikinci petrol yatağı olması gerçeği yatıyor.



‘Carter’la başladı ABD Başkanı Bill Clinton’ın kararı aslında 5, hatta 20 sene öncesine ulaşıyor. 1995 başlarında, Kazak ve Azeri petrollerinin dünya piyasalarına ulaştırılmasında Hazar-Akdeniz güzergâhını tercih ettiğini Dünya’ya açıklamış ve Rusya’ya kesin mesaj vermişti. ABD, Hazar havzası petrol rezervleri üzerindeki enerji politikasını 12 Ocak 1998 günü, basın yoluyla resmen duyurarak, Trans-Hazar güzergâhlarına destek verdiğini eski kararı bir kez daha açıkladı. ABD’nin bu karara varmasına, Dünya’nın bir numaralı petrol yatağını -Basra Petrollerini- riske eden, 1980 İran-Irak savaşı, İran’ın ABD karşıtı politikası ve 1990 Irak-Kuveyt savaşı sebep oldu. ABD eski Başkanı Carter’ın, 1980’de “Carter Projesi” diye adlandırılan projesi ile, Basra’ya alternatif olarak Hazar petrollerinden de faydalanma fikri ortaya çıktı. Hazar petrol yatağının, -bulunan 32.5 milyar varillik (potansiyel olarak tahmine göre ise 195 milyar varillik) bir rezervle- Basra’dan sonra Dünyada iki numaralı yatak olduğu biliniyor. 1995 kararı, Carter projesinin, Clinton’ın İstanbul konuşması da 1995’in devamıdır. Clinton’ın İstanbul konuşması, bütün Dünya Liderlerinin bir araya geldiği ve tüm Dünyanın gözünün İstanbul’da olduğu günlere rastlamıştır.) (Kaynak: ABD Enerji Bakanlığı’nın Aralık 1998 tarihli Hazar Havzası Petrol etüdü; Milliyet gzt, Şükrü Elekdağ, 7-2-1995 ) Independent gazetesinde yer alan bir habere göre taraflar arasındaki anlaşmazlık, Hazar Denizi’nin altında yatan geniş petrol yataklarının vaat ettiği zenginlikten kaynaklanıyor. Rusya açısından, Clinton’un İstanbul konuşması bardağı taşıran bir damladır. Rusya bu olaylardan son derece rahatsız olmuş, daha sonra AGİT Zirvesi (18-19 Kasım 1999) başladığında, güvenlik, insan haklarının ihlâli ve Rusya’nın Çeçenistan’daki kanlı eylemlerinin gündeme gelmesi esnasında Rusya Başkanı Yeltsin hırçın bir tavır sergileyerek, ABD’ye tepki vermiş ve salonu terketmiştir. Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı ABD Enerji Bakanlığı’nın Aralık 1998 tarihini taşıyan “Hazar Havzası Petrol Boru Hatları” etüdünde, sadece Kazak petrolünün Bakü’ye ulaştırılmasını öngören “Trans-Caspian” adıyla yer alan proje, son derece tâli bir görünümde iken, Kasım 1999 AGİT zirvesinden sonra ön plana çıkmıştır. Bu boru hattı, ABD resmi kaynaklarında “ana boru hattı” olarak isimlendirilmeye başlanmıştır. Bunun, Rusya’nın, katliama dönüşen ve hedef gözetmeksizin sivilleri de içine alan 1999 Çeçenistan askeri harekâtından kaynaklandığını söylemek yanlış olmaz. Başta ABD olmak üzere Batı ile Rusya arasında bir güven bunalımı doğmuştur. Buna son on yıl içinde Rusya’da gözlenen neo-milliyetçilik akımlarını, yayılmacılık eğilimini ve Rus imparatorluğu özlemlerini eklemek gerekir. Aralık 1998’de Royal Deutch/Shell, Chevron, Mobil ve Kazakistan firmaları tarafından fizibilite etüd anlaşması imzalandı. Toplam uzunluğu bin 730 kilometre olacak. Bu hattın 468 kilometresi Azerbaycan, 225 kilometresi Gürcistan ve geriye kalan bin 37 kilometresi Türkiye topraklarından geçecek. Toplam maliyeti 4.7 milyar dolar olan bir projedir. Güzergâhı ise Sangachal/Bakü petrol terminali-Azerbaycan toprakları-Gürcistan’da Güney Kafkas dağlarının kuzey eteklerindeki mevcut petrol hattına paralel mevkiler -Tiflis güneyi-Çıldır gölünün doğusu-Erzurum-Sivas-Pınarbaşı-Kozan-Ceyhan şeklinde. Hat üzerinde 10 adet pompa istasyonu (dördü Türkiye’de olmak üzere), dört ölçüm istasyonu ve uzaktan kumandalı 90 vana bulunacak. İnşaatına 2001 yılında başlanacak ve 2004 yılında tamamlanacak. Hattın Türkiye’ye başlıca getirileri şunlardır: - Türkiye alternatif bir petrol ikmal hattına sahip olacak ve ikmal kaynakları çeşitlenecek. - Türkiye her yıl 100 milyon dolar taşımacılık geliri elde edecek, - Hattan bir yıl içinde 45 milyon ton petrol pompalanacak, - Boru hattı, döşenecek fiber optik kablo ve uydu sistemleri aracılığıyla denetlenecek. Hat vanaları uzaktan kumanda ile kapatılacak. ( Kaynak: ABD Enerji Bakanlığı’nın Aralık 1998 tarihli ‘Caspian Oil-Natural Gas Reserves’ Etüdü; Mönch Yayın grubunun Mart 2000 tarihli ‘Teknolojik) Türkiye’ye faydaları - Bölgede, bugünkü şartarda yılda 10.5 milyon ton üretim yapılıyor. Bugünkü şartlarda Türkiye’nin havzadaki üretimden payı 709 bin ton düzeyinde. - İyileştirme çalışmaları ve yeni kuyuların devreye girmesinden sonra, boru hattında yılda 25 milyon ton petrol taşınacak. Türkiye’nin yıllık payı da 1.7 milyon tona yükselecek. - Bölgede 510 milyon ton petrol rezervi bulunduğu tahmin ediliyor. Bu rezervin tümü yeryüzüne çıkartılırsa Türkiye’nin payı da 35 milyon ton olacak. Bu rakam Türkiye’nin 1.5 yıllık petrol tüketimine eşit. Hazar geçişli ikiz boru hattı Trans-Hazar petrol boru hattının güzergahı: Kazakistan Hazar denizi doğu kıyısı-Bakü. Bu hattı ABD destekliyor. Bakü-Ceyhan hattının daha rantabl olmasına yöneliktir. ABD, Hazar havzası petrol rezervleri üzerindeki enerji politikasını 12 Ocak 1998 günü, basın yoluyla resmen duyurarak, Trans-Hazar güzergâhlarına destek verdiğini açıkladı. ABD, Kazak petrolünün Hazar’ın altından çekilecek hattın Azerbaycan petrolüyle beraber Türkiye’ye çekilecek yeni Bakü-Tiflis-Ceyhan ana petrol hattı güzergahı ile birleştirilmesi gerektiğini, Ceyhan Limanı’nın da hem ekonomik hem de pazarlanma açısından uygun olduğunu bildirdi. Kazakistan-Bakü bölümü 370 mil olacak. Ceyhan’a kadar uzarsa takribi maliyeti 2-4 milyar dolar. Aralık 1998’de Royal Deutch/Shell, Chevron, Mobil ve Kazakistan firmaları tarafından fizibilite etüd anlaşması imzalandı. Ham petrol kapasitesi henüz hesaplanmadı. Bu destek, ABD Ticaret Bakanlığı ve ABD Başkanı’nın BDT ülkelerinden sorumlu Ekonomi Müşaviri Jan Kalitski’nin imzasıyla yayımlandı. Rusya’nın Hazar projelerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu belirten Kalitski, ABD’nin Tengiz-Novorossisk boru hattını Trans-Hazar projesi olarak kabul ettiklerine işaret ederek, Washington’un Azeri petrolü için yeniden Bakü-Novorossisk hattı çekilmesini de olumlu karşıladıklarını vurguladı. Sonuç olarak bu hat, Bakü-Ceyhan hattını da besleyecek ve sonra bir kol (Bakü-Novorossisk hattı) ile Rus liman terminaline de bağlanacak. Trans-Hazar Türkmen doğalgaz boru hattı Protokolü AGİT İstanbul zirvesinde(15-19 Kasım 1999), Türkmenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye cumhurbaşkanları tarafından, “Bakü-Ceyhan petrol boru hattı” anlaşması ile birlikte “Hazar Denizi geçişli Türkmen doğalgaz hattı” protokolü de imzalandı. ABD Başkanı Clinton da bu imza töreninde gözlemci ve onur konuğu olarak bulundu. Takribi uzunluğu 1000-1250 mil, takribi maliyeti 2.4-3 milyar dolar. Güzergâhı: Hazar Denizi karşı kıyısındaki Türkmenbaşı kenti-Hazar Denizi altı-Azerbaycan Sangachal/Bakü kenti ve Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol güzergâhının aynı. Fizibile etüdü ENRON ve UNOCAL şirketlerince tamamlandı. Boru hattı inşası protokolünden 6 ay önce de 21-5-1999 tarihinde Türkiye-Türkmenistan arasında Doğalgaz Alım-Satım Anlaşması imzalanmıştı. 30 yıllık bu anlaşmaya göre, doğalgaz alımı 2002 yılında 5 bcm (milyar metreküp) ile başlayacak, daha sonraki yıllarda kademeli olarak artarak 2013 yılından itibaren 16 bcm olarak devam edecek. ABD stratejisi Dünyadaki tüm petrol ve doğalgaz yatakları ABD’nin ilgi alanında bulunuyor. ABD ve Avrupa için, Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratejik konumu oldukça önemli. Bu önemi, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nde tesbit edilmiş petrol ve doğalgaz rezervleri daha da arttırmış durumda. Lojistik ilminin temelinde, ikmalin sürekliliği için ikmal kaynaklarının ve ikmal yollarının yedekli olması fikri yatar. Bu ilke, tüm ihtiyaç maddeleri ve tüm ülkeler için geçerlidir. Bu güvenlik ilkesinden hareket ettiği bilinen ABD, belirlediği “enerji güvenliği politikası”nda, bu hususu gözönüne alıyor. ABD Enerji Bakanlığı’nın internetteki web sitesini incelediğinizde, bunun farkına varırsınız. Dünyadaki tüm petrol ve doğalgaz yatakları ABD’nin ilgi alanında bulunuyor. Tüm yatakların rezervleri ve ömürleri, işletimleri, üretim stokları, rafinerileri, petrol ve doğalgaz boru hatlarını, borsa bilgilerini, petrol fiyatlarını ve fiyat trendini, çeşitli haritaları, krokileri ve istatistiki bilgileri bu sitede görmek mümkün. OPEC ve Non-OPEC ülkelerin tüm petrol bilgileri adım adım ABD tarafından dikkatle izleniyor. Dünya petrol pazarı kontrol altında tutuluyor. Bunun yakın ispatı, 27-29 Mart tarihleri arasında Viyana’da yapılan son OPEC toplantısıdır. OPEC’in şahinleri olarak nitelenen İran, Libya ve Cezayir’in muhalefetine rağmen, ABD’nin politik baskıları sonucu, OPEC petrol üretimini artırma kararı aldı. ABD ve Avrupa için, Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratejik konumu oldukça önemli. Bu önemi, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nde tesbit edilmiş petrol ve doğalgaz rezervleri daha da arttırmış durumda. Çünkü Türkiye’nin köklü, güçlü, istikrarlı devlet yapısı ve ordusu; müttefik olarak 1945 ve 1952’den bu yana yarım asrı geçen süre içinde denenmiş sadakati var. İlâve olarak, Orta Asya ülkeleriyle etnik ve kültürel yakınlığı ve komşuları Kafkas ülkeleri ile tarihi bağları var. Bu özellikleri ile Türkiye, Avrasya’yı Batı ülkelerine bağlayan sağlam bir köprü oluşturmaktadır. Türkiye, Hazar havzasındaki ve çevresindeki petrol ve doğalgazın aksamadan Batıya ulaşmasını sağlayabilir. Bütün bu gerekçelere bağlı olarak, Bakü-Ceyhan ham petrol hattı en çok ağırlık kazanan bir ulaşım projesi haline geldi. AGİT İstanbul Zirvesi esnasında (15-19 Kasım 1999 tarihlerinde), ABD Cumhurbaşkanı Clinton’ın da gözlemci ve onur konuğu olarak hazır bulunduğu törende, “Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı” anlaşması ile “Hazar Denizi geçişli Türkmenistan-Türkiye-Avrupa doğalgaz boru hattı” protokolü imzalandığında, bu gelişme, Dünya siyasetini etkileyecek jeopolitik özellikli bir olay olarak algılandı. Bu enerji hatları, Doğu ile Batı arasında bir köprü oluşturacak. Hem Orta Asya ülkelerini Batı ülkeleriyle ekononomik açıdan birbirine bağlayacak, hem de Balkanlar’dan Çin’e uzanan coğrafi kuşak üzerindeki Türk kavimlerini birleştirecek. İmza töreninde konuşan Clinton, bu projelerin, Hazar ülkelerinin bağımsızlıklarını güçlendireceğini, bu devletleri ekonomik açıdan Batıya entegre edeceğini ve bu havzadaki enerjinin değişik yollardan akıtılması suretiyle enerji kontrolünün “tek bir ülkenin tekelinde” bulunmamasının sağlanmakta olduğunu Dünyaya duyurmuştu. ABD, bölücü hareketin istikrarını bozmaması için, terör örgütü PKK konusunda Türkiye’ye politik destek sağladı. Keza Türkiye’nin AB’ye üye adayı kabul edilmesinde büyük gayret gösterdi. (Azeri petrolleri konsorsiyumunda hangi şirketin ne kadar payı var?) Firma pay oranı (%) Amocco (ABD) 17.01 BP (İngiltere) 17.1267 Delta (Suudi Arabistan) 1.6833 M.C. Dermot (ABD) 2.45 Pennzoil (ABD) 9.8175 Ramco (İngiltere) 2.0825 Statoil (Norveç) 8.56 TPAO (Türkiye) 6.75 Unacol (ABD) 9.52 Lukoil (Rusya) 10.00 Socar (Azerbaycan) 15 Not: ABD şirketleri yüzde 37.8, İngiliz şirketleri yüzde 19.2 (Anglosakson yüzde 52), Rusya yüzde 10, Azerbaycan yüzde 15, Türkiye yüzde 6.75 (Türk ülkelerinin toplam payı yüzde 21.75) (Kaynak :Yeni Yüzyıl gzt, 5- 2-1995) DEVAM EDECEK
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT