BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Türk Futbolu bitiyor!..

Türk Futbolu bitiyor!..

Tahkim Kurulu, “UEFA’nın beklediği cezalara hükmetmez” ise (ki, bu “çok az” bir ihtimaldir; yüzde 1 bile değil); Türk Futboluna “Avrupa ve dünya kapıları kapanacak”, annemizin de değil, anneannemizin liginde kendi kendimize kalacağız;



Tahkim Kurulu, “UEFA’nın beklediği cezalara hükmetmez” ise (ki, bu “çok az” bir ihtimaldir; yüzde 1 bile değil); Türk Futboluna “Avrupa ve dünya kapıları kapanacak”, annemizin de değil, anneannemizin liginde kendi kendimize kalacağız; Kulübünü mâlî olarak bitiren” bir zatın Federasyon Başkanlığı’na getirilmesiyle “neyin, ne olacağı” zaten belli olmuştu; Türk Futbolunun yarınları da bitirilecek!.. Şimdi “o operasyonun yapılmak üzere olduğu” günlerdeyiz!.. Tahkim Kurulu, “UEFA’nın beklediği cezalara hükmetmez” ise (ki, bu “çok az” bir ihtimaldir; yüzde 1 bile değil); Türk Futboluna “Avrupa ve dünya kapıları kapanacak”, annemizin de değil, anneannemizin liginde kendi kendimize kalacağız; hayırlı olsun!.. “Beşiktaş’ı ben bitirdim, Fenerbahçemizi de yöneticileri bitirdi, öyleyse Türk Futbolu bütünüyle bitsin”; işte gelinen nokta budur!.. Düğün bayram etsin, “İlhan Cavcav kafasıyla yönetilen” Kulüpler Birliği!.. Düğün bayram etsin, neredeyse çeyrek asırdır, “endüstrileşen” dünya sporuna uyumlu bir “Kulüpler Yasası” çıkaramayarak, kulüpleri “benden sonra tufan” diyebilecek kadar pervasız “tek adam” yönetimlerine esir eden siyasetçiler!.. Avrupa’ya kapanmak; iki!. “Birkaç yıl Avrupa’ya kapanalım, temizlenelim” romantizmi içindeki arkadaşlarımız, “suçlu olmayanların, suçlu olanlarla beraber yakıldığı” bir süreç başlarsa, “temizlenmek bir yana”, zaten “şiddete / düşmanlığa bulanmış” spor ortamımızın ne hâle geleceğini bir düşünsünler ve sonra da “rakamsal” gerçeklere bir baksınlar!.. Öncelikle “sporumuza lokomotif olan” büyük kulüplerimiz, “Avrupa, dünya organizasyonlarına kapımız” kapanırsa, “maddi / manevi” büyük kayıplara uğrayacaklardır; tabii Türk Futbolu da, Milli Takımımız da!.. “Kapanarak” bugünkü yerimizi kaybedecek, “kapılar yeniden açıldığında” acaba Patagonyaların arkasına ülke olarak da, kulüpler bazında da düşmeyecek miyiz, bu düşüsün ülke futboluna, kulüplerimize “neler kaybettireceğinin” nasıl farkında olmayız?.. Avrupa Kupaları’na katılmamanın getireceği maddi - manevi kayıplara, “yıldız futbolcular Türkiye’ye gelmeyeceği, dahası içerdekiler de dışarıya kaçacağı için”, takımlarımızın “kalite zafiyeti” de eklenmiş olmayacak mı?.. Bu zafiyet yüzünden, tribün gelirleri, mağaza / kulüp ürünleri gelirleri ve hele hele “maç naklen yayın gelirleri” küçülecek; “büyükler” büyük darbe yerken, Anadolu takımları da “bu darbeden nasibini alacak” ve özellikle “maç naklen yayın gelirleri” ve “isim hakları” ile ayakta zar zor kalabilen bir çok kulübümüz, 2014 sezonunda “UEFA’nın kesinlikle istediği” mâlî kriter uygulaması içindeki “riski büyük” “gelir - borç dengesini” kesinlikle yakalayamayacaktır; bu “acı ve açık” gerçeğin hangi sonuçları getireceği ortada değil mi?.. Son bir soru; “birilerini kurtarmak için tüm futbolumuzu ve futbol lokomotif olduğundan dolayısı ile tüm sporumuzu 3-5 yıl feda etmeyi göze alan” bir zihniyetin sporumuza hâkim olduğu bir ülkede yaşamıyor muyuz; bizim sporumuz, “kirli çöpleri kilim altına süpürmeyi temizlik yapmak” ve “bu yaptığımızı dünyanın görmediğini zannetmek” gibi bir “cinliğin peşinde olanlar” tarafından yönetilmiyor mu; bunlar “istenen ve beklenen” temizliği “nasıl” yapacaklar Allah Aşkına?.. Avrupa’ya kapanmak; bir!.. “Avrupa’ya kapanmak”, Türk Futbolunu “marka olarak”, dahası maddi - manevi bütün değerleriyle en az “çeyrek asır” geriye götürecektir; üstelik “Şikeye ceza vermeyen ülke” damgası da yenilerek!.. “Avrupa’ya kapanmak”, Türk sporuna, Türk Futboluna çok büyük maddi zararlar verecek ve zaten “mâlî bakımdan kötü durumda olan” kulüplerimizi perişan edecektir!.. Dahası, “dışa kapalı” futbolumuzda, “içerideki mücadele tam bir kan davası hâline dökülecektir”; zira “kurunun yanında yanan yaşlar” camialarıyla, taraftarlarıyla, yönetimleriyle beraber “Birilerini kurtarmak için bizleri de yaktılar” diyerek, zaten “düşmanlık sürecine girmiş olan” futbol / spor rekabetini, savaşa dönüştürecek bir kavgayı başlatacaklardır!.. Dahası da var; “şikecilere ceza veremeyen ülke” damgası yiyen bir Türkiye’nin, olimpiyat, Avrupa Futbol Şampiyonası finali gibi organizasyonlar bir yana, “herhangi bir spor dalında” orta ölçekli bir “uluslararası organizasyonu” bile alması acaba bundan sonra mümkün olabilecek midir?.. Nerede Kulüpler Yasası?.. Beşiktaş Genel Kurulu “olağanüstü toplantıya çağrılmalı” ve “kulübü bu duruma düşürenler için” gereği yapılmalıdır; bu gerek “Kulüp Disiplin Kurulu” değildir; bu gerek “Savcılıktır, hakimliktir”; bütün kulüplere, bugünkü ve gelecekteki bütün yönetimlere ders olmalıdır!.. Beşiktaş’ın “kuruluş gerekçesine” ve tarihine ihanet edenler, hak ettikleri ceza ile kucaklaştırılmalıdır!.. Çok açık ki, Beşiktaş’a verilen UEFA cezası, “gerçek durumun içinde” çok küçük bir madde olarak kalıyor. Başkan Fikret Orman açıkladı; “Kulübe karşı 130 dava var; her taraftan borç çıkıyor, alacaklı çıkıyor!..” Şu “feci” duruma bakın; sadece Fikret Orman yönetiminin değil, ondan sonra gelecek yönetimlerin bile muhtemel gelirleri, bundan öncekiler tarafından harcanmış!.. Ve bundan önceki yönetimin başındaki zat, “kendi alacağı olan 104 milyon TL için” senetleri alıp, cebine koymuş ve Futbol Federasyonu Başkanlığı koltuğuna oturmak için, “bu hâle düşürdüğü” kulübünü bırakıp, gitmiş!.. İşte bizdeki, ne medeni kanunda, ne dernekler kanununda, ne kulüp tüzüklerinde bulunan, “Bizim kulübümüzde başkanlık sistemi var” sözünün ve uygulamasının son derece acı ve talihsiz “son” örneği!.. Sadece o mu; işte Fenerbahçe, işte Gaziantepspor, işte Bursaspor ne hâle düştüler; diğerleri “şimdilik kurtulmuş görünüyor” ama, acaba “gerçekten” kurtulmuşlar mı; “UEFA peşlerini bırakacak” mı?.. Anlaşılıyor ki, bu utanç tablosunu sporumuzun üzerine örten asıl sebebi herkes biliyor ama, “bu sebebi ortadan kaldırmak”, kimsenin işine gelmiyor!.. İşte o yüzden, çok uzun yıllardan beri Millet Meclisi’nden “kulüpleri tek adam esaretinden ve keyfi yönetiminden kurtaracak”, başkan ve yöneticilere, altını çiziyorum “uymaları gereken” müeyyideleri getirecek ve onları “sarf edilen her kuruştan, alınan her karardan ve her uygulamadan, genel kurulların yasak savma misali geçiştirdiği ibralardan öteye ve altını çiziyorum ‘müteselsilen’ sorumlu tutacak” ve bu sorumluluğun “kanuni gereklerini ve cezaları da açık açık yazan” bir Kulüpler Yasası’nı çıkaramıyoruz; çok yazık!.. “Şike / şiddet / doping / ayrımcılık olayları üzerine yargı aidiyeti getiren kanunları, yönetmelikleri, talimatları” çıkarıyoruz (Onu bile tam uygulayamıyoruz) ama, “suçu / yanlışı / hatayı kaynağında arayıp bulacak / engelleyecek / önleyecek” bu kanunu bir türlü çıkarmıyor; suçu / yanlışı / hatayı yapacak “tek adam” yönetimlerine “yeşil ışık yakmaya devam ediyoruz”; neden, neden, neden?.. Bu iş bu kadar zor mu, bu kadar imkansız mı bu kanunu çıkarmak, söyleyin bana; ey sevgili Spor Bakanım, neden hâlâ bu adımı atmıyorsunuz?..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT