BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nereden biliyorsun beni?

Nereden biliyorsun beni?

“Başlayan koğuş kavgasında canını zor kurtaracağı bir dayak yiyor. Eli yüzü mosmor oluyor... Hele bir de kulağına aldığı bir darbeyle kulağı uğulduyor!..”



Arkadaşlarına güvenip dükkânının anahtarını teslim etmenin bedelini, arkadaşlarının bir hasımlarını dükkâna getirerek darp etmesi sebebiyle suça yataklık etti diyerek başkasının işlediği suça ortak kabul edilerek tutuklanıp cezaevine gönderilen Özkan Ağabeyin yaşayacağı aksilikler cezaevinde de yakasını bırakmıyor... Özkan Ağabey biraz asabi adamdır. Bu başına gelen aksilik sebebiyle sinirleri iyice bozuluyor. Sanki bir barut fıçısı oluyor!.. Ama gittiği yer hapishane... Kendine göre teamülleri yani kuralları olan bir yer... Oraya gelen bir mahkûm en kısa zamanda oranın kurallarına uyuyor ya da uyduruluyor. Bu ne demek? Ya oradaki koğuş ağasının yandaşı olacak ya da ağanın adamları tarafından koğuş yöntemleriyle sindirilecek... Sudan sebeplerle bir sataşmayla kavga çıkartılır ve koğuşun düzenine uymak istemeyen ya da dikbaşlılık yapan kimse bir güzel benzetilir! İşin ucunda ölüm bile vardır!.. “Tatar Ramazan” filmini izleyenler hapishanelerdeki bu acımasız düzeni pek güzel anlar... İşte, belki böyle bir ağaya yandaşlık sebebiyle belki başka bir sebeple içerideki birkaç kişiyle tartışıyor Özkan Ağabey. Ama o da bir “Tatar Ramazan!..” Eğriye eğri doğruya doğru... Ve başlayan kavgada canını zor kurtaracağı bir dayak yiyor. Eli yüzü mosmor... Kulağına aldığı bir darbeyle kulağı uğulduyor. Derken bu kavga koğuşta yatan bir “Ağır Abi”nin kulağına gidiyor. Çağırıyor Özkan Ağabeyi yanına... Dikkatli dikkatli bakarken beklenmedik bir şey oluyor. “Ağır Abi” dedikleri zat şaşkın ve merak içinde soruyor: -Senin mesleğin ne? -Oto tamircisiyim. -Filan sanayi sitesinde mi? -Evet? -Senin adın Özkan mı? -Nereden biliyorsun sen beni? -Sen beni hatırlamazsın. Ama ben seni iyi hatırlıyorum. Hatta hiç unutmuyorum. Özkan Ağabey pek umursamıyor. Bu söylemlerin hapishane rollerinden biri olduğunu düşünüyor. Ama “Ağır Abi” ciddi!... -Ben yıllar önce bir keresinde yolda kalmıştım. Perişan bir durumdaydım. Üzerimde de beş param yoktu. Sen o gün “insanlık öldü mü be?” diyerek benim arabamı tamir etmiş beş para da almamıştın. -Hatırlamıyorum, doğrudur. -Sen artık benimsin... Bundan sonra burada sana kimse dokunamaz... Kalbini ferah tut! Etraftaki mahkûmların Özkan Ağabey’e bakışları değişince adamın gerçekten doğru söylediğini anlıyor ve yıllar önce yaptığı bir iyiliğin bir gün karşısına çıktığına da sevinse de ayakta duracak halde değil. Az önceki yediği dayaktan her tarafı sızlıyor. Hele de kulağının arkası... Sanki balon gibi... Devamı yarın > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT