BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Dünyanın barış arayışı

Dünyanın barış arayışı

Bitmemiş bir “yeni dünya düzeni” sürecindeyiz. BOP’lar, Arap Baharları herhalde onun değişik fakat aynı köke bağlı yansımalarıdır. Bir ara bu “yeni dünya düzeni” cümlesi sıkça kullanıldı. Sanki ilk defa telaffuz ediliyormuş gibi sunuldu. Oysa 1793’te III. Selim’le başlayan Nizâm-ı Cedit hareketi “yeni dünya düzeni” söyleminin tarihî boyutudur.



Bitmemiş bir “yeni dünya düzeni” sürecindeyiz. BOP’lar, Arap Baharları herhalde onun değişik fakat aynı köke bağlı yansımalarıdır. Bir ara bu “yeni dünya düzeni” cümlesi sıkça kullanıldı. Sanki ilk defa telaffuz ediliyormuş gibi sunuldu. Oysa 1793’te III. Selim’le başlayan Nizâm-ı Cedit hareketi “yeni dünya düzeni” söyleminin tarihî boyutudur. Daha da derinleştirirsek Devleti aliyye’nin kendini dünya istikrarından mes’ul telakki ettiği “Nizâm-ı Âlem” hepsinin ana fikridir. Cihan devleti olunca beraberinde mükellefiyetler de gelmekte. Şu var ki şimdikiler züccaciye dükkânına fil gibi girmekteler, şimdikiler getirmeyip götürmekteler. Bugün, dünya, İslam’ın ikinci bin, Hıristiyanlığın üçüncü bin döneminde. Hıristiyan dünya üçüncü bine büyük hayallerle girdi. Irak, Afganistan vs. itiraflarıyla sabittir ki yeni haçlı fetih hareketleriydi, fakat hüsranla bitti. Hıristiyan tefekkür bu dönemde çözümsüzlük noktasındadır. Hakimiyeti doğuya kaptırma telaşında. Orta Asya’ya yığınak yaparak Çin’e kuşatma uygulamak istiyor. Ne yapılırsa yapılsın neticede zaman akan bir su. Onu zaptetmek mümkün değil. Hıristiyan âlem, bu savruklukta iken İslam âlemi, kurtarıcı bir sesi henüz layıkıyla fark edip kavrayamamıştır. Yeryüzü zaman boyutunun birinci mimarı Peygamber aleyhisselamdır. O’ndan bin yıl sonraki ikinci yer yüzü mimarı ise Ahmed Farukî Serhendî Hazretleri. Bu müstesna âlimin unvanı “müceddid-i elf-i sanî”dir. “İkinci bin yılının yenileyicisi”. Şu var ki İslam ümmeti, henüz İmam-ı Rabbanî Hazretleriyle O’nun metafizik derinliği ve bin yılı kucaklayan tekliflerini tam olarak kavrayamamıştır. Bilmiyoruz ki hiçbir üniversitede İmamı Rabbani Enstitüsü var mıdır? Mektuplarından, görüşlerinden kaçı üzerine master ve doktora yaptırılmaktadır? İslam ülkelerinin üniversiteleri bugün hâlâ Greko-Latin felsefecilerin güdümündedir. Müslümanların büyük Müceddid’i keşfedememeleri zamanın talihsizliği sayılabilir. O’nun asrından bir buçuk asır gibi bir zaman sonra Hindistan Babür İmparatorluğu ardından da Osmanlı imparatorluğu tarih sahnesinden çekildiler. Sonrasında kurulan iki kutuplu dünyanın soğuk savaş çağı kanlı on yıllardır. Bugün dünya yeniden bir düzen kurmak istiyor. Bu bir barış arayışıdır. Çünkü, dünya vahşi kapitalizm, insafsız komünizm arasında çıkmazda kalmıştır. Savaşların çare olmadığı görülmüş olmalı. Dünyanın nizamı âlem şirazesi kopmuş görülüyor. Bu sebeple tariften tarife geçilmekte. Oysa sadece Müslümanların değil, insanlığın İmam-ı Rabbanî Hazretlerini keşfetmesi gerekir. Özlenen barış böylece kurulacaktır. O zaman ne Heybeliada Ruhban Okulu kavga mevzuu olur. Ve ne de Ayasofya...
Reklamı Geç
KAPAT