BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Ayasofya Camiî

Ayasofya Camiî

İster düveli muazzama baskısı, isterse başka sebeplerden olsun 1934’te camilikten çıkartılan Ayasofya’nın yeniden cami yapılmaması için artık hiçbir sebep kalmamıştır. Şimdilerde hiçbir devlet, ‘Ayasofya müze kalsın!’ diye baskı yapamaz.



İster düveli muazzama baskısı, isterse başka sebeplerden olsun 1934’te camilikten çıkartılan Ayasofya’nın yeniden cami yapılmaması için artık hiçbir sebep kalmamıştır. Şimdilerde hiçbir devlet, ‘Ayasofya müze kalsın!’ diye baskı yapamaz. O’nun kapısında ‘müze’ tabelası taşıması da mantıksızdır. Turist, hatta bu mâbedi gezen aynı turist, Sultanahmed Camiî’ni de ziyaret etmekte. Aynı şekilde turistler, Süleymaniye, Selimiye gibi yurt çapında yüzlerce cami, mescid ve tarihî eseri de görmekteler. Bir mimari eserin turist çekmesi, onun görülmeye değer kıymetinden, tarihî hususiyetlerindendir. Ayasofya müze olduğu için turist gelmiyor. Turist çeken onun dini vasfı ve mimarisi vs’dir. Üstelik Fatih, eseri kendi mülkiyetine alıp kıyamete kadar cami kalmak üzere vakfetmiştir. Bu vakıf şartına rağmen camilikten çıkartıp şartnameye aykırı hareket eden idareler aleyhine dava hakkı doğar. Yargının buranın tekrar cami olması için karar vermesi vicdan, tarihî gerçekler, vakıf ve hakkaniyet icabıdır. Ayasofya Camiî tekrar ibadete açılsın, derken bunu asla bir slogan veya ideolojik söylem gibi kullanmıyoruz. Adalet yerini bulsun, tarihî cami yetimlikten mazlumluktan çıksın, dindarlara hakkı verilsin istiyoruz. ‘Yakın tarihin elde olmayan bir mecburiyetiydi’ denerek hatada ısrardan vazgeçilmeli. Zaten 1934’ten bu yana da Ayasofya Camiî hiçbir zaman camilikten çıkmadı. Dört minaresi, mihrabı, minberi, çinileri, kitabeleri, duvardaki şahane levhaları ve her şeyi ile o hep cami kaldı. Tek noksan yerdeki halılar. Zemine bir halı serilse tekbir getirilip namaza durulur. Üstelik uzun bir zamandan bu yana da ibadete kısmen açık. Kısmi hürriyet, kısmen tanınan hak, tam iade edilecektir o kadar. Sömürge olmadığımızı, tam bağımsız olduğumuzu dünyaya ilan etmiş olacağız. I. Dünya Harbinden sonra İstanbul’da işgal devam etseydi. Yunanlılar Ayasofya’yı kilise mi yaparlardı, cami mi bırakırlardı, yoksa müzeye mi çevirirlerdi? Diyelim ki işgale rağmen düveli muazzama onu müze yapmış olsundu. İşgalle İstanbul’a sahip olan Yunanlılar, buna razı olarak müze kalmasına rıza gösterirler miydi? Bir Yunanlının hassasiyetini her Türk vatandaşından bekleriz. Şöyle bir itiraz yapılabilir. Camiler, topraklarımızın tapu senedleridir. İşgalcilerin zorla camilikten çıkarttığı bir muhteşem ibadethanenin öylece kalması kabul edilemez. Ayasofya Camiî, bu sene 1 Ramazan’da ibadete açılmalı. Heybeliada Ruhban mektebi de faaliyete geçsin. Kimsenin önünde dinî engel kalmamalı. Ayasofya’nın Taksim Camiîni, Çamlıca Camiînin her ikisini selamladığı güzel günleri hasretle bekliyoruz. Bu toprakların misafiri değil isek bu beklenti hakkımızdır. Ama şükür ki hayır. Biz, 26 Ağustos 1071’den beri bu toprakların sahibleriyiz. Bu sahiplik dünya durdukça duracaktır. Gökteki bayrağımızın yıldızı ne ise yerdeki cami odur. Bayrak şerefimiz, cami haysiyetimizdir.
Reklamı Geç
KAPAT